Bazen Şiir Oluyorum Bazense Şehir
Şehirler ne içindir, ya şiirler?
Kundaklanmış bir takvim yaprağında unutulmuş bir tarihim ben takriben bin yaşında ama hala çocuk kalmayı başarmış.
Ben bir kız çocuğuyum oysaki bana kadın diye sesleniyor kimi insan.
Kimisi abla; kimisi kardeşim…
Ama kimse bana kızım demiyor artık.
Sevginin külünde yanan bir sigara belki de en çok da yoklukla imtihan olduğum senin son gidişinden sonra.
Renklerim var benim ve de bir albenim ama ben kimseye vermem elimi.
Birden fazla da ruhum var çiçek kokan belki de doğumumdan bu yana beni yalnız bırakmayan bir koku.
Adını anmadığım insanlar var uzak kaldığım ama birlikte anıldığım.
Ve yabancılar.
Kadınlar ve adamlar ve bastıbacak boyuyla ahkam kesen yaramaz çocuklar.
Annemden sonra büyürüm sandım ama hala çocuk bir yanım.
Yağan kara öykünüyorum toprağa düşerken bile birbirine teğet geçen ve zarar vermeyen kar taneleri ama bu zararsız nesneler anında yok oluveriyor ama kötüler ve siyah hüküm sürüyor.
Kim olduğumu ise hala çözemedim.
Dedim ya: bir yanım çocuk bir yanımsa öğrenci ve muallime kimliğimi çoktan terk ettim.
Ne bir şeyler öğretmek geliyor içimden ne de öğrenmek.
Kulağıma çalınan argo söylemler ve küfürler ve kulaklarımı tıkamak istiyorum.
Bazense yüzüme hakaret babında söylenenler ve işte buna ne sebep oldu bilemiyorum.
Aslında biliyorum da az çok ve paranın gücünde Allah’ı reddeden ama görünürde Allah’ı da dilinden düşürmeyenler.
Daha günler evvel başıma geldi misal.
Hakkım olan bir şeyi talep etmiştim ki…
Karşılık vermediğim kadar da karşıyım böylesi insanlara ve her nedense üç aşağı beş yukarı aynı insanlar.
Dostluğun kalibresi ve kalitesi misal yine canımı yakan:
Basit bir suale aldığım o kırıcı cevap.
İyi de ben her gün hangi bir yerimi sil baştan tamir edeceğim.
Sanayide arabam olsa bu kadar sıkıntı da çekmezdim hani.
Soyutlandığım kadar da bir olmak insanlarla ve el ele tutuşmak ama buna da imkan tanımamaktalar ya da tanır gözüküp saman altından su yürütenleri de anlamış değilim ama yine de yine de…
Hayata karşı duruşumu değiştirmiyorum ve dünyanın halen yaşanılır bir yer olduğunu iddia ediyorum elbet azınlıkta kalan birkaç insan sayesinde.
Duygularım ve zihinsel faaliyetim dur durak bilmeyen ve birbiri ile sürekli çelişen hal da böyle oldu mu yazacak ve düşünecek konu mu yok?
Kimliğimi elbette oturttum ama illa ki bir şeyler beni rahatsız etmekte.
Mükemmeliyetçi yapımsa uyuşmakta zorlanmasam bile yorgun düşüyorum hele ki gün sonunda ve tüm enerjim tükeniyor ta ki bir sonraki güne değin.
Bazen şiir oluyorum bazense şehir.
Öykündüğüm bir insan ise asla yok sadece huzuru duyumsamak istiyorum kendi imkanlarımla ve sahip olduğum her şey için de şükrediyorum ve de sahip olmadıklarım adına çünkü dengeyi tutturmak çok önemli.
Mutluluk ise keşke raflarda saklı olsa aslında mümkün de:
Misal bir kitap size çok şey verebiliyor ama kötü bir insan da çok şeyi çalabiliyor sizden.
Şehrin bir araya gelmeyen o yakası ve işte buna öykünüyorum ben ve şehir olmayı seviyorum şiir olmayı sevdiğim gibi çünkü benim de iki yakam asla bir araya gelmiyor.
Mektuplar yazmak istiyorum yazıyorum da ama kime olduğunu kimse bilmiyor yoksa bu mektupların yok mudur bir muhatabı?
Ve her ne olursa olsun cevap gecikmiyor çünkü İlahi Adalet ve İlahi Işık asla hızını kesmiyor tıpkı sevgide kaynakçamın sonsuz olması gibi…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.