Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
21.08.2026 · 210 · 1 · Tahmini 2 dk okuma
PDF olarak indir

“Savaşların Gölgesinde Doğanlar” şiirini çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Savaşların Gölgesinde Doğanlar

Barutun ve çeliğin gürültüsünde açtım gözlerimi,

Kundak yerine barikatların ortasına bırakılmış bir ömürle.

Ve düştü içime o ilk, o zehirli soru:

Hep böyle mi kusardı bu dünya kendi evlatlarını?

Hep böyle kanlı bir nehir miydi zamanın akışı?


Zamanın küllerini eşeledim, tarihin dehlizlerine daldım…

Taçları mazlumların kanıyla yıkanmış muktedirler gördüm;

Bir karış çorak toprak, bir avuç altın uğruna

Koskoca orduları, genç bedenleri kör kıyımlara süren,

Kendi fani kibirlerini Tanrılara kafa tutan kuleler gibi göğe fırlatan.


Efsanelerin o süslü, yaldızlı yalanlarını araladım;

Bir kadının tek bir bakışına, Helena’nın o tekinsiz güzelliğine

Kurban edilen perişan halklar gördüm İlyada’da.

Şairlerin öve öve bitiremediği o epik destanların, o şanlı fetihlerin ardında,

Aslında küllerinden utanan, çocuk ağlamalarıyla sarsılan,

Ve haritadan sonsuza dek silinmiş kimsesiz şehirler kalmıştı.


Daha da geriye, o ilk çamura, insanlığın o ilk çocukluk lekesine gittim.

Kutsal sayfaların tam ortasında, insanlığın şafağında duruyordu Kabil,

Avuçlarında kardeşinin henüz soğumamış, taze kanıyla…

Ölüm, henüz adı konmamış bir bilinmezdi belki o gün yeryüzünde,

Bir seçenek, bir son, bir ceza değildi henüz.

Ama o, insanlığın kaderine o ilk vahşi mührü vurmayı,

Toprağa ilk cesedi, ilk kardeş etini gömmeyi seçti.


Yüzyıllar geçti, ne Kabil’in soyu tükendi ne de elindeki taş küçüldü.

Gördüm ki tarih, sadece silahların adını değiştirdiği bir tekerrürdü.

Oklar yerini baruta bıraktı, kılıçlar devasa mermilere;

Meydan savaşlarının göğüs göğse çarpışmaları,

Fabrikalarda seri üretilen, gökten ölüm yağdıran demir yığınlarına döndü.

İnsanlık ilerledikçe, katletmenin de matematiğini büyüttü.


Şimdi bakıyorum o hiç bitmeyen kavgaların modern çağına;

Yine aynı hırs, yine aynı soğuk ve acımasız iştah.

Sınırlar çiziliyor haritalara başkalarının kanıyla,

Ve o sınırların arkasında, sadece egemenlerin sofraları büyüyor.

Bizler, o büyük ve karanlık tiyatronun ortasında doğanlar,

Savaşın gölgesini bir fıtrat gibi taşımakla lanetlendik.


İşte o gün, o ilk kardeş kanının toprağa sızdığı o ilk kırılmada

Bütün çıplaklığıyla çıktı maskesi insanlığın;

Kendi korkusundan sığınaklar, kaleler ören,

Kendi türünü yedikçe büyüyen, bencil, çiğ

Ve bütün bir yeryüzünü yutsa da asla doymayacak kadar

Güce, paraya ve hükmetmeye aç...

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Savaşların Gölgesinde Doğanlar

Karanlıkta Saklı Işık Karanlıkta Saklı Işık