Zaralı Şampiyonun Define Arama Macerası 13
Baki merdivenleri hızla tırmanıyordu. Arkasından gelen arkadaşlarının ayak sesleri mağaranın içinde yankılanıyordu.
Ancak mağara hâlâ sallanıyordu.
Bir taş Baki'nin hemen yanına düştü. Tak!...
Baki irkildi ama durmadı.
"Devam edin! Çıkış çok uzak olamaz!"
Celal nefes nefese:
"Baki, belgeler!"
Baki arkasına baktı.
Celal çantasını sıkıca tutuyordu.
"Merak etme. Bu sefer bırakmayacağım."
Tam o sırada merdivenin önündeki taşlardan biri yerinden oynadı.
Baki elini duvara dayayıp dengesini sağladı.
"Yavaş! Basamaklar çökebilir!"
Dört arkadaş dikkatli bir şekilde ilerlemeye başladı.
Bir süre sonra yukarıdan hafif bir ışık göründü.
Yaşar sevinçle bağırdı:
"Çıkış!"
Herkes hızlandı.
Birkaç dakika sonra mağaranın girişinden dışarı çıktılar.
Güneş ışığı gözlerini kamaştırdı.
Dört arkadaş bir süre yere oturup nefeslerini düzenledi.
Celal derin bir nefes aldı.
"Bir daha mağaraya girmiyorum.Her seferinde mağaradan çıkamayacağız diye ödüm kopuyor arkadaş."
Halit güldü.
"Bunu üçüncü sandıkta da söylemiştin."
"Bu sefer ciddiyim."
Baki çantasını açtı.
Belgelerin tamamı yerindeydi.
"Önemli olan bunları kurtarmamızdı. Çok şükür kurtardık."
Yaşar ayağa kalktı.
"Haydi köye dönelim."
Köye vardıklarında doğruca İsmail Dede'nin evine gittiler.
Baki çantayı masanın üzerine bıraktı.
"Dedem, yeni bir sandık bulduk."
İsmail Dede şaşırdı.
"Sandık mı?"
Baki başını salladı.
"Ama içinde altın yok Bu sefer bir yığın belge var. Bunlar neyin nesi?."
Yaşlı adam belgeleri tek tek masaya dizmeye başladı.
Tapu kayıtları...
Eski mektuplar...
Aile isimleri...
Köyün eski sınırlarını gösteren haritalar...
İsmail Dede'nin yüzündeki şaşkınlık giderek arttı.
Sonra eline küçük, sararmış bir zarf aldı.
Zarfın üzerinde tek bir isim yazıyordu: "MEHMET."
Yaşlı adam bir anda donup kaldı.
Celal:
"Ne oldu?"
İsmail Dede zarfı uzun süre elinde tuttu.
"Bu... benim babamın adı."
Baki şaşkınlıkla ona baktı.
"Demek bu mektup sizin ailenizle ilgili."
İsmail Dede zarfı yavaşça açtı.
İçinden tek bir kâğıt çıktı.
Mektubun ilk satırını okudu.
Sonra yüzü bembeyaz oldu.
Baki merakla:
"Ne yazıyor?"
İsmail Dede cevap vermedi.
Mektubu masanın üzerine bıraktı.
Baki kâğıdı aldı.
Mektupta şöyle yazıyordu: "Bu emanetlerden üçünü bulursanız dördüncüyü aramayın.Çünkü dördüncü emanet saklı değildir.O, hala birinin elinde bulunuyor."
Odadaki herkes sessizleşti.
Halit yutkundu.
"Birinin elinde mi?"
Yaşar:
"Kimde olabilir?"
İsmail Dede gözlerini kapattı.
"Onu bilmiyorum."
Baki mektubun alt kısmına baktı.
Orada küçük bir sembol vardı.
Aynı sembolü daha önce haritada da görmüştü.
Baki ayağa kalktı.
"Dedem..."
İsmail Dede ona baktı.
"Bu sembolü daha önce görmüştüm."
"Ne zaman?"
"Mağaradaki üçüncü sandığın yanında."
İsmail Dede'nin yüzü değişti.
"Öyleyse sandıklar düşündüğümüzden daha büyük bir sırrın parçası."
Tam o sırada dışarıdan bir ses duyuldu.Tak... Tak... Tak..
Dört arkadaş kapıya baktı.
İsmail Dede yavaşça ayağa kalktı.
"Kim o?"
Cevap gelmedi.
Kapının altından küçük bir kâğıt içeri doğru itildi.
Baki kâğıdı aldı.
Üzerinde sadece bir cümle vardı: "Üç sandığı buldunuz. Şimdi sizi bulma sırası bende."
Baki'nin yüzündeki gülümseme kayboldu.
Celal fısıldadı:
"Galiba bizi biri takip ediyor?"
İsmail Dede kapıya doğru ilerledi.
Ama kapıyı açtığında sokakta kimse yoktu.
Sadece toprak yolun üzerinde, mağaraya doğru giden tek bir ayak izi vardı.
Ve ayak izinin yanında...Dördüncü sandığın sembolü bulunuyordu.
Devam Edecek
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.