Zaralı Şampiyonun Define Arama Macerası 12
Baki, mağaradan çıkarken bulduğu haritayı dikkatlice katlayıp çantasına koydu. Artık üçüncü sandığı da bulmuşlardı. Fakat haritanın gösterdiği o bölüm Baki'nin aklından çıkmıyordu.
Köye döndüklerinde dördü de doğruca İsmail Dede'nin yanına gittiler.
Baki haritayı masanın üzerine serdi.
"Dedem, bunu üçüncü sandığın yanında bulduk."
İsmail Dede haritaya uzun süre baktı. Sonra yüzündeki ifade değişti.
"Bu haritayı nereden buldunuz?"
"Sandığın içinden."
Yaşlı adam sandalyesine oturdu.
"Ben bu bölümü yıllardır görmemiştim."
Celal merakla yaklaştı.
"Ne var orada?"
İsmail Dede parmağını haritanın alt kısmındaki işarete koydu.
"Mağaranın altında eski bir geçit."
Halit hemen:
"Bir geçit daha mı?"
İsmail Dede başını salladı.
"Eskilerin anlattığına göre mağaranın çok altında, suyun ulaşmadığı kuru bir bölüm varmış. Ancak oraya nasıl gidildiğini bilen kimse kalmamış."
Baki haritayı inceledi.
"Burada bir işaret var. Şu çizgi eski su yolundan aşağı doğru gidiyor."
Yaşar:
"İkinci sandığı bulduğumuz yer."
Baki başını salladı.
"Demek harita doğruysa, üçüncü sandığın bulunduğu yerden aşağıya inen başka bir yol var."
Halit sandalyesine yaslandı.
"Benim aklıma kötü şeyler geliyor."
Celal güldü.
"Senin aklına hiç iyi şey gelmiyor ki zaten."
Halit:
"Çünkü mağaraya her girdiğimizde başımıza bir şey geliyor."
Baki gülümsedi.
"Bu sefer daha dikkatli olacağız."
Ertesi sabah dört arkadaş yeniden yola çıktı.
Yanlarına bu kez daha fazla ip, güçlü fenerler, su ve yiyecek aldılar. Ayrıca buldukları eski haritanın bir kopyasını çıkardılar.
Mağaraya girdiklerinde Baki önden ilerliyordu.
İkinci sandığı buldukları bölüme ulaştılar.
Sandık hâlâ yerindeydi.
Baki suyun aktığı bölgeye baktı.
"Haritada geçit buradan başlamalı."
Dört arkadaş duvarları dikkatlice incelemeye başladı.
Bir süre sonra Yaşar bağırdı:
"Baki! Buraya bak!"
Duvarın altında, taşların arasına gizlenmiş küçük bir oyuk vardı.
Baki diz çöktü.
Oyuğun içinde paslanmış bir demir halka bulunuyordu.
"Bu olabilir."
Hep birlikte halkaya asıldılar."Gıcırttttt..."
Birkaç taş yerinden oynadı.
Altından aşağı doğru inen dar bir merdiven ortaya çıktı.
Celal şaşkınlıkla baktı.
"Burada merdiven varmış."
Halit fenerini aşağı tuttu.
Merdiven karanlığın içinde kayboluyordu.
Baki:
"Ben önden gidiyorum."
Yaşar hemen:
"Hayır, bu sefer beraber."
Baki itiraz etmedi.
Dört arkadaş yavaşça merdivenlerden inmeye başladı.
Merdivenler oldukça eskiydi. Bazı basamaklar kırılmış, bazıları ise tamamen kaybolmuştu.
Yaklaşık beş dakika sonra aşağıda düz bir zemin gördüler.
Baki fenerini tuttu.
Karşılarında geniş bir oda vardı.
Odanın duvarlarında eski işaretler bulunuyordu.
Celal:
"Burada insanlar yaşamış olabilir mi?"
Yaşar duvarları inceledi.
"Hayır. Burası daha çok saklama yeri gibi."
Baki odanın ortasına doğru ilerledi.
Yerde paslanmış metal halkalar vardı.
Birinin yanında küçük bir tahta parçası duruyordu.
Baki eğilip aldı.
Tahtanın üzerinde silik harfler vardı.
"Burada bir şey yazıyor."
Halit yaklaştı.
"Okunuyor mu?"
Baki harfleri temizledi.
"...emanet..."
Yaşar:
"Yine emanet."
Baki başını salladı.
"Demek burası da aynı amaçla kullanılmış."
Tam o sırada Celal odanın köşesini gösterdi.
"Orada!"
Fener ışığı duvarın dibindeki büyük taş sandığa vurdu.
Dördü birlikte sandığın yanına gitti.
Baki kapağı kontrol etti.
Bu sandık diğerlerinden farklıydı.
Üzerinde kilit yoktu.
Kapağı yavaşça kaldırdı.
İçinden altınlar çıkmadı.
Bunun yerine eski silahlar, köyün kayıtları, mektuplar ve çok sayıda aile belgesi çıktı.
Yaşar şaşkınlıkla:
"Demek burası insanların sadece değerli eşyalarını değil, önemli belgelerini de sakladıkları bir yer."
Baki belgelerden birini açtı.
"Bakın."
Belgenin üzerinde köyün arazilerine ait eski kayıtlar vardı.
Celal:
"Bunlar çok önemli."
Halit:
"Demek yıllar önce insanlar sadece altınlarını değil, tapularını ve belgelerini de korumaya çalışmış."
Baki başını salladı.
"Çünkü kaybolursa bir daha bulunamayacaklarını biliyorlardı."
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra Yaşar:
"Bence bunların hepsini köye götürmeliyiz."
Baki:
"Evet. Bunlar artık bizim değil."
Tam sandığın içindeki belgeleri toplamaya başladıkları sırada mağaranın üst tarafından bir taş düştü.
Dördü birden yukarı baktı.
Halit:
"Yine mi?"
Baki hemen fenerini tavana tuttu.
Tavanın bir bölümünde çatlaklar oluşmuştu.
"Çabuk olun. Burada daha fazla kalamayız."
Celal belgeleri çantasına doldurdu.
Yaşar sandığın kapağını kapattı.
Halit:
"Çıkıyoruz!"
Tam merdivenlere yöneldikleri sırada ikinci bir taş düştü.
Ardından üçüncüsü...
Mağara yeniden sarsılmaya başlamıştı.
Baki bağırdı:
"Herkes merdivenlere!"
Dört arkadaş hızla yukarı çıkmaya başladı.
Fakat merdivenlerin ortasına geldiklerinde arkalarından büyük bir gürültü duyuldu."GÜMMMMM!
Baki geriye baktı.
Aşağıdaki odanın girişinin bir kısmı çökmüştü.
Artık geri dönüş yolu kapanmıştı.
Celal korkuyla:
"Çabuk!"
Baki öndeki merdivenlere baktı.
"Yukarı çıkıyoruz!"
Dört arkadaş bütün güçleriyle tırmanmaya başladı.
Bu kez amaçları define bulmak değildi.Ellerindeki emanetleri kurtarmak ve mağaradan sağsalim dışarı çıkmaktı.
Devam Edecek
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.