Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
5 (1 oy)

Spor Bir Yaşam Biçimi Olmalı

Spor Bir Yaşam Biçimi Olmalı

Sporu geçici bir heves ya da yalnızca kilo vermek için girilen dönemsel bir disiplin olarak değil, hayatın doğal bir akışı, günlük bir yaşam biçimi olarak benimsemek insan zihnini ve bedenini baştan aşağı dönüştürüyor. Antrenmana adım attığımız o ilk anlarda hissedilen o tatlı yorgunluk, zamanla yerini kendini aşmanın getirdiği derin bir hazza bırakıyor. Koşu bandındaki her adımda, kaldırılan her ağırlıkta aslında sadece kaslarımızı değil; irademizi, sabrımızı ve hayata karşı direncimizi güçlendiriyoruz.


Tabii etrafımıza baktığımızda ya da bazen kendi iç sesimizde hep o bildik bahaneler çınlar: "Bizden geçti artık, bu yaştan sonra kime beğendireceğim kendimi?", "Aman, 5 kilo verdim işte, bana yeter de artar", ya da en klasiği olan "Ne yapsam kilo veremiyorum, genetik kardeş bu!" söylemleri... Açıkçası bu bahanelerin arkasına saklanmak tatlı gelebilir ama kendimizi kandırmayalım. Bir kere sporu başkasına hava atmak veya podyuma çıkmak için yapmıyoruz ki! "Bu yaştan sonra kime beğendireceğim" diyen dostum; aynadaki o bakışına, sabah yataktan kalkarken gıcırdayan dizlerine beğendireceksin kendini! 5 kilo verip bırakmak, bir evin sadece tek odasını boyayıp "tamam ev bitti" demek gibidir. Kilo veremiyorum bahanesine gelince; dürüst olalım, o kaçamak tatlılar ve "bir kereden bir şey olmaz"lar olmasa o kilolar tereyağı gibi erir. Spor, tartıdaki rakamla yapılan bir pazarlık değil; kendi potansiyelimize olan saygımızdır.


Bahaneler silsilesi elbette bununla da bitmiyor: "İşten çok geç çıkıyorum, fırsat bulamıyorum", "Evi temizlemekten, yemek yapmaktan, çocukların peşinde koşmaktan bana vakit mi kalıyor?" laflarını da az duymuyoruz. Şüphesiz ki iş hayatı da evdeki koşturmaca da büyük bir emek ve yorgunluk gerektiriyor. Fakat ev temizlemek ya da mutfakta zaman geçirmek günlük sorumluluklarımızdır, doğrudan bedenimizi güçleştiren bir egzersiz değil! Gün 24 saat ve insan gerçekten değer verdiği bir şey için yarım saatini ayırabilir. "Çocuklar var" diyorsan, onlara vereceğin en güzel hediye zinde, enerjik ve sağlıklı bir anne ya da baba olmaktır. Kendine ayıracağın o 30-40 dakika, ailene ayıracağın zamandan çalmak değil; aksine onlara daha güler yüzlü ve dinç bir şekilde yetebilmenin tek yoludur.


Üstelik olay sadece antrenmanla da sınırlı değil; beslenme işin en kritik yarısı! Kilo verme sürecinde yapılan en büyük yanlış, aç kalarak zayıflamaya çalışmaktır. Oysa kontrolsüzce aç kaldığımızda yağları değil, gelecekteki yaşlılığımızın garantisi olan kaslarımızı eritiriz. İşte bu yüzden sporla birlikte yeterli ve bol proteinli beslenmek şarttır. Protein; kaslarımızı korur, onları besler ve yağ yakarken kas kaybı yaşayıp sarkmamızın önüne geçer. Yani tartıda eksilen rakamın "yağdan" gitmesi ve bedenin diri kalması, tabağımıza koyduğumuz o kaliteli proteine bağlıdır.


Üstelik spor yapmak için süslü salonlara, pahalı üyeliklere ya da devasa ekipmanlara mahkûm da değiliz. Salona gitmeye vakit ya da bütçe yoksa, hareket etmek isteyene dünya kocaman bir salon! Evin ortasında kendi vücut ağırlığınla yapacağın şınav ve çömelme (squat) hareketleri, sokakta atacağın tempolu birkaç adım veya mahalledeki parkın temiz havasında yapacağın yürüyüşler... Hepsi aynı amaca hizmet ediyor. Yeter ki niyetimiz hareket etmek olsun; parktaki bir bank, evdeki bir sandalye ya da açık havadaki bir yürüyüş yolu en kral spor salonundan çok daha şifalı bir alana dönüşebilir.


Hareket etmenin verdiği o doğal zindelik ve salgılanan mutluluk hormonları, sporu bir zorunluluk olmaktan çıkarıp günün en heyecanla beklenen anına dönüştürüyor. Zaten bu tatlı zevki bir kez yakaladığımızda, ister salonda ister parkta olsun, o bahanelerin ne kadar boş olduğu da kendiliğinden ortaya çıkıyor. Spor, günün tüm o ev ve iş stresini geride bırakıp kendimizle baş başa kaldığımız, kendi sınırlarımızı yeniden keşfettiğimiz özel bir alana dönüşüyor.


Bu yaşam tarzının en büyük ve en anlamlı karşılığını ise ömrümüzün ikinci baharında, yaşlılık yıllarımızda alacağız. Yıllar geçtikçe beden elbette yaşlanacak; fakat düzenli spor ve doğru beslenmeyle inşa ettiğimiz o güçlü kas kütlesi, sağlam kemik yapısı ve yüksek akciğer kapasitesi, bize paha biçilemez bir özgürlük olarak geri dönecek. İlerleyen yaşlarda kimseden destek almadan merdivenleri rahatça çıkabilmek, torunlarımızın peşinden yorulmadan koşabilmek ve sabahları dinç bir bedenle güne uyanabilmek, gençlikte bedenimize yaptığımız bu yatırımların en tatlı meyveleridir.


Yaslanılacak en güvenli liman, insanın kendi emeğiyle inşa ettiği güçlü bir bedendir. Yaşlılığımızda bastona değil, yıllarca özenle koruduğumuz kendi ayaklarımıza basarak yürümek; bağımsız, kaliteli ve zinde bir ömür sürmek bizim elimizde. Bugün attığımız her ter damlası, yarınki yaşlılığımıza yazdığımız en güzel teşekkür mektubudur.


Evet, ben profesyonel bir spor eğitmeni değilim ama 2 yıldır bifiil spor yapan biriyim. Burada bu yazıyı ahkam kesmek için de paylaşmıyorum. Edindiğim tecrübe sebebiyle sadece bir farkındalık yaratmak ve birilerine faydalı olabilmek için yazıyorum.


Yarınların yükünü hafifletmek için geç kalmadan harekete geçmek gerekir. Hadi bakalım ayağa kalkın ve bir yerden başlayın edebiyat evi ahalisi. :)

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Spor Bir Yaşam Biçimi Olmalı

Spor Bir Yaşam Biçimi Olmalı

YILMAZ YILMAZ