Ben Sana Kışkış Demeden Hiç Bir Yere Gidemezsin
Anlatmakla yükümlü olduğum hiçbir şey yok artık ve işte kalemin de boş sayfada can çekiştiği nasıl da belli oluyor sessizliğinden.
Yoksa dünde kalan pek çok şey ve pek çok insan gibi kalemim de mi ıskartaya çıktı?
Ki hayal dünyamın enginliğinde bana en iyi gelen hatta tek iyi gelen kalemim iken ve de kale duvarlarım hem sağlam hem gözü pek hem de ihtişamlı kimseye de göz açtırmayan.
Sözcüklerim kurudu belki de çekti kendi kendine en çok da içine çekildi tıpkı benim gibi.
Doğduğumdan beri olmasa bile konuşmaya başladığım günden beri aralıksız anlattıklarım belli ki insanların gözünde hiç değerindeymiş tıpkı benim de bazılarının gözünde hiçe denk düşmem gibi ve sorguluyorum hiç nedir?
Ne değildir ki?
Oncası tutarsızca ileri geri konuşup da kendilerini en tepeye yerleştirmişken…
Ya da tutumlu olmayı öğrendiğimden bu yana delicesine para harcayanları görmezden gelmişken.
Ve işte görünmezliğin de ilk kuralı iken yalan söylemeyi dahi beceremediğim.
Öyle ama:
Ne kadar çok yalan o kadar çok kabul görmüşlük!
Ne kadar çok doğru o kadar çok terk edilmişlik.
Hal de böyle oldu mu kalemim ve ilham perim karalara büründü elbet suçu hep de olduğu üzere yine kendimde arıyorum.
Misal okumam gereken onlarca hatta yüzlerce kitap rafta beni bekleyen.
İtiraf etmem gerekenler kendimle ilintili ya da değil…
Telefon etmem gerekenler ki ben anlatmaktan yorgun onlar dinlemekten…
Ve yazmam gerekenler ki artık benim için fazlaca önem arz etmeyen.
Sevgi es geçtim aşkı çoktan şutladım zaten şu hengâmede ne işim olur ki sevgiyle aşkla?
Peşinen sevdiklerim uğruna kendimi heba ettiklerim ve arkadaşlığımızı göğsümde bir broş gibi taşıdığım öyle ki onlarla anne onlarla kardeş onlarla evlat olmayı becerdiğim.
Allah kimseyi dert sahibi yapmasın da günümüzde dertsiz insan mı kaldı?
Elbet derdini içine gömüp hayatının en afili rolüne de soyunmuşken insan.
Kaleme zaten kızgınım çok da öfkeli:
Normalde kafadan sekiz dokuz yazı ve şiir yazabildiğim günlerde nasıl da verimli idi ilham perim öyle ki gözlerimden uyku akarken ben hala yazma derdindeyim tıpkı annemin hastalığında da olduğu gibi ve bir şekilde beraber yürütüyordum her şeyi.
Noktalar.
Virgüller.
Üç nokta ile kafayı bozup nokta koymamak adına pek çok şeyden feragat ettiğim…
Ama nokta koymam gereken durumlara ve insanlara tüm gücümle de noktayı yapıştırmışken adeta yüzlerine vurulan tokat gibi ki elim gitmez aklıma da gelmez hani.
Çocukça küstüğüm günler de dünde kaldı çünkü bünye ne küskünlüğü ne de çocuk olmayı kaldırıyor.
Sözcüklerim hayli pişekar ve sitemkâr yeri geldi mi kasvetli ve racon kesen kalemime içimden geçenleri bir yazsam var ya, tüm edebiyat sitelerinde ambargo yerim en azından kendimle çeliştiğim pek çok konuda bir çıkış yolu arayıp da bulamadığımda kalemime sarıldığım günleri düşünüyorum da işin içerisinden çıkamıyorum ve kalemime veryansın ediyorum:
Pişt, pişt, uyan artık kış uykusundan kış gelmeden ve ben sana kış kış demeden de hiçbir yere gidemezsin…
Sevgiyle kalın ve Edebiyat ile…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.