Geri Dönüşüm Kutusu
İlk silme komutu yürütüldüğünde,
hafıza, üzeri henüz çizilmemiş kör bir kuyu parçasıydı.
Zaman başladı;
büyümek, kendinden eksilen parçaları
genişleyen bir boşluğun içine fırlatıp atmak oldu.
Dizinden silindi yolları sızının,
hiçbir ağrı tamamen yok olmazdı bu mimaride.
Adresini kaybeden her eski çocukluk,
içeride bir yerde, nemli bir yığın gibi çürüdü sessizce.
Gövdedeki dilsiz karantinada,
kırık bir kalbi "bozuk sektör" diye işaretledi soğuk yasalar.
Erişimi reddetti hücreler, kapılar kilitlendi.
Biz ise pürüzsüz bir arayüzle dolaşırken caddelerde,
sağlıklı çalıştığımızı sandık karanlık dipsizlikte.
Kitleler, kendi geçmişlerini tek tıkla temizleyen
hafızasız birer makineye dönüştü bu sağır çağda.
Eski sokaklar, eski yeminler silindi;
en yüksek performans,
en çabuk unutanın gövdesine yazıldı.
Fakat sistemin derin, lağım kokan çöpünde,
karanlıkta saklı bir ışık süzülüyor aşağıya.
Herkesin kaçtığı paslı yığının ortasında,
çıplak elleriyle eski dosyaları ayıklıyor biri.
Silinmiş satırların kırık uçlarını
kendi tırnaklarıyla birbirine teyelleyen bir virüs...
Asıl trajedi tamamen yok olmak değil,
geri dönüşüm kutusunda sırasını bekleyen
yarı canlı, dilsiz birer dosya olarak kalabilmekti.
Ne sistemin dişlileri arasında tam olarak ezilen,
ne de dışına çıkıp mutlak hiçliğe kavuşabilen.
Şimdi imleç, "Kutuyu Boşalt" komutunun üzerinde titriyor.
Kök dizine sızan sinsi, metalik soğukluk.
Tarih, sadece kararlı oturumları yazar;
fakat hakikat,
havuzun en kirli dibinde,
hiç kimsenin geri getirmeye cesaret edemediği
çıplak ve ham verinin son çığlığında saklıdır.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.