Ve Sahne Senin
Düş tekrarlarındayım mevsimin bir düş olduğum kadar da gerçeğim.
Önce rengimi azat ettim ve dımdızlak kaldım ve işte ruhumun tüm çıplaklığına boyadığım şarkılarımı duvak bildim şiir ise yürekteki temennim en çok da ölü çocuk gelinlerin acısını giyindim şiir niyetine ve bilediğim ucunda kalemin, bilmediğim isimler nüksetti bense en çok çocukları ve ölü kadınları sevdim ne de olsa semiren hüznüne yalnızlığın kotası dolmuş şiirleri muhafaza ettiğimden de öte koruyamadıklarımın ardından dökülen gözyaşı abesle iştigal ve de yalandı.
Mevsimleri sarkıttım yüreğimin balkonundan ama yetmedi.
Sözcükleri çırptım yumurta niyetine kıvamı tutmadı.
Tutamadığım yılların ardından esefle söylendiğim en çok da alışmaya başladığım beyazlarımın kırıklarını alsın diye gidip de oturduğum kuaför koltuğunda katıla katıla güldüm kırıklarımın mizacında neydi ki saçlarım ya, kalbim ve basan efkârın arka odası?
Kırıklar nüksetti teker teker de değil hurra.
Kırgınlıklarımı resmettim yazdığım şiirde ettiğim veryansından da öte.
Kızılca kıyamet koptu hem içimde hem de dışımda.
Ve ruhuma üflenen hangi duyguysa ters yüz ettim akşamın mizacında.
Ne miydim ya da kimlerden mi?
Kimliğimden öte miydi soyum sopum ve esefle söylenmeye başladım.
Ben bir kız çocuğu.
Ben genç bir kız bir kadın.
Ben erişkin zamanı da geldi mi yetişkin belki de toplumun ve gençlerin dışladığı yaşlı adayı.
Belki de ölü bir balıktım gözleri kör solungaçları yitik.
Sahi ne miydim ya da kim?
Varsa yoksa toplumun kör noktası hem sıra dışı hem sıradan hem nüktedan.
Bazense nutku tutulan.
Kimlikler biçildi üzerime:
Öğrenci.
Memur.
İşsiz.
Bir de emekli.
Emeklerken mi emekli olurdu insan yoksa eziyet çekerken mi?
Belki de en güzel yıllarımı çalışarak geçireceğim ve para kazanmak uğruna gençliğimden ve kendimden vereceğim.
Bir de sormazlar mı?
Evli? Bekâr?
Sıradan geçerken insan ve haşmetli bir isyan:
Ya, çocuk?
Çocuk kalmakla ilintili belki de çocuksuzluğum.
Karınca kararınca geçinip giderken ve işte şimdi de yüreğime geçirdiğim bir susku bir sitem.
Yaş ne miydi?
Ve de cinsiyet?
Ya, maddi durumun nedir ve evin var mı, bre kadın?
Sorular cevaplamak istemediğim ve sıfatlar ruhuma biçilen yeri geldi mi yüreğime bedenime.
Dayatmalar.
Gösterilen direnç.
Güç göstergesi.
Gücün kudreti.
Güçlerin savaşı.
Güç neydi peki?
Güç bela yaşarken güçsüz kalmak ne kelime? Ya, arkanı kim toplayacak?
Renklerin sihrinde nedir bu sinirliliğin?
İyi de ben henüz bir şey demedim.
Sitemkâr.
Nüktedan.
Bazense laf sokan.
Lafı yutmamak adına refüze etme ihtimalinin bile göze battığı.
Kim miydim kim miydik?
Kibarca çekilmek varken de sahneden…
Ve de arkası kesilmeyen repliğim.
Elbette gösterinin başkahramanı.
Peki, yaşam bir gösteri mi?
Aslında yaşam bir sanat yaşamak lafta kalmayan ve mademki bu hayat senin, o zaman sahne de senin, mirim!
Vakit dolmadan da bir yere kaçamazsın sevsen de sevmesen de bu oyunu çünkü sen tüm dayatmaların ve tüm yalnızlığın başkahramanısın.
Yalnızlığa gelince…
Doğarken de yalnız insan ölürken de: varsın yaşarken de yalnız kalsın.
Asil rütbenle de salındığın şu sahnede söylenen en güzel şarkısın ne de olsa mademki bu rol biçildi sana Tanrının yaratısıyla ve kaderin de g/izini sürerken sadece gülümse en azından sahne arkasında…
Sahneye gelince:
Zaten sahne sensin istesen de istemesen de.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.