Enkazın Altında Nabzım Atıyor Hâlâ
Beni hayata çağırma hemen.
Biraz daha kalayım içimde çöken o eski binanın altında.
Henüz bütün enkazımı saymadım.
Henüz hangi duvarın altında kaldığını bilmiyorum gülüşümün.
Çünkü uzun zamandır içimde yaşayan şey bir hüzün değil,
kendi küllerini yiyerek büyüyen isimsiz bir yaratık.
Geceleri gelip kalbimin çevresine yuva kuruyor.
Sabahları ise sanki hiçbir şey olmamış gibi kanat izlerini topluyorum yastığımdan.
Ben bir kadınım.
Göğsümün içinde, yıllardır varamadığı limanların haritasını taşıyan batık gemiler yüzüyor.
Her biri başka bir vedanın yüküyle dolu.
Her biri, bir zamanlar kalmalısın demeye utandığım bir aşkın mezarı.
Bazen aynaya bakıyorum.
Yüzümde annemden kalmış ışıklar, gözlerimde benden geriye kalan karanlık.
İnsan kendine de yabancı kalabiliyormuş meğer.
Bir gün kendi kapımı çaldım da açan olmadı içerden.
O gün öğrendim yalnızlığı.
O gün, kemiklerimin içine kadar işleyen sessizliğin nasıl bir iklim olduğunu.
Şimdi ne zaman yağmur yağsa
gökyüzü değil,
içimde yıllardır susuz bırakılmış çocuk ağlıyor.
Ne zaman bir kuş sürüsü geçse
kanatları değil,
yarım kalmış gidişler çırpınıyor içimde.
Ve ne zaman bir kadın güldüğünde saçlarının arasına güneş dolsa,
ben kendi karanlığıma dönüp bakıyorum.
Çünkü bazı insanlar mutluluğu yaşamaz.
Onu uzaktan geçen bir tren gibi seyreder.
Ama yine de.
Bütün bu yıkıntının ortasında
ölmeye yanaşmayan şeyler var içimde.
Pas tutmuş dualar.
Külün altında nabız atan korlar.
Kimsenin bilmediği bahçeler.
Ve yıllardır açılmamasına rağmen
çiçek olmayı unutmayan tohumlar.
Belki kurtulmayacağım.
Belki tamamlanmayacağım.
Belki hayat dediğimiz şey eksik kalmanın başka bir adı.
Ama bir gün
kaburgalarımın arasında sakladığım o gizli mevsim
taşacak.
Ve herkes çiçekleri konuşurken
kimse görmeyecek.
Onları büyüten şeyin
benim yıllarca sustuğum acı olduğunu.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.