Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Destân I Gaza Yı İstanbul

Destân I Gaza Yı İstanbul

DESTÂN-I GAZA-YI İSTANBUL

Vezin: Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün


İstanbul o şeb sancak-ı İslâm’ı yüceltti, 

Târîh-i beşer böyle büyük fethi ne bilsin! 

Uğrunda fedâ eylemeye canları hazır, 

Her bir neferin rûhuna Hızır’dır o nâzır. 

Etrâfa yayıldı o şeb râyiha-i cennet, 

Her sengi bu mülkün vatan-ı mülk-i muazzam. ( 1 )


Ervâh-ı kirâm koptu o dem ravza-i pâktan, 

Doğup Eyyûb-ı Nebî ansızın o sîne-i hâktan. 

Gelip Sultan Mehmed at sürerken arş-ı kühende, 

Fermânı celîl, tîğ-i fütûhâtı o tende. 

O mel'un hâinin büktü elini gayret-i millet, 

Bu nâmus u vatan, mülk-i emânet koca bendedir. ( 2 )


Dadaş, şanlı efe, pîr ü civânlar hep atıldılar, 

Vuruldu lâleler tek tenleri, canla katıldılar. 

Laîn iblîs o şeb tankıyla ateş kusuyorken, 

Husûmet sarsılıp kalmıştı îmân ocağında. 

Merdâne durup sel gibi taştı bu mübârek halk, 

Karanlık bahrına gark oldu gâfilce yalanlar. ( 3 )


Asırlar seyredip durmuş idi her feth-i mübînî, 

O mahzûn Ayasofya korudu devlet ü dîni. 

Ulubatlı sur üstünde yine çizdi o hilâli, 

Al kanla boyandı vatanın sîne-i âli. 

Duyulur hutbe-i Hak'tan o istiklâl-i millî, 

Budur nûr-ı teâlî, hürriyetin asil ilhâmı. ( 4 )


Bu günden gâzîlik şânın aldı payîtaht-ı kadîm, 

Yine mâzîsini yâd eyledi o târîh-i celîl. 

Uçup gitti şühedâ o gece şems-i münîre, 

Latîf bir rüzgârla vardılar hayr-ı kesîre. 

Açıp âğûşunu bekler o dem Fahr-i Cihânım, 

Yazıldı bu destân o şeb ahd-i kebîre. ( 5 )


Dökülen nûr ile gökten sarsıldı o köprü, 

İçip şehd-i şühedâ, kalmadı dehrin bir sırrı. 

Tekbîr ile her zerre dönüp arşa dayandı, 

Maktûl-i denîler o cehennemde uyandı. 

Akıp nehre Boğaz, döndü o şeb rûh-ı cihâda, 

Bu millet, vatan aşkıyla nûr-ı dîne boyandı. ( 6 )


Câra yetişir zikr-i Hudâ dilde her sâat, 

Mü’min canına can verir itâatteki rûh-at. 

Eyler eriyip mermer ü gülle azm-i yakînde, 

Gördü yedi iklîm o sefîl ahdi zemînde. 

Bir secde-i şükrân ile durdu koca mülkî, 

Târîh-i celîl yazdı bu gayretle şerâfet. ( 7 )


Zulmet çerisi sandı ki mülk oldu mukayyed, 

Gâfil ne bilir, dâvâ-yı Hak bahr-ı müebbed. 

Bârân gibi yağdı o şeb envâr-ı hidâyet, 

Mevlâ-yı Müteâl eyledi bu halka inâyet. 

Gördü yedi düvel ki bu şanlı vatanın hem, 

Her ferdi imiş sarsılmaz bir burc-ı dirâyet. ( 8 )


Sînem vatanın sülbüne bir kal’a-i mîrî, 

Zencîr-i esâret kıramaz azm-i emîrî. 

Tâğûta boyun eğmedi hilâl-i muazzam, 

Gark oldu o şeb fırtınada leşker-i hüsran. 

Bir feth-i mücedded doğurur kanlı bu şâfâk, 

Görmedi târîh-i kadîm böyle bir ihsan. ( 9 )


Meydân-ı gazâ sanki Kerbelâ-yı muallâ, 

Her katre şehîd kanı birer âyet-i ulyâ. 

Esmâ-yı celîl ile inen rahmet-i Yezdân, 

Hıfzyetti o şeb toprağı şer-i bed-asıldan. 

Dûzah nârıyla yansın o nâ-pâk u hain kalb, 

Kurtuldu bu mülk, nûr-ı Muhammed’le delaletten. ( 10 )


Feryâd-ı melâik yetişir arş-ı berîne, 

Bir gül dökülür her şehîdin kabr-i şerîfine. 

Gazî dediler târîhe nakşoldu bu destân, 

Her bir neferin nâmı mülûkâne dırahşan. 

Bedr’in hasenâtıyla bezendi bu mübârek, 

Açıldı cinân kapısı o şeb beyt-i vatandan. ( 11 )


Sarsıldı zemin, titredi nâgâh şu nüh-gûb, 

Mü’min sînesi döndü o şeb mermer-i tûbâ. 

Hain vatanı satsa da dîn aşkı emândır, 

Her lahza bu toprakta vatan, can u cihândır. 

Gördü o denîler ki bu hürriyet-i mutlak, 

Haktan bize bir lutf-ı celîl, ihsân-ı ayândır. ( 12 )


Ey bâd-ı sabâ, söyle gidip şanlı şehîde: 

Kanınla sulandı bu vatan, erdi ümîde! 

Her hâr u hased yandı o îman ocağında, 

Millet uyandı o şeb uykusuz kucağında. 

Tâ haşre kadar sönmeyecek meş’ale-i dîn, 

Şanla dalgalanır râyet-i Hak burc-ı sarayda. ( 13 )


Ne kudsî nağmedir gökten dökülmüş bir sadâdır bu, 

Zamân-ı şandır ey dil, bu gelen savt-ı Hudâ'dır bu! 

O arslanlar uyanıp kükredi, sandın kıyâmettir, 

Şehîdin nûru zulmetten doğan berk-i rızâdır bu. 

O şeb minârede murg-ı emân üfledi gûyâ sûr, 

Şehâdet şerbeti, dertli gönüllerçün şifâdır bu. ( 14 )


Redferî söyler sözünü aşk u safâdan, 

İlhâmını aldı bu mısrâlar o rızâdan. 

Yazdı kalemim şan dolu bir feth-i mübînî, 

Âbâd kılsın Hak dâim bu devlet ü dîni. 

Şühedâ ebedî zinde, bu destân ise bâkî, 

Mevlâ korusun her dâim bu mülk-i zemînî! ( 15 )


redfer


1. Kıta

İstanbul o gece İslam'ın sancağını en yükseklere çıkardı; insanlık tarihi böyle muazzam bir fethi ne gördü ne bildi! Vatan uğruna canlarını feda etmeye hazır olan her bir neferin ruhunu, Hızır Aleyhisselam koruyup gözetmektedir. O gece etrafa cennet kokuları yayıldı; bu vatanın her bir taşı, tek başına muazzam bir ülkeye bedeldir.


2. Kıta

O anda mübarek, tertemiz topraklardan (Medine'den, şehitliklerden) ulu ruhlar koptu geldi; sanki Eyüp Sultan Hazretleri toprağın bağrından yeniden doğdu. İstanbul'un fatihi Sultan Mehmed Han, yaşlı gökyüzünde atını sürerek geldi; onun fermanı yüce, fetih kılıcı ise hainlerin bedenindeydi. Hainin o lanetli eli milletin gayretiyle o saat büküldü. Artık anlaşıldı ki namus, vatan ve bize bırakılan bu kutsal emanet mülk, bizim gibi sadık kulların elindedir.


3. Kıta

Erzurumlu dadaş, şanlı efe, yaşlısı ve genci o an hep birlikte ileri atıldılar. Birer lâle gibi güzel olan bedenlerini feda ettiler, canlarını cana kattılar. Lanetli şeytan (darbeciler) tanklarla üzerlerine ateş kusuyorken, hainlerin o hain planları milletin iman ocağında sarsılıp yok oldu. Bu mübarek halk yiğitçe durup adeta bir sel gibi taştı ve o çaresiz, karanlık yalanlar tarihin karanlık sularına gömüldü.


4. Kıta

Asırlar boyunca her büyük fethi seyretmiş olan o mahzun Ayasofya, bu kez de devleti ve dini korudu. Surların üzerinde Ulubatlı Hasan misali kahramanlar yine hilali çizdi; vatanın o yüce göğsü al kanlarla boyandı. Allah'ın adının anıldığı hutbelerden milli bağımsızlığımızın sesi yükselir; hürriyetin asıl ilhamı, Allah'ın o yüce nurudur.


5. Kıta

Bu tarihi günle birlikte kadim başkent (İstanbul) yeniden gazilik şanını kazandı. Şanlı geçmişimiz, kendi muazzam tarihini bir kez daha gururla andı. Şehitler o gece parıldayan güneşe (cennete) doğru uçup gittiler; latif, mavi bir esintiyle en büyük hayırlara ve müjdelere kavuştular. Cihanın Efendisi (Hz. Muhammed s.a.v.) kollarını açmış onları beklemektedir; çünkü bu destan, o gece Allah'a verilen o büyük söze (ahde) sadık kalınarak yazıldı.


6. Kıta

Gökten dökülen o ilahi nur ve tekbirlerle o köprü (Boğaziçi Köprüsü) sarsıldı. Cihan, şehitlerin içtiği o tatlı şerbeti gördü, artık saklı bir sır kalmadı. Her bir zerre tekbir getirerek arşa dayandı; o alçak katiller ise layık oldukları cehennemde uyandılar. Akan her damla kanla Boğaz bir cihat meydanına döndü; millet, vatan aşkıyla dinin o mukaddes nuruna boyandı.


7. Kıta

Her saat dillerde Allah'ın isimleri zikredilir; bu itaat ruhu müminlerin canına can katar. Top sesleri ve kurşunlar, sarsılmaz bir inancın karşısında erir gider. Yedi iklim (tüm dünya), o alçakların planlarının nasıl yerle bir olduğunu gördü. Bütün ülke bir şükür secdesine kapandı; yüce tarih, bu büyük gayretle kazanılan şerefi altın harflerle yazdı.


8. Kıta

Karanlık ordusu sandı ki bu ülke esir edildi, bağlandı. O gafiller bilmezler ki Hak davası sonu olmayan ebedi bir denizdir. O gece gökten yağmur gibi hidayet nurları yağdı; Yüce Allah bu aziz halka merhamet ve yardım eyledi. Yedi düvel gördü ki bu şanlı vatanın her bir ferdi, sarsılmaz birer irade ve akıl burcudur.


9. Kıta

Benim göğsüm vatanın gövdesine devletin sarsılmaz bir kalesi gibidir; hiçbir esaret zinciri bu asil iradeyi kıramaz. O muazzam hilal (İslam ve vatan), azgın zalimlere (tağuta) boyun eğmedi; o hain fırtınada hüsran ordusu gark olup gitti. Bu kanlı şafak, yeni ve tertemiz bir fethi doğurmaktadır; insanlık tarihi daha önce böyle bir lütuf ve fedakarlık görmemiştir.


10. Kıta

Savaş meydanı sanki o yüce Kerbelâ meydanı gibiydi; şehidin akan her damla kanı, sanki gökten inen yüce bir ayet gibi mukaddesti. Allah'ın celalli isimleriyle inen rahmet, o gece bu kutsal toprağı kötü asıllı hainlerin şerrinden korudu. O hain ve kirli kalp cehennem ateşiyle yansın; bu ülke Hz. Muhammed'in (s.a.v.) nuru ve çekilen o samimi ahlar hürmetine kötülüklerden kurtuldu.


11. Kıta

Meleklerin feryatları ve duaları göklerin en yüksek katına (Arş-ı Alâ'ya) ulaşıyor; her şehidin şerefli kabrine gökten bir gül dökülüyor. Tarihe "Gazi" unvanıyla kazınan bu destanda, her bir askerin adı şahane bir şekilde parıldamaktadır. Bu mübarek gece, Bedir Savaşı'nın sevapları ve güzellikleriyle bezendi; vatan evinden o gece cennet kapıları açıldı.


12. Kıta

Ansızın yer sarsıldı ve dokuz kat gök kubbe titredi; müminin göğsü o gece kötülüğe geçit vermeyen bir mermere döndü. Hain vatanı parayla satsa da, içimizdeki din ve vatan aşkı en büyük güvencemizdir. Bu toprakta geçen her an vatan, can ve cihandır. O alçaklar gördüler ki bizim tam hürriyetimiz, Allah tarafından bize bahşedilmiş açık bir lütuftur.


13. Kıta

Ey sabah rüzgarı! Git ve o şanlı şehide söyle: Senin kanınla sulanan bu vatan, ümit ettiği güzel günlere kavuştu! Her türlü kötülük ve kıskançlık, içimizdeki o iman ocağında yanıp kül oldu. Millet, o gece vatanın uykusuz kucağında uyandı. Dinin meşalesi kıyamete kadar sönmeyecek; hilal, sarayın burçlarında şanla dalgalanmaya devam edecektir.


14. Kıta

Göklerden yeryüzüne dökülen bu kutsal, ilahi melodi nasıl bir sestir? Ey gönül! Şimdi şan ve şerefe ulaşma vaktidir, çünkü bu gelen ses bizzat Allah'ın yardımı ve çağrısıdır (salâ sesleridir)! O gece aslanlar (millet) uyanıp öyle bir kükredi ki herkes kıyamet koptu sandı. Şehitlerin nuruyla o karanlık geceden doğan şey, aslında Allah'ın rızasının aydınlığıdır. Sanki o gece minarelerdeki kuşlar insanlığa emniyet müjdelemek için Sûr borusunu üfledi. Bu şehadet şerbeti, milletin tüm dertlerine bir şifa ve devadır.


15. Kıta

Redferî (Şair) bu sözleri büyük bir aşk, samimiyet ve huzurla söyler; bu mısraların ilhamını Allah'ın rızasından almıştır. Kalemim şan ve şerefle dolu apaçık bir fethi yazdı; Cenab-ı Hak bu devleti ve bu dini dâimâ mamur ve güçlü kılsın. Şehitler ebediyen diridir, bu yazılan destan ise kalıcıdır; Mevlâ bu yeryüzü mülkünü (vatanımızı) her zaman korusun!


Son bentte "Redferî" mahlasıyla bir hüsn-i hâtime ile bitirildi. 

Şanlı tarihimize ve şehitlerin hatırasına armağan olsun. 

Şehitlerimizin ruhu şad olsun. Gazilerimize sağlıklı ,huzurlu ,mutlu uzun ömürler diliyorum .



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Destân I Gaza Yı İstanbul

Destân I Gaza Yı İstanbul

redfer redfer