Nadim Efendi Belediyeye Dava Açıyor
---
BÖLÜM 3: NADİM EFENDİ BELEDİYEYE DAVA AÇIYOR
Nadim Efendi’nin “morgdan dönüş” hikâyesi üç günde tüm Türkiye’ye yayıldı. İlçe Kaymakamı bile makam aracıyla Nadim Efendi’nin evine geldi. “Nadim Bey, sizi tebrik ederim. İlçemizin tanıtımına büyük katkı sağladınız. Artık ilçemiz ‘Diri Diri Nadim’in ilçesi’ olarak anılıyor,” dedi.
Nadim Efendi göğsünü kabarttı. “Kaymakam Bey, ben ölürken bile ilçeye hizmet ediyorum. Rütbe versenize bana,” dedi. Kaymakam gülümsedi “Sizi belediyenin fahri yaşayan ölüsü ilan edelim mi?” diye espri yaptı. Nadim Efendi, “Olmaz, ölü maaşı bağlamazlar sonra,” diyerek kaşlarını çattı.
O sırada belediyeden bir memur geldi. Elinde bir zarf vardı. “Nadim Efendi, belediyeden tebligatınız var,” dedi. Nadim Efendi zarfı açtı, içinden çıkan kağıtta şunlar yazıyordu:
“Nadim Bey, nüfus kaydınızda ‘ölü’ olarak görünüyorsunuz. Bu durumda sağlık sigortanız, emekli maaşınız ve tapu işlemleriniz geçersizdir. 7 gün içinde canlı olduğunuza dair resmi rapor getirmezseniz, cenaze defin işlemlerinizi başlatmak zorundayız. Aksi halde sizi mezarlığa gömeceğiz.”
Nadim Efendi kağıdı okur okumaz, gözleri fırladı. “Ne demek gömeriz lan !? Ben daha yediğim helvayı sindirmedim, beni gömecekler ha!?” diye bağırdı. Hemen hastaneye koştu. Doktor Bey’den “Yaşadığına dair” rapor istedi. Doktor, “Nadim Bey, siz zaten yaşıyorsunuz, bunu raporla mı ispatlayacağız?” dedi. Nadim Efendi, “Doktor Bey, belediye bana ölü muamelesi yapıyor. Ne olur bir kağıt yaz da ‘Bu adam nefes alıyor, nabzı var, üstelik helvasını bile yedi’ de!” diye yalvardı.
Doktor, gülerek raporu yazdı. Raporun altına da “Bu adam ölmedi, sadece çok şanslı, ayrıca obur” notunu düştü.
Nadim Efendi raporu alıp belediyeye gitti. Memur Bey, rapora bakıp “Efendim, bu raporda ‘obur’ yazıyor, bu resmi belge için yeterli değil,” dedi. Nadim Efendi sinirden köpürdü. “Beni gören herkes biliyor yaşadığımı! Pazardaki manav, kahvedeki dayılar, hatta cenazeme gelen herkes! Daha dün kendi cenazeme gittim, görmediniz mi!?” diye çıkıştı.
Memur, “Efendim, sizi cenazenizde görenleri şahit gösterin, o zaman düzeltiriz,” deyince Nadim Efendi’nin aklına parlak bir fikir geldi.
Ertesi gün Nadim Efendi, cenazesine gelen tüm akrabalarını topladı. Hep birlikte belediyeye gidip imza verdiler. “Biz, Nadim Efendi’nin cenazesine katıldık, ancak cenaze sahibi kendisi gelip un helvasından yedi. Bu nedenle ölü olmadığına şahitlik ederiz,” diye bir dilekçe hazırladılar.
Belediye Başkanı bu durumu duyunca kahkahayı bastı. “Bu ilçede bir ilki yaşatıyoruz! Bir adam kendi cenazesini şahit göstererek nüfusunu düzelttiriyor!” dedi ve Nadim Efendi’nin kaydını “yaşıyor” olarak güncelledi. Hatta kendisine “Cenaze Helva Bedeli” adı altında 20.000TL tazminat ödedi.
Nadim Efendi bu parayı alınca ilçenin en iyi lokantasında bir ziyafet verdi. Menüsünü “Ölümden Dönen Adam Tabağı” koydu. İçinde pirinç pilavı, ayran ve tatlı olarak da “un helvası Tatlısı” vardı.
O gün lokanta o kadar doldu ki, dışarıda kuyruk oluştu. Nadim Efendi kapıda “Buyurun buyurun, ölüm fiyatına yaşam ziyafeti!” diye müşteri çağırdı.
Fatma Hanım ise evde oturmuş, “Bu adam ölse mi yaşasa mı daha çok masraf çıkarıyor, anlamadım,” diye kendi kendine söyleniyordu.
Devamı var
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.