Uygarlıkların Yanılgılarla Yükselip Yıkılışı
İlk ateşi yakan eller,
Korkudan doğan gölgeleri tanrılaştırdı.
Gök gürültüsünde bir ilah aradı insan,
Güneşe tapınaklar kurdu,
Yıldızların soğuk parıltısına kaderini kazıdı.
Hiçliği düşündü, yokluğa bir isim verdi;
Yokluğu bile et ve kemik kılığına soktu.
Zihninde çizdiği o büyük boşluğu,
Kendi üstünde kırbaç kıldı yavaşça.
Cenneti umutla ördü yapayalnız odalarda,
Cehennemi korkuyla derinleştirdi.
Meleği iyiliğin kılıcı,
Şeytanı kendi karanlığının sığınağı yaptı.
Ve suyun kabarmasını ölçtü insan,
Güneşin gölgesini izledi, takvimler çizdi.
Sonra cebinde tıkırdayan o demir akrebi,
Bir zincir gibi astı kendi boynuna.
Sonsuzluğu hayal etti,
Ama sınırların diliyle anlattı sonsuzluğu.
Kendi yanılgısını kutsadı,
Kendi rüyasını gerçeğin tahtına oturttu.
Uygarlıklar yükseldi, harçlara döküldü ter ve kan;
Piramitlerin sivri uçlarında, saray duvarlarında…
Her kireçte bir korku saklıydı,
Her taşın altında bir aldanış.
İmparatorluklar kuruldu,
Kendi devasa gölgelerine çarptı sokaklarda,
Yıkıldı, külleri toprağın esmer tenine karıştı.
Çağlar geçti, avuçlardaki o eski çamur değişmedi.
Kendi elleriyle yonttukları putlara taptı kitleler,
Kendi düşüncelerinin demir parmaklığına vuruldular.
Hata, hiçliğin hayali değil;
Kendi rüyalarımızı
Mermer bloklar gibi taşlaştırmamızdır.
Ve bu eski körlük,
Uygarlığın tohumunu hem eker hem boğar.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.