Eskiden
Yorgun bir nehir gibi akıyor zaman,
Kıyısında biriken o taşlar
Ağırlaştı,
Şimdi avuçlarımı kanatıyor.
Ah, o eski ayna,
İçindeki ışıkta söndü,
Bir mum gibi eriyor ömür,
Damla damla.
Benim gibi…
Eskiden küçük bir gayretle dağları aşardım,
Şimdi mecal kalmadı ,
kurşun gibi ağırlaştı adımlar .
Sözler eskidi, dokunuşlar pas tuttu.
Ah Kalbim...
Evet, hâlâ o vuruşuna devam ediyor.
Ritminde kırık bir telin sızısı var;
Sanki bir mızrabı kaybolmuş da
O eski şarkıları çalamıyor.
Ey can
Sen de mi yoruldun bu yorulan tenden?
Birlikte yaşlandığımız bu uzun zamanda,
Hangi menzile varır ki bu kaplumbağa yürüyüşü?
Gecenin en tenhasında
Kendi nefesimi dinliyorum uzun uzun.
Sanki bir yabancı soluyor yanı başımda.
Ellerimi...
Çehremi tanıyamıyorum ?
Parmak uçlarımda biriktirdiklerim
Şimdi bir kum gibi akıyor avuçlarımdan.
Teker teker.
Eskiden “yeter” derdim bu hoyrat dünyaya,
Şimdi dünya bana “yeter” diyor;
Sessiz, acımasız ve mağrur bir gülüşle.
Bir bardak su içsem, nafile...
İçimde bir yerler ezelden kurak,
kanmıyor
Yetişemiyor o yangın yerine
Ruhumun…
Ey can, ey eski yoldaşım,
Hani o göğsü yırtan ateş?
Hani o uçurumlara meydan okuyan delişmen koşuş?
Şimdi sadece bir kor kaldı geriye,
Üşümüş küllerin loş koynunda...
Üflesen sönüyor,
Üflemesen de …
Ama hâlâ soruyorum
Eskiden koca bir kainat gibi yeterdim kendime,
Peki ya şimdi?
Kendine yeten o mağrur çocuk nerede?
Belki bir ormanın karanlığında kayboldu,
Belki de aynaların sırrında…
Adım adım çekildi içimdeki dehlizlere,
Birkaç anı bıraktı geriye.
Şimdi içimde mutlak bir boşluk;
Ne doluyor,
Ne taşıyor...
Zaman denen o mahir hırsız,
En mukaddes parçamı çaldı götürdü:
Gülüşümü, cesaretimi, çocukluğumu ,gençliğimi …
vakte sığmayan o sonsuz umudumu.
Geriye sadece bu tekinsiz, bu tedirgin bedende;
Çatısı akan, duvarları çatlamış,
Rüzgârın insafına kalmış eski bir ev gibi
Beni bıraktı yalnızca .
Bazı sabahlar,
Kendi enkazımdan bir saray yapmaya çalışıyorum.
Bir fincan çayın buğusunda,
Bir dize mısranın kuytusunda,
Bir hatıranın kırık aynasında
Avunuyorum işte
Üç beş kelimeyle .
Yetemiyorum düşlerime
Eksik ,aksak birkaç dizeyle...
Hâlâ buralardayım;
eskimiş, yorgun, unutulmuş.
Şimdilik...
Biraz daha nefes alalım seninle.
Biraz daha hatırlayalım sevmeyi, sevilmeyi,
Çünkü sevmek, eskimeyen tek coğrafyadır göğsümüzde.
Eskisek de, dökülsek de yaprak yaprak,
Hâlâ buradayız.
Köklerimiz derinde,
Hâlâ hayat dolu.
Bak, gece biterken söküyor şafak:
Her kırık dökük evde bir yaşanmışlık gizlidir,
Her çatlak duvardan bir sızma ışık sızar.
Bizim bu yorgunluğumuz,
Dünyanın kirine bulaşmamanın asil bedelidir.
Hadi, yasla ruhunu omuzuma,
Varsın çalınsın sabahlara sığan umutlar,
Biz kendimize yeni bir gece tasarlayalım.
Yorulmuş bir nehiriz,
Doğru,
Ama unutma;
Her yorgun nehir, eninde sonunda
O muhteşem, o sonsuz deryaya kavuşur.
Biraz daha sabret
Biraz daha asıl o tespihin tanelerine
Usulca…
redfer
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.