Zaralı Şampiyonun Define Arama Macerası 10
Ertesi sabah Baki, önceki gün yaşananları düşündü. Mağarada yarım bıraktığı bir şey vardı. Defineyi bulmuşlardı ama mağaranın daha derinlerinde ne olduğunu tam olarak öğrenememişlerdi.Şampiyon hem içerde unuttukları define sandığını almak hem de bu mağaranın derinliklerini keşfetmek için yeniden mağaraya girmeye karar vermişti.Mağaranın daha derinlerinde ne olduğunu, neler saklandığını öğrenmek Şampiyon için en az defineyi bulmak kadar önemliydi.
Sabah gün ışımadan Yaşar, Celal ve Halit dışarıda beklerken Baki yeniden mağaranın girişine geldi.
Yaşar endişeyle sordu:
"Baki, gerçekten tekrar girecek misin?"
Baki başını salladı.
"Merak etmeyin. Fazla kalmayacağım. Dün girdiğimiz bölüme kadar gidip etrafa bakacağım. Bir şey bulursam alıp hemen çıkacağım."
Celal:
"Tek başına girme."
Baki gülümsedi.
"Bu sefer yalnızca birkaç dakika."
Halit elindeki feneri ona uzattı.
"Al bunu. Seninki dün az kalsın sönüyordu."
Baki feneri aldı.
"Sağ ol."
Ardından mağaranın içine girdi.
Mağaranın içi gündüz olmasına rağmen kapkaranlıktı.
Baki fenerini yakıp yavaşça ilerledi.
Girişteki çökmüş bölümü geçtikten sonra daha önce buldukları geçide ulaştı.
Yerde hâlâ dün yaşanan boğuşmanın izleri vardı.
Baki etrafa baktı.
"Demek yavrularını burada saklıyorsun."
Bir süre sonra hayvanın yuvasına ulaştı.
Bu kez hayvan ortalıkta yoktu.
Baki dikkatlice yaklaşıp yerdeki taşları inceledi.
Yuvanın yanında küçük bir metal parçası gördü.
Eğilip aldı.
Paslanmış bir anahtardı.
"Bu burada ne arıyor?"
Anahtarı cebine koydu ve yoluna devam etti.
Biraz ileride mağaranın duvarında küçük bir oyuk fark etti.
Feneri yaklaştırınca oyukta eski bir bez parçası gördü.
Bezi çekti.
Altından küçük bir deri kese çıktı.
Baki keseyi açtı.
İçinden birkaç altın para ve küçük, taşlı bir yüzük çıktı.
Baki şaşkınlıkla yüzüğe baktı.
"Demek define sandığının tamamı bu değilmiş."
Tam keseyi cebine koyacağı sırada uzaktan bir taş yuvarlanma sesi geldi.Tak... Tak... Tak...
Baki olduğu yerde durdu.
Bir süre bekledi.
Ses tekrarlanmadı.
"Sandığı aldım.Yeterince bulacağımı da buldum. Artık mağaradan çıkma zamanı...
Ancak birkaç adım sonra fenerinin ışığı duvarda bir yazıya vurdu.
Baki durdu.
Duvarın üzerine kazınmış birkaç kelime vardı.
Feneri yaklaştırıp okumaya çalıştı.
Yazı çok eskiydi ama bazı kelimeler hâlâ seçiliyordu: "Bu mağarada bulduğunuz şeyleri dışarı çıkaramazsınız."
Baki kaşlarını çattı.
"Bu da ne demek şimdi?"
Yazının devamını okumaya çalıştı fakat harfler silinmişti.
Baki fazla oyalanmadan geri döndü.
Mağaranın dışına çıktığında Yaşar, Celal ve Halit hemen yanına koştular.Omzundaki sandığı yere indirmesine yardım ettiler.
"Çok şükür dün unuttuğumuz defineyi bugün çıkardık "dedi Baki.
Yaşar:
"Sonunda çıktın yeni bir şey buldun mu?"
Baki cebinden küçük deri keseyi çıkardı.
"Şunları."
Celal keseyi açtı.
Altınları görünce gözleri büyüdü.
"Gerçekten altın!"
Halit yüzüğü eline aldı.
"Bu da oldukça eski."
Yaşar Baki'ye baktı.
"Başka bir şey var mı?"
Baki cebinden paslı anahtarı çıkardı.
"Bir de bunu buldum."
Üçü anahtara baktı.
Celal:
"Bu neyin anahtarı?"
Baki omuzlarını kaldırdı.
"Bilmiyorum."
Sonra mağaranın girişine baktı.
"Ama bir gün öğreniriz."
Yaşar:
"Bugünlük yeter. Önce bunları güvenli bir yere götürelim."
Dört arkadaş mağaradan uzaklaşmaya başladı.
Baki birkaç adım sonra durup arkasına baktı.
Mağaranın karanlık ağzı sessizce onları izliyordu.
Baki cebindeki anahtara dokundu.
İçinden bir his, bunun sıradan bir anahtar olmadığını söylüyordu.
Ama şimdilik bunu arkadaşlarına söylemedi.
Çünkü Baki'nin aklında tek bir düşünce vardı:Bu anahtarın açtığı yer belki de daha büyük definenin bulunduğu yerdi.
Devam Edecek
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.