Acaba Ne Okusak
İnsan bazen bir şiir seçmez.
Bir şiirin içine düşer.
Mesela bir kelimeye basarsın,
çocukluğundan kalma
kırmızı bir terlik çıkar karşına.
Nerede gördüğünü hatırlamazsın.
Ama bilirsin,
o terlik,
evin senden önce terk edilmiş hâlidir.
Bazı kelimelerin yaşı vardır.
Akşam dersin,
bir apartmanın üçüncü katında
perdesi hiç kapanmayan bir pencere belirir.
Anne dersin,
çelik bir tencerenin dibinde
unutulmuş iki kaşık sesi.
Gitmek dersin,
otogarın emanet dolabında
sahibi tarafından alınmamış bir valiz.
Şiir biraz da budur.
Dünyanın ortasında unutulmuş
küçük şeylere
yeniden isim vermek.
Bir düğme.
Bir makbuz.
Kurumuş bir mandalina kabuğu.
Kapağı kayıp bir tükenmez kalem.
Hiçbiri önemli görünmez.
Ta ki bir gün
bir şair onları yan yana koyana kadar.
Sonra anlarsın.
İnsan büyük acılarla değil,
çoğu zaman
kimsenin eğilip almadığı
küçük şeylerle hatırlar kendini.
Belki sen de
bu şiire bir şey bulmaya gelmedin.
Belki sadece
içinde uzun zamandır yerini değiştirmeyen
bir eşyaya rastlamaya geldin.
Ve şimdi şiir bitiyor.
Ama masanın üzerinde
bir şey kaldı.
Ne olduğunu söylemeyeceğim.
Çünkü onu tanıyacaksın.
İnsan,
kendi hayatından düşen bir şeyi
başkasının şiirinde görünce
ilk kez
kendine ait olduğunu anlar.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.