Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
5 (1 oy)

Eskiden

Eskiden


Yorgun bir nehir gibi akıyor zaman, 

Kıyısında biriken o taşlar 

Ağırlaştı, 

Şimdi avuçlarımı kanatıyor. 

Ah, o eski ayna, 

İçindeki ışıkta söndü, 

Bir mum gibi eriyor ömür, 

Damla damla.

Benim gibi…


Eskiden küçük bir gayretle dağları aşardım, 

Şimdi mecal kalmadı , 

kurşun gibi ağırlaştı adımlar . 

Sözler eskidi, dokunuşlar pas tuttu. 

Ah Kalbim... 

Evet, hâlâ o vuruşuna devam ediyor. 

Ritminde kırık bir telin sızısı var; 

Sanki bir mızrabı kaybolmuş da 

O eski şarkıları çalamıyor.


Ey can 

Sen de mi yoruldun bu yorulan tenden? 

Birlikte yaşlandığımız bu uzun zamanda, 

Hangi menzile varır ki bu kaplumbağa yürüyüşü?

Gecenin en tenhasında 

Kendi nefesimi dinliyorum uzun uzun. 

Sanki bir yabancı soluyor yanı başımda. 

Ellerimi... 

Çehremi tanıyamıyorum ? 

Parmak uçlarımda biriktirdiklerim 

Şimdi bir kum gibi akıyor avuçlarımdan.

Teker teker.


Eskiden “yeter” derdim bu hoyrat dünyaya, 

Şimdi dünya bana “yeter” diyor;

Sessiz, acımasız ve mağrur bir gülüşle. 

Bir bardak su içsem, nafile... 

İçimde bir yerler ezelden kurak, 

kanmıyor

Yetişemiyor o yangın yerine

Ruhumun…


Ey can, ey eski yoldaşım, 

Hani o göğsü yırtan ateş? 

Hani o uçurumlara meydan okuyan delişmen koşuş? 

Şimdi sadece bir kor kaldı geriye, 

Üşümüş küllerin loş koynunda... 

Üflesen sönüyor, 

Üflemesen de …


Ama hâlâ soruyorum 

Eskiden koca bir kainat gibi yeterdim kendime, 

Peki ya şimdi? 

Kendine yeten o mağrur çocuk nerede? 

Belki bir ormanın karanlığında kayboldu, 

Belki de aynaların sırrında… 

Adım adım çekildi içimdeki dehlizlere, 

Birkaç anı bıraktı geriye.

Şimdi içimde mutlak bir boşluk; 

Ne doluyor, 

Ne taşıyor... 


Zaman denen o mahir hırsız, 

En mukaddes parçamı çaldı götürdü: 

Gülüşümü, cesaretimi, çocukluğumu ,gençliğimi …

vakte sığmayan o sonsuz umudumu. 

Geriye sadece bu tekinsiz, bu tedirgin bedende; 

Çatısı akan, duvarları çatlamış, 

Rüzgârın insafına kalmış eski bir ev gibi

Beni bıraktı yalnızca .


Bazı sabahlar, 

Kendi enkazımdan bir saray yapmaya çalışıyorum. 

Bir fincan çayın buğusunda, 

Bir dize mısranın kuytusunda, 

Bir hatıranın kırık aynasında 

Avunuyorum işte 

Üç beş kelimeyle . 

Yetemiyorum düşlerime 

Eksik ,aksak birkaç dizeyle... 

Hâlâ buralardayım; 

eskimiş, yorgun, unutulmuş.


Şimdilik... 

Biraz daha nefes alalım seninle. 

Biraz daha hatırlayalım sevmeyi, sevilmeyi, 

Çünkü sevmek, eskimeyen tek coğrafyadır göğsümüzde. 

Eskisek de, dökülsek de yaprak yaprak, 

Hâlâ buradayız. 

Köklerimiz derinde, 

Hâlâ hayat dolu.


Bak, gece biterken söküyor şafak: 

Her kırık dökük evde bir yaşanmışlık gizlidir, 

Her çatlak duvardan bir sızma ışık sızar. 

Bizim bu yorgunluğumuz, 

Dünyanın kirine bulaşmamanın asil bedelidir.

Hadi, yasla ruhunu omuzuma, 

Varsın çalınsın sabahlara sığan umutlar, 

Biz kendimize yeni bir gece tasarlayalım. 


Yorulmuş bir nehiriz, 

Doğru, 

Ama unutma; 

Her yorgun nehir, eninde sonunda 

O muhteşem, o sonsuz deryaya kavuşur. 

Biraz daha sabret 

Biraz daha asıl o tespihin tanelerine

Usulca…


redfer


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Eskiden

Eskiden

redfer redfer