Yağmurun Altında Şemsiyesiz Yürüme Israrın
Gece yarısı ansızın sokağa dökülen kahkahaların,
Yağmurun altında şemsiyesiz yürüme ısrarın.
Herkesin kaçtığı fırtınalara kucak açışın,
Kurallara teğet geçen o başıbozuk adımların...
İşte onlar da sensin,
O hiç büyümeyen çocuk gibi.
Eski bir gramofon iğnesinde takılı kalan şarkı,
Kitap arası kurutulmuş sarı papatyalar.
"Her şey geçer" derken gözlerinde beliren o ışıltı,
Hiç kimsenin okuyamadığı, sakladığın kırgınlıklar.
Söylesene,
hangi iklimden kaldın sen bana?
Pencerene konan kuşlara isimler takman,
Gece yarısı mutfakta demlenen o yalnızlık çayı.
Dünyanın tüm yükünü omuzlamış gibi,
Sonra bir genç kız gibi tek bir sözle avunman.
Aklımı başımdan alan
o sebepsiz gülüşün var ya…
Herkesin 'imkansız' dediği yerde ısrarın,
Rüzgara karşı savurduğun o kahverengi saçların.
Yasaklara duyduğun o meşum, o tatlı heves,
Beni her defasında sana uçuran o gamzelerin.
Bile bile ateşe yürümek gibi bir şey ,
Seni sevmek.
Bir ajanda yaprağına yazdığın buruk notlar,
Mektup zarflarında ki adresler.
Kendi içinin labirentlerinde kayboluşun,
Ve her defasında bende karaya vuruşun.
Sen benim en çok adımladığım,
Adını koyamadığım çıkmaz sokağımsın.
Zamansız gelen sessizliklerin,
Aklına estikçe ansızın gidişlerin,
Hangi cennetten düşüp geldin bu gri şehre?
Hangi çiçeğin kokususun pencere önünde ?
Sorularım çoğalıyor,
cevapları yine sadece sensin.
Bir fincan kahvenin telvesinde aradığın fallar,
Kendi ellerinle çizdiğin o tekinsiz haritalar.
Işıkları söndürüp yolları gözleyişin,
En büyük kaygılara tek başına göğüs gerişin .
Aklın sınırlarını zorlayan
O duru sessizliğin var ya ...
Sırf muhalif olmak için
inatlaştığın o uzun dakikalar.
Dünyayı karşısına alan o mağrur tavrın,
Sonra gelip tam da göğsümün ortasında yaslanışın.
Saba yeli misin , çöl fırtınası mı;
hâlâ çözebilmiş değilim.
Herkes gürültüyü severken senin susuşun
Gözlerimin içine bakıp çektiğin o derin nefes.
Bir günah gibi sakladığım,
Dokunmaktan korktuğum ,
Öfkem sonrası yine senin yanında olduğum.
Ruhumun en kuytu köşesine
kazınmış adın.
Sığmıyorsun işte; ne şiirlerin ölçüsüne,
Ne de bu yorgun kalbimin dar odalarına.
Sen, yapılmamış tercihlerin,
yaşanmamış anların,
Ve dünyadaki tüm çılgınlıkların toplamısın.
Seviyorum seni.
Bir filmin en alakasız sahnesinde ağlaman,
Ya da herkes susarken
attığın o delice kahkaha.
Dünyanın çizgilerine uymayan o köşeli ruhun,
Ezberleri bozan
o çocuksu tavrın var ya…
Eski bir şarkıyı günlerce bıkmadan mırıldanman,
Sözlerini unutup,
yerine kendi sitemlerini koyman.
Zamanın gerisinde duran o tutucu halin,
Akrep ve yelkovana meydan okuyan
O ısrarın var ya…
Kimsenin görmediği detaylara takılıp kalışın,
Kaldırım taşlarının arasındaki o papatyayı koklayışın.
Koca dünyanın yükünü
kendi omuzlarında taşıma hevesin,
Beni sana bağlayan
o dudaklarına düşen tebessümün var ya
Yağmurlu günlerde şemsiyeni evde unutma alışkanlığın,
Bile isteye ıslanman,
rüzgâra karşı yürümen.
Hayata karşı aldığın o korunmasız,
o ıslak düşlerin,
İçimde yerleri sırılsıklam eden
o şuh duruşun var ya
Vitrin camlarında kendine bakıp saçını düzeltmen,
Hemen ardından "ne anlamsız" deyip yüzünü ekşitmen.
Kendini hem çok sevip hem de kendinden kaçışın,
sokaklarında kaybolmaktan zevk aldığım
tek şehir sensin.
Gitme dediğimde ,
"Boş ver" deyişin var ya
Şimdi hangi kelimeye sığdırsam senin adını
az kalır ,anlatamam,
Hangi dizeye yazsam senin o tahmin edilemezliğini
dar gelir , sığdıramam .
Sen, içimde büyüttüğüm o en tatlı,
en umarsız duygusun ,
Her bakışta ,her defasında
Yeniden aşık oluyorum sana
redfer
>>> https://www.youtube.com/watch?v=doWfqUh5hCM
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.