Gölgene Pencere Aç
Rüzgâr okur taşın dilsiz yasını,
Dağlar yutar sağır çağın sesini.
Gidilmeyen yollar kırar hevesi,
Zaman biler elbet kulun özünü.
Kışın koynu kırağıyla dolsa da,
Zemheri vurunca bağlar solsa da,
Güneş dağ göğsünde esir kalsa da;
Gecikmiş bir şafak çözer gizini.
Bilgi dilde kalsa, akla kefendir;
Kalbe inmeyen söz, kuru bir dindir.
Kandilin yandığı o yer derindir,
Kendi yangınından besler izini.
Irmak teslim olur, denize ağlar,
Kibrin zirvesinde kurur o bağlar.
Cüce yükseklerden dünyaya çağlar,
Kör eder her duman kibir gözünü.
Tohum intiharla başlar hayata,
Çürümek bir köprü, sığmaz fıtrata...
Toprağın altında dar gelen zata,
Bir filiz müjdeler göğün sözünü.
Yenilgi, sırtında taşınan kırbaç,
Kül altından doğar ateşe muhtaç.
Düştüğünde kalkıp gölgene sor, aç:
Toprak mı suçludur, kırdın dizini?
Kanatla ölçülmez göğün tenhası,
Gönlü sığmayanın biter davası.
Zindanı yırtamaz elin duası,
İnsan kendi çözer iç kilidini.
Ömür kısa, harı harlat kökünden,
İyilik borç kalsın zaman yükünden.
Gölgen bir pencere açtığı günden,
Şafak mühürlesin giden gününü.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu