Gülümse Sevgili Gazze
Bir akşamüstü ansızın çıkıp geleceğim o tozlu yoldan,
Sarmalayacak bizi zincirlerini kırmış özgürlüğün kokusu.
Gözlerinde biriken o kimsesiz yaşları sileceğim elimle,
Karanlık zindanların duvarları çatlayacak sesimizin gürlüğünden.
Savaşın bittiği yerli yersiz zamanlara bir çizik atacağız,
Kuşlar yeniden dönecek Gazze’nin yarım kalan tarlasına.
Koynumda sakladığım taze zeytin dalını uzatacağım sana,
Korkuyu söküp atacağız içimizden, sonsuz bir kavuşmayla.
Şimdi bir hücrun kucağında düşlerim yarını ve seni,
Beton taban soğuk ama içimdeki yangın ısıtır geceyi.
Biz ki teslim olmadık zalim İsrail’in en kibirli tehdidine,
Bize zehir etmek istedikleri hayatı çiçeklerle bezedik.
Sokaklarda dökülen kanların hesabını soracak elbet zaman,
Yorulmak bilmez adımlarla yürüyeceğiz yorulmayanların yanına.
Direnç, bir ananın dilediği sessiz ama güçlü duadır,
Biz o duanın kabul olduğu en aydınlık sabaha uyanacağız.
Hatırlar mısın o limanda batan güneşin kızıl gölgesini,
Güllerin arasından kayıp gidenleri uğurlamıştık sessizce.
İşte o gün yemin etmiştik unutmamaya toprağa düşeni,
O küçücük yavruların ahı kalmayacak kalleş pusularda.
Bir pazar günü okuduğun o acıklı romanın sonu değişiyor,
Artık ayrılık değil, yeniden doğuşun türküsü söyleniyor.
Rüzgâr estiğinde kıvrık boynuzlu dağların yücesinden,
Anlayacaksın ki yıkılmadı, hâlâ ayakta duruyor umudun şehri.
Yine çelik kapıların gıcırtısıyla uyandırdılar bizi,
Karanlık koridorlarda yankılandı asabi çizme sesleri.
Sordular, kimsiniz ve neden boyun eğmezsiniz kaderinize?
Dedim ki biz hayatı yaralarından öperek sevenleriz.
Ne ekmeğinizde gözümüz var ne kalleşçe uzatılan elinizde,
Biz kendi alnımızın teriyle yoğurduk bu direniş harcını.
Geri adım atmak yok, yazılsa da hakkımızda ölüm fermanı,
Gözlerinin maviliği rehberdir bana bu zifiri karanlıkta.
Yorgun gecelerin ardından doğan her gün yeni bir kavgadır,
Sokakları tutmuş olsa da ifrit kılıklı düşman sürüleri.
Bir ekmek hamurunu yoğurur gibi sabırla bekleriz sıramızı,
Anaların gözyaşı sürüm sürüm süründürecek zalim boyunları.
Sıkacağız yumruğumuzu bitmek tükenmek bilmeyen nefretle,
Korumak için yurdun her karışında toprağa karışan canları.
Geçmişe döndük bir kez daha ama bu son geriye bakışımız,
Bundan sonra adımlarımız hep ileriye, hep güneşe doğru.
Seni sevmek, savaşın ortasında açan bir dağ çiçeği gibi,
Rüzgâra, boraya, bombaya karşı dik durabilmektir.
Beni vazgeçirmek isteyenlere güldüm ve geçtim bugün,
Mavi gözlerinin denizinde boğulsun varsın bütün kederler.
Sürgün yolları tükenecek, esaretin zevali yakın dostum,
Geceleri söylediğimiz türküler saracak kırık bahçeleri.
Bir martının kanadında yolluyorum sana bu dahi mektubu,
Sımsıkı sarıl geleceğe, sakın ola düşürme o yüce başını.
Ay bir kez daha tamamladı devrini bu puslu kentin üstünde,
Bir aşk gezisi değil belki bizimki ama aşktan daha derin.
İzin vermediler bu ay da sana giden o tek bir adıma,
Oysa yüreğim çoktan aştı tel örgüleri ve nöbetçi kulelerini.
Bekle beni diyorum, çünkü sözüm sözdür bu toprağa,
Uğursuz kaderin arkasında kalmayacak o çaresiz bakışlar.
Her patlamadan sonra ayağa kalkan o kurbanlar sürüsü,
Efendisi olacak yarın, kendi kanıyla suladığı Filistin’in.
İşte geldik uzun gecelerin bitip de ışığın taşındığı yere,
Sisler dağılıyor limanda, deniz artık kan rengi değil.
Uzat kollarını bana doğru, bak ben de varım bu kavgada,
Ateşe verilen şehirlerin küllerinden yükseliyor sesimiz.
Kodu gitti dediklerin, yavrularını bırakanlar geri döndü,
Gür sesli adamların türküsü çınlıyor şimdi koylarımızda.
Bu şarkı burada bitmez, devam eder sonsuz kadar,
Zafer bizimdir artık,
Gülümse sevgili Gazze ,
Bitti artık o acı hikâye.
redfer
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.