Edebiyat Evi Şairlerinin Issız Ada Macerası 7
7.Bölüm
Gökdeniz gece gördüğü cismi merak etmekten doğru dürüst uyuyamadı.
Güneş daha yeni doğarken Nuri Hoca’yı uyandırdı.
"Haydi, gel. Gel de birlikte bakalım."
İkili, ellerine baltayı ve bir ipi alarak sahile doğru yürüdüler
Dalgalar geceye göre daha sakindi.
Kıyıya yaklaştıklarında karanlıkta seçemedikleri cismin ne olduğunu anladılar.
Gemilerinden kopan büyük bir ahşap dolaptı.
Kapaklarından biri kırılmış, diğer tarafı yosunlarla kaplanmıştı.
"Yardım edin!" diye seslendi Nuri Hoca
Kamptan dört kişi daha koşarak geldi.
Hep birlikte dolabı kumların üzerine çektiler.
Oldukça ağırdı.
İçini açtıklarında büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar.
Dolap neredeyse boştu.
İçinde yalnızca birkaç ıslanmış kıyafet, kırılmış tabaklar ve kullanılmaz hâle gelmiş kitaplar vardı.
Gökdeniz suya bulanmış kitaplardan birini eline aldı.
Sayfalar birbirine yapışmıştı.
Yavaşça açmaya çalıştı ama dağılıverdi.
"Yazık oldu..."
Mehmet Fikret kitabı elinden aldı.
"Belki hepsi kurtarılamaz ama güneşte kurutmayı deneyebiliriz."
Sonuçta onlar yazar ve şairdi.
Kitaplar onlar için yalnızca eşya değildi.
Dolabın alt kısmını incelerken Gökdeniz’in eli gizli bir bölmeye takıldı.
"Burada bir kapak var."
Baltanın ucuyla kanırttı.
Kapak açılınca içeriden plastik bir kutu çıktı.
Kutunun kapağı sıkıca kapalı olduğu için içine su girmemişti.
Herkes heyecanla etrafına toplandı.
İçinden birkaç paket mum, üç beş kutu kibrit, iki el feneri, yedek piller, dikiş malzemesi ve küçük bir ilk yardım çantası çıktı.
Bir an sessizlik oldu.
Sonra Mücella Hanım’ın sesi duyuldu
"Bunlar gerçekten işimize yarayacak mı?."
"Evet" dedi kaptan.
"Ben bunların yerine bir tencere sıcak yemek bulmayı tercih ederdim." dedi Mücella Hanım.
İlk yardım çantasındaki sargılarla günlerdir kapanmayan yaralar temizlendi.
Fenerlerden biri hemen denendi.
Zayıf da olsa ışık veriyordu.
Artık geceleri tamamen karanlıkta kalmayacaklardı.
Öğleden sonra Şampiyon balık avlamak için yeni bir fikir ortaya attı.
"Kıyıda taşlardan yarım daire şeklinde bir set yapalım."
"Ne işe yarayacak?"
"Gelgit çekilirken burada bir gölet oluşur,balıklar da içeride kalabilir." Ben de içine girer elimle yakalarım
Sami Hoca
”Yavaş at Şampiyon burası Zara değil” dedi .
Hele bir bakalım sonunda görüşürüz Sami Hoca “
Herkes çalışmaya başladı.
Saatlerce taş taşıdılar.
Bellerine kadar suya girdiler.
Akşama doğru bir havuz oluşturmayı başardılar.
"Yarın sabah kontrol ederiz." dedi Şampiyon
"Hatta işe yararsa birkaç tane daha yaparız."
Akşam yemeğinde son incirler ve birkaç küçük balık paylaşıldı.
Artık kimse eski hayatındaki gibi doymayı beklemiyordu.
Önemli olan açlığı bastıracak kadar yiyebilmekti.
Yemekten sonra ateşin etrafında otururlarken Tülay Hanım sessizce konuştu.
"Evde en çok neyi özlediniz?"
Bir süre kimse cevap vermedi.
Sonra Hatice Hanım gülümsedi.
"Sıcacık ekmeği."
Meryem Hanım başını salladı.
"Annemin yaptığı mercimek çorbasını."
Ahmet Zeytinci uzaklara baktı.
"Ben de sabah kalkınca musluğu açıp kana kana su içmeyi..."
"Ben de Sami Hoca'yı taşlamayı" dedi Fikret üstad.
"Sen beni bırak da bundan sonra şu Nuri Hoca'yı taşla.
Bizi bu seyahata razı etmekle başımıza ne çoraplar ördü baksana
Bu kez kimse konuşmadı.
Çünkü o kadar sıradan görünen şeylerin aslında ne kadar değerli olduğunu burada öğrenmişlerdi.
Gece nöbeti yine ikişer saatlik vardiyalarla başladı.
Ay, denizin üzerine gümüş gibi bir yol çiziyordu.
Harun Yıldırım el fenerini eline alıp sahili kontrol ederken kumların üzerinde iri ayak izleri fark etti.
İzler insan ayağına benzemiyordu.
Ne de maymun izine...
Dört parmaklı, geniş tabanlı izlerdi.
İzler denizden geliyor, birkaç metre ilerledikten sonra yeniden suya dönüyordu.
Sabah olunca herkes izlerin etrafında toplandı.
Sami Hoca çömelip dikkatlice inceledi.
"Kaplumbağa..."
"Nasıl anladın?"
"Gece yumurtlamak için kıyıya çıkmış olmalı."
Herkes rahat bir nefes aldı.
Bir an için adada başka insanlar olabileceğini düşünmüşlerdi.
Mehmet Fikret gülümseyerek denize baktı.
"Demek ki bu ada bize her gün yeni bir şey öğretecek."
Ama henüz kimse, birkaç gün sonra öğrenecekleri en zor dersin açlık değil, sabır olacağını bilmiyordu.
Devam Edecek
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.