Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Doğum Merasiminde Çatışma Firar 3

Doğum Merasiminde Çatışma Firar 3

Bebek Geldi, Aileler Yine Birbirine Girdi!

Evet düğünden sonra aradan 2 yıl geçmiştir ve Selin ve Burak'ın bebeği olmuştur



Mekan: Özel Şifa Bahçesi Hastanesi – VIP Doğum Odası Kapısında dev mavi fiyonk, tüller, üzerinde simlerle “HOŞ GELDİN KÜÇÜK PRENS” yazılı kapı süsü ve içeride 18 kişinin aynı anda nefes alıp vermesiyle sıfırlanmış oksijen seviyesi



Selin yatakta başında lohusa tacıyla bitkin ama tetikte yatmaktadır. Burak ise iki yıl önceki tuzlu kahve ve düğün travmalarından sonra refleks olarak odanın yangın çıkış kapısına en yakın mesafede, elinde steril eldiven ve dezenfektanla nöbettedir. Beşiğin başında adeta BM Güvenlik Konseyi toplanmıştır.



Müjgan (Gelin Annesi): Beşiğin üzerine Fransız dantelli tülü örterek Neriman’a dik dik bakar "Ay maşallah benim torunuma! Gözlerinin çekikliği, burun kemerinin zarafeti... Aynı rahmetli büyükelçi amcam! Hemen belli ediyor kendini."



Neriman (Damat Annesi): Fransız tülünü 'hıh' diyerek kenara savurup bebeğin kundağına mavi boncuklu dev bir çengelli iğne takar "Ne çekikliği Müjgancım, çocuğun kulaklar resmen bizim Kemal’in sülalesi! Açık açık 'Ben buradayım' diyor kulaklar. Çocuğun nesi Fransız Allah aşkına, bildiğin Anadolu yiğidi bu!"



Müjgan: "Kulak değil o Neriman Hanım, doğum ödemi! İki güne iner o, hemen sahiplenmeyin!"



(O sırada kapı açılır, ellerinde rengarenk balonlar ve lohusa şerbeti kadehleriyle kızlar içeri dalar.)



Burcu: (Selin’in yanına koşar) "Seliiin! Aşkım harika görünüyorsun ama sanki gözaltı kapatıcını hastane ışığına göre ayarlayamamışsın, hafif solgun duruyor fotolarda. Canım bebeğe çeyrek taktık ama kurdelesini bu sefer taze aldım, Gizem arkamdan dedikodu yapmasın!"



Cansu: (Burak’a sırıtarak yaklaşır) "Burak enişteee! Tebrikler! Bak sana ne getirdik; bebek  yağı  lavanta yağı ve yanında promosyon olarak yine mide koruyucu! Ne olur ne olmaz, hastane kantininden çay içersin, içine tuz atarlar falan..."



Burak: (Gözlerini devirerek fısıldar) "Cansu iki sene geçti iki sene... Hâlâ tuz diyorsun. Çocuğun kulağına ezan okunacak birazdan, şuradan biriniz bana tansiyon aleti uzatsın."



Gizem köşede boynunda minik bir hesap makinesi ve elinde o meşhur kadife kaplı defterle duruyordur.

Gizem: Hızlı hızlı tuşlara basarak abisine yaklaşır) "Abi, Müjgan Teyzeler hastane süslemesini 'Biz hallederiz' demişti ya? Masadaki çikolataların markasına baktım, fıstıklı değil fındıklı. Bütçeden kısmışlar! Doğum fotoğrafçısının parasını da ortak ödeyecekmişiz, yazıyorum bunu damat hanesine eksi bakiye olarak!"



Burak: (Dişlerinin arasından) "Gizem... Çocuğun kordonu yeni kesildi, bir dur. Hesap makinesini kundağa yaklaştırma, radyasyon yayacaksın!"



Tam o esnada odanın kapısı sertçe açılır. Dünürler, yani Hamdi Bey ile Kemal Bey içeri girer. İkisi de pardösülerini savurarak içeri adım atar. İki yıl önceki tapu ve ruhsat savaşının yaraları henüz kabuk bağlamıştır.



Kemal Bey: (Göğsünü gere gere beşiğin başına geçer, kundağa doğru eğilir) "Hey maşallah! Kemal torunu geldi be! Hamdi Bey, çekil şöyle kenara da dedesi bir aslanını sevsin. Adını da zaten aylar öncesinden kararlaştırdık: Kemal Efe! Hem babamın adı hem dedemin adı. Soyağacımızın kökü!"



Hamdi Bey: (Bıyığını sıvazlayarak araya girer, ceketinin önünü ilikler) "Orada bir dur bakalım Kemal Bey! Ne Kemal Efe’si yahu? Burası imparatorluk mu, tahta veliaht mı devrediyoruz? Çocuk dediğin modern çağın çocuğu olacak. Biz Müjgan’la düşündük, taşındık: Hamdi Pamir! Hem dedesinin ağırlığını taşır hem de çağdaş!"



Kemal Bey: (Gözleri yuvalarından fırlayarak) "Pamir mi?! Dağ adı değil miydi yahu o? Sen benim torunuma coğrafya atlasından isim mi seçtin Hamdi?!"



Hamdi Bey: "Senin gibi yüz yıllık takvim yaprağından seçmedim ya Kemal Bey! Kemal ne Allah aşkına? Çocuk ilkokula başlayınca emekli albay gibi mi dolaşsın ortalıkta?"



Neriman: (Tiz bir sesle araya girer) "Aaa! Kemal ismine kurban ol sen Hamdi Bey! Benim kocamın adını ağzına alırken besmele çekeceksin!"



Müjgan: "Ay bayılacağım şimdi! Çocuğu dokuz ay karnında taşıyan benim kızım, sancıyı çeken benim kızım; ismi niye senin sülalenin muhtarlık listesi gibi oluyor Neriman?!"



(Oda bir anda alev alır. Hamdi Bey ile Kemal Bey beşiğin iki tarafına geçip bebeğin kundağını hafifçe kendilerine doğru çekiştirmeye başlar.)



Kemal Bey: "Kemal olacak dedim!" (Kundak sağa kayar)



Hamdi Bey: "Pamir’den aşağısına imza atmam!" (Kundak sola kayar)



Kemal Bey: "Ben bu çocuğun adına vadeli hesap açtım, içine de beş yüz bin lira koydum! Parayı Kemal adına yatırdım!"



Hamdi Bey: "Ben de Bodrum’daki yazlığın tapusunu Hamdi Pamir adına devredecem! Al, tapu mu yarıştırıyoruz yine?!"



Bebek ciyak ciyak ağlamaya başlar. Gizem hemen araya girip not alır: "Yaz tahtaya: Yazlık tapusu vs. 500 bin TL vadeli mevduat, başa baş gidiyorlar..."



Burcu: (Cansu’ya fısıldar) "Kızım tepsiden üç çikolata daha kap, birazdan polis basacak burayı, hastane masrafları bize kalmasın."



Selin yatakta elleriyle yüzünü kapatır. Burak yavaşça yatağın kenarına çöker. İkisi birbirine bakar. İki yıl önceki o sarı Toros’un arka koltuğundaki anı gözlerinin önünden geçer.



Selin: (Dudaklarını kıpırdatmadan, tıslayarak) "Burak..."

Burak: "Selin?"

Selin: "Şu an babamla baban çocuğu ortadan ikiye bölmek üzere. Annemler saç başa girmek için hemşirenin çıkmasını bekliyor."



Burak: "Farkındayım Selin. Gizem de çocuğun kulağına altın kurunun anlık grafiğini fısıldıyor."

Selin: "Puset nerede?"

Burak: (Gözleriyle işaret eder) "Kapının arkasında. Yangın merdiveni açık, aşağıda da bir sarı taksi gördüm..."



Selin: "Kundağı alabilir misin?"

Burak: "Düğünde göğsümde 7 kilo madenle kaçmış adamım Selin, 3 buçuk kiloluk kundağı dünürlerin elinden cerrah gibi çekerim."



Burak derin bir nefes alır. Hamdi Bey ile Kemal Bey, "Kemal!" "Pamir!" diye birbirlerinin yakasına yapıştığı ve Neriman ile Müjgan’ın "Fransız tülü vs Mavi boncuk" düellosunda birbirlerine girdikleri o tam kaos saniyesinde... Burak aradan yılan gibi süzülür. Kundağı iki dedenin arasından tereyağından kıl çeker gibi kapıp pusete yerleştirir. Selin yorganı üstünden atıp spor ayakkabılarını ayağına geçirir.

Selin, Burak ve puset, lohusa tüllerinin altından kulis yapar gibi odadan fırlar.



Arkalarından Hamdi Bey’in kükremesi duyulur: "Hamdi Efe olsun bari, uzlaşalım!"



Kemal Bey bağırır: "Kemal Pamir olsun, ilk taksiti ben ödeyeyim!"



Gizem mikrofonsuz bağırır: "İkisi de gitti, bebeği kaçırdılar! Yaz: Puset masrafı çöpe gitti!"



Üç dakika sonra hastanenin acil çıkış kapısının önündeki sarı taksinin kapısı açılır. Şoför koltuğunda... İki yıl önceki aynı Şaban Abi oturmaktadır.



Şaban Abi: (Dikiz aynasından gözlerini büyüterek arkaya bakar) "Yine mi siz lan?! Bu sefer kimi kaçırdınız, hastaneyi mi dolandırdınız?!"



Burak: (Nefes nefese puseti arka koltuğa sabitlerken) "Abi hiç sorma... Çocuk doğdu, adını koymadan kaçtık! Bas gaza!"



Selin: (Gülmekten karnını tutarak arkaya yaslanır) "Şaban Abi, en yakın nüfus müdürlüğüne sür! Adını sadece 'Ali' koyacağız, tek hece, kavgasız, gürültüsüz!"



Burak: "Abi gaza basarken klimayı da hafif aç... Çocuk içerideki egolardan dolayı pişik olacaktı az kalsın. Bir de zahmet olmazsa torpidodan iki tane pet şişe su uzat, biri Selin’e biri bana... Şükürler olsun, yine kurtulduk!"



Ali'nin 1. Yaş doğum günü, sünneti,askerliği ve Ali'nin evlenmesini de ele alacaktım aslında ama böyle devam ederse bu aile birbirini yer 😂😂😂 bu son hikayeydi....



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Doğum Merasiminde Çatışma Firar 3

Doğum Merasiminde Çatışma Firar 3

Hafif Hasarlı Hafif Hasarlı