Popülaritenin Zehri
Vadide başlar pazarın parlatılmış çiğ eti,
gökyüzünün eski taşları,
karanlık boşluğu beslemez her zaman.
Kitleler sahnede duran boyalı çamura alkış tutarken,
çıplak hakikat, salonun en soğuk köşesinde
kendi tırnaklarını kemirir yavaşça.
Meydanlarda tezgah açan mı haklıdır bu çağda,
yoksa gırtlağı yırtılırcasına kusana kadar bağıran mı?
Kelimeler çürüdü, sesin kaba ağırlığı kazanıyor bu savaşı.
Uyuşmuş kitle, gürültülü kusmuğu sevdiği için
kendi avuçlarında büyütüyor büyük yalanı.
Cama sürtünen başparmaklar,
kuruyan gözbebekleri çoğalıyor karanlık odalarda.
Seyirci, parıltılı çarkın dişlileri arasına
kendi saç tellerini kaptırıyor fark etmeden.
Görünmek, bir gölge gibi duvara yansımak, nefes almaktan önde şimdi;
gerçek, bu yapışkan sıvının altında boğulup gidiyor sokaklardan.
Bir fikir, kulaktan kulağa kaç kez çiğnenirse,
azalır gövdesine fırlatılan o keskin sorular.
Zihinler, avuç içinde kuruyan soğuk cama mühürlüyken,
hür düşünceler ne bu çorak toprakta filizlenir,
ne de can bulur sağır uykularda.
Zehir, steril odalardaki serum torbalarında verilmez;
halk, tatlı uyuşukluğu kendi çatlak elleriyle sağar.
Yozlaşma, yukarılardan akan kirli bir su değildir yalnız;
aşağıdan yukarıya doğru tırmanıp kök salan,
gönüllü, etli ve kemikli bir tapınma ayinidir.
Bir gün, paslı demiri kırıp bağırır biri,
fakat dürüst sesi hiçbir yankı bulmaz bu gürültüde.
Çünkü onun gövdesi, satılık boyalar kadar parıldamıyordur,
çünkü o, kitlelerin sahte pazarında ucuzlamamıştır,
o sadece bir insandır.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.