Edebiyat Evi Şairlerinin Issız Ada Macerası 8
8.Bölüm
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte herkes doğruca Şampiyon'’un yaptığı taş havuzuna koştu.
Şampiyon herkesten önce varmıştı.
Ellerini beline koymuş, havuza bakıyordu.
Sami Hoca uzaktan seslendi.
"Ne oldu? Balıklar bizi bekliyor mu?"
Şampiyon omuz silkti.
"Bekliyorlar ama biraz inatçılar."
Herkes havuzun başına geldi.
İçeride bir sürü balık telaşla yüzüyordu.
Gülüm Hanım sevinçle alkışladı.
"İşe yaramış!"
Tam Şampiyon ayakkabılarını çıkarıp suya girecekken balıklardan biri bacaklarının arasından fırlayıp denize kaçtı.
Sami Hoca kahkahayı bastı.
"İlk müşteriyi kaçırdın."
Şampiyon arkasına bile dönmeden cevap verdi.
"O kaçmadı, başkalarını çağırmaya gitti.."
Bu kez herkes güldü.
İkinci balığı yakalamaya çalışırken dengesini kaybetti.
Şap diye suya oturdu.
Üzerinden sular akarken Gülüm Hanım dayanamadı.
"Balığı tutamadın ama güzel yıkandın."
"Adada duş bulmuş oldum."
Kahkahalar sahile yayıldı.
Sonunda Şampiyon paçalarını sıvayıp suya girdi.
Sakin hareketlerle gölete domulup çıkmaya başkadı.
Her çıkmasında elleri balık dolu çıkıyor balıkları fırlatarak “Al Sami hoca “ diyordu.
Sami Hoca şaşkınlıkla baktı.
"Sen bunu nerede öğrendin?"
"Zara’da çocukken dere balığı yakalardık."Demiştim ya Hocam, unuttun galiba?
” Dedin ama inanmamıştım palavra atıyorsun zannetmiştim
“ İşte şimdi ayıbettin Sami Hocam Şu pazıların’ şu omuzların sahibi hiç yalan söyler mi?
Sen okulda çocuklarla uğraşırken ben de yabancı diyarlarda ecnebi rakiplerimi yenmeye çalışıyordum Şampiyon olduk ama nasıl olduk? Gel de bir bana sor ”
Redfer gülerek omzuna dokundu.
"Demek ki aramızda gizli bir balık ustası varmış."
Şampiyon son bir defa daha domuldu Bu sefer epeyce kaldı suyun içinde
çıkması gecikince herkesde bir telaş başladı. Herkes birbirinin yüzüne bakmaya başladı heyecanla. Bir dakkayı geçmişti suyun altındaki süre. Bu kadar su altında kalınmazdı nefessiz. Acaba boğuldu mu? Sorusunu cesaret edip kimse soramıyordu.
Derken birden büyük bir su fışkırtısıyla beraber kocaman bir balığın fırlatılışı ve arkasından da ellerinde, gömleğinin içinde ve ağzında da bir balıkla Şampiyon görüldü
Herkes "ohhhhh be" diye derin nir nefes aldı
Su yüzüne çıkan Şampiyon "Namussuz balık illa çıkmam diye beni epeyce uğraştırdı ama sonunda çıktı şu ağzımdaki de Sami Hoca'nın nasibi" diye gülmeye başkadı.Fikret üstad bu kadar balığı görünce;
"Vay be Zaralı şampiyon ilk zamanlar siteye girince şampiyonluğuna inanmamıştım.
Palavra atıyor bu demiştim ama şimdi suyun altında bu kadar kalınca ve balıkları da yakalayınca şampiyon olduğuna inandım. Benim ömrüm denizde geçti ben bu kadar duramam suyun altında."
Şampiyon kaslı kollarını göstererek gururlandı.
"Arkadaşlar daha bende ne hünerler var bacanağım Nuri Hoca bir anlatsın da o zaman görürsünüz."
Sami Hoca "Biz buradan bir kurtulalım da o zaman bacanağın elimizden ne çekecek o görsün "deyince bir gülme tufanı koptu.
Balıklar ateşte pişerken Feryadi muz macerasını yeniden açtı.
"Şu maymunların yüzünü unutamıyorum."
Hikmet hemen söze girdi.
"Ben hâlâ sırt çantamı karıştıran küçüğü düşünüyorum."
"Çantayı açtı, muzları aldı kaçtı. Yerdekileri beğenmedi."
"Seçici maymunmuş."
Adem Bey çubuğun ucundaki balığı çevirirken gülümsedi.
"Bence bizi konuşuyorlardır."
"Nasıl yani?"
"'Şu insanlar yine geldi. Muzlarımızı almaya çalışıyorlar.'"
Herkes yeniden kahkahaya boğuldu.
Mücella Hanım maymunu taklit ederek ince bir ses çıkardı.
"Toplanın çocuklar! Muz hırsızları geri geldi!"
Mehmet Fikret da hemen cevap verdi.
"Operasyon, maymunlara hücummmmmmmm.!"
Dakikalarca güldüler.
Açlık hâlâ vardı.
Yorgunluk da...
Ama o birkaç dakikalık kahkaha, sanki karınlarını biraz olsun doyurmuş gibiydi.
Öğleden sonra barınağın önünde otururlarken Adem Bey cebinden küçük defterini çıkardı.
"Arkadaşlar..."
"Ne oldu?"
"Adanın ilk ödül törenini yapıyorum."
Ömer Yıldız merakla sordu.
"Neyin ödülü?"
Adem Bey boğazını temizledi.
"En hızlı kaçırılan balık ödülü..."
Herkes Şampiyona baktı.
Alkışlar yükseldi.
Şampiyon da ayağa kalkıp eğildi.
"Teşekkür ederim. Bu ödülü beni suya düşüren balığa armağan ediyorum."
Kahkahalar yine sahile yayıldı.
Gökdeniz gülümseyerek ateşe bir dal daha attı.
"Ne olursa olsun..."
"Ne olursa olsun ne?"
"Gülmeyi bırakmayın."
Gökdeniz başını salladı.
"Çünkü moral giderse, güç de gider."
O akşam gün batımını sessizce değil, şakalaşarak izlediler.
Belki kurtulmaları haftalar sürecekti.
Belki daha da uzun.
Ama artık bir şeyden emindiler.
Bu adada yalnız değillerdi.
Birbirleri vardı.
Devam edecek
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.