Kırıldığım Yerden Çiçeklenirim
Beni tanı,
kendime bile anlatamadığım yerlerden tanı.
İçimde yıllardır perdeleri çekili bir ev var,
odalarında büyümüş çocukluğumun sessizliği,
duvarlarında annemin ellerinden kalma sıcaklık,
pencerelerinde dönmeyi unutan mevsimler.
Ben biraz suskun bir evim,
biraz yarım bırakılmış dua,
biraz da gece yarısı kimse görmeden
yastığa sızan kadın.
Kalbimin kapısına öyle kolay varılmaz.
Çünkü ben, gelenin ayak sesinden çok
gidenin bıraktığı boşluğu ezberledim.
Bana dokunan her şey
önce içimde bir hatıraya dönüşür.
Bir koku, eski bir yaz akşamı.
Bir bakış, yıllar önce kapanmış bir kapı.
Bir ses, gecenin ortasında
uyandırılmış küçük bir kız çocuğu.
İçimde moraran yerler var.
Kimsenin görmediği,
kimsenin sormadığı,
üstüne güzel elbiseler geçirip
günlerin arasına sakladığım.
Gülüşümün altında
kaç tane kırık ayna taşıdığımı bilemezsin.
Bazen aynada yüzüme baktığımda
karşımda kendimi değil,
benden eksilen kadınları görüyorum.
Ben sevgiyi
çiçeklerin açtığı yerden öğrenmedim.
Kışın ortasında,
elleri üşümüş bir kalbin
başka bir kalbe sığınmasından öğrendim.
Bu yüzden bana yaklaşırken
ellerin acele etmesin.
Ben bir anda açılan pencere değilim.
Yıllarca içeride biriktirilmiş havayım.
Biraz güneş,
biraz yağmur,
biraz da güven isterim.
Beni incitirsen
hemen bağırmam.
İçimde uzun bir kış başlar.
Önce sesim azalır,
sonra gözlerim uzaklaşır,
en sonunda içimdeki kadın
sessizce bavulunu toplar.
Ve ben gidersem
ardımdan kapı sesi duyulmaz.
Sadece odalarda
bir kadının eksikliği kalır.
Beni tanımak istiyorsan
gözlerime uzun uzun bak.
Orada söyleyemediğim her şey var.
Kırgınlıklarımın ince külü,
sevincimin sakladığım tarafı,
gecelere emanet ettiğim korkularım.
Ben güçlü görünürüm,
ama gücümün altında
üşüyen bir tarafım var.
Bazen tek istediğim,
kimsenin benden hiçbir şey istemediği
bir omuzda biraz dinlenmek.
Başımı bir göğse bırakıp
dünyanın birkaç dakikalığına
benden uzaklaşmasını istemek.
Çünkü ben hep ayakta kaldım.
Kendi enkazımı kendim topladım.
Kimse görmeden
kırılan yerlerimi yeniden ördüm.
Şimdi içimde
denize doğru yürüyen bir kadın var.
Arkasında eski hayatının izleri,
önünde tuz kokan geniş bir ufuk.
Saçlarına rüzgâr doluyor,
ayaklarının altında geçmişin taşları dağılıyor.
Ve ben,
bütün korkularımı birer birer
kıyıya bırakıyorum.
Beni artık
yaralarımın adından çağırma.
Ben yaralarımdan ibaret değilim.
Ben,
gecenin içinden sabaha kadar
kendi ışığını taşıyan kadınım.
Kırıldığım yerlerden çiçeklenirim.
Sustuğum yerlerden nehirler çıkar.
Kaybolduğum yerlerde
kendime yeni bir yol açarım.
Beni tanı.
Bir kadının
hem fırtına olup
hem de kendi içinde
sessizce yağmur bekleyebilmesinden tanı.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.