Halkaların Dili
gece henüz adımı bilmezken
bir damla ışıktı varlığım.
ne bir lekenin ağırlığı vardı omuzlarımda
ne de lekesizliğin övüncü.
bir kuyunun dibindeki ilk su gibiydim;
dokunulmamış,
sesi duyulmamış,
kendi derinliğinde unutulmuş bir sakinlik...
dünyanın gürültüsü henüz sızmamıştı içime.
saftım.
sonra parmaklar girdi hamuruma.
zaman, çamurdan bir çark kurdu göğsümün ortasına;
anamın duasıyla babamın öfkesi karıştı kanıma.
sokaklar bastı adımlarımı,
şehirler yuttu çocukluğumu.
içimdeki o gizli hırs, keskin bir bıçak gibi biledi kendini tenimde.
sevmeyi öğrenirken kıskanmayı,
tutunmayı öğrenirken mülk edinmeyi belledim.
yoğurdu beni hayat;
her parmak izi bir yara, her temas bir iz bıraktı.
yoğruldum.
bir dağ sandım kendimi.
gölgem boyumu aştıkça devleşti iddialarım.
"ben" dedim, avazım çıktığı kadar "ben!"
toprağa bastığımda yer sarsılsın istedim,
sözümün geçtiği her yere bayraklar diktim.
oysa dalında ekşi, ısırılmayacak kadar sert bir meyveydim.
ne kimseye şifa olabildim ne bir kalbe gölge.
kendi cehaletimi bir zırh gibi giyip
hakikatin önünde mağrurca dikildim.
hamdım.
sonra başladı o büyük kırılma.
hayat, nasırlı elleriyle büktü belimi;
sevdiklerimi toprağa koydum, hayallerimi ateşe.
gecenin en zifiri yerinde yalnızlıkla dövüldüm.
bir örsün üstünde şekil aldı ruhum;
her çekiç darbesinde bir parçam kopup düşerken yere,
kırıldı gururun o keskin camları.
döküldü avuçlarımdan biriktirdiğim ne varsa.
gözyaşıyla yıkanıp sabırla yoğruldu içim.
kendi varlığım çekildi de asıl olan belirdi.
piştim.
şimdi ne adım var geride kalan ne de gölgem.
güneşi görünce adını unutan bir kar tanesiydim;
artık ne rüzgâr korkutur beni ne de karanlık.
ne taht isterim ne taç
ne de anılacak bir isim...
bütün "ben"lerimi o büyük ateşe attım.
dumanım bile dağıldı gökyüzünde,
külüm bile kalmadı savrulacak.
ben bittim,
yandım.
O başladı.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.