Ömrümden Eksilenler
Benim adım Başak, bir insanın eksilişini uzaktan da tanırım.
Önce sesindeki sıcaklık çekilir,
sonra bakışının rengi değişir.
Bir zamanlar içine sığdırdığı dünya,
yavaş yavaş kendi duvarlarına dar gelir.
Sevdiğin gider, ardında bir yüz bırakır.
O yüz geceleri hatırlanır,
gündüzleri unutulmuş gibi yapılır.
Ama insanın kalbi, unutmayı öğrendiğini sandığı yerde, en eski yarasını yeniden büyütür.
Sonra zaman başlar çalışmaya,
sessiz bir değirmen gibi.
Günleri öğütür, mevsimleri birbirine karıştırır.
Aynı aynada duran yüz,
her sabah biraz daha uzak görünür.
Dün omuzlarında taşıdığın gençlik,
bugün eski bir şarkının kırık nağmesi olur.
Yıllar geçmez aslında, insanın içinden geçer.
Bir parça sabır bırakır, bir parça cesaret alır.
Geriye dönüp baktığında, hangi günün seni değiştirdiğini bile anlayamazsın.
Çünkü bazı kayıplar, takvim yapraklarına değil, insanın suskunluğuna yazılır.
Sonra bir gün,
duvarların da insana küsebileceğini öğrenirsin.
Bir zamanlar kahkahanı taşıyan odalar,
sesini tanımamaya başlar.
Masanın üzerinde duran sessizlik,
evin bütün eşyalarından daha ağır gelir. Pencereden giren ışık bile,
içeriye ait olmayan bir yabancı gibi dolaşır.
Ben Başağım, bir insanın yıkılışını yalnızca gözlerinden okumam.
Omuzlarına çöken sessizlikten anlarım. Cümlelerinin kısalmasından, gülüşünün eksilmesinden, bir yere aitmiş gibi dururken, içinde sürekli başka bir yer aramasından anlarım.
Çünkü insan, sadece sevdiğini kaybetmez.
Bazen kendi içindeki eski insanı da kaybeder.
Bir zamanlar kolayca inanan tarafını,
bir kapıyı umutla çalan cesaretini,
yarınlara sakladığı güzel ihtimalleri.
Ve sonunda, geriye yalnızca yaşanmışlık kalmaz. Yaşanamamış olanlar da büyür insanın içinde. Söylenmemiş bir söz, gidilmemiş bir yol, tamamlanmamış bir sarılış, yıllar sonra bile insanın göğsünde sessizce yer kaplar.
Ben Başağım,
sana kaybettiklerinin hesabını tutmam.
Çünkü bazı hesaplar,
insanın kendi vicdanında açılır.
Bir gün herkes susar,
şehir uzaklaşır, gece uzar.
İnsan kendi içine döner.
İşte o zaman anlarsın,
en büyük yıkım bir evin dağılması değildir.
Asıl yıkım, insanın kendini bir zamanlar olduğu kişi olarak bir daha bulamamasıdır.
Ve bazı insanlar, ömürlerinin sonuna kadar kendi içlerinde kaybettikleri o sesi arar.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.