Kahkalarımızı Yedi Mahalle Duymuştur
KAHKALARIMIZI YEDİ MAHALLE DUYMUŞTUR
24 Ekim 2026
Hikâyem bittiğinde hep birlikte gülüştük. Sanırım kahkahalarımızı yedi mahalle duymuştur! Günün moddosu neşelenmekti; hüznü bir kenara bırakıyordum. Zaten beni öyle can kulağıyla dinlemişlerdi ki hikâyemin sonuna geldiğimde yorumlar da peş peşe sıralanmaya başladı. Bazıları düşüncelerini hiç çekinmeden ortaya koyuyordu.
“Bak, kayınvalideni götürmüşsün. Keşke anneni de götürseydin tatile!”
Annem hemen araya girdi:
“Nevzat gitmez ki!”
Bu defa başka bir ses yükseldi:
“Ya, kocası var, nasıl gitsin?”
Derken sözler birbirini kovaladı. “Aman, ne iyi gelin bu bizim Çiğdem! Bak, kayınvalidesini öne oturtuyormuş!” derken konu uzayıp gitti. Herkesin söyleyecek bir sözü, verecek bir hükmü vardı. Benim güncelerimde uzun uzun anlattığım yaşanmışlıklar, o masanın etrafında birkaç cümleye sığıvermişti.
Açıkçası, Bigadiç kızlarından yazdıklarımı edebî açıdan değerlendirmelerini beklemiyordum. Onlar benim anlattıklarıma kendi pencerelerinden bakıyor, aile ilişkileri üzerinden yorum yapıyorlardı. Benim derdimse yaşadıklarımı anlatmanın ötesinde, onları unutmamak ve yazıya emanet etmekti.
Mualla teyzemin gösterdiği ilgi vesilesiyle, yazdıklarımın bir anlamda tarihe not düşmek olduğunu söyledim. Ne kadarını anladılar, günce tutmanın önemini kavrayabildiler mi, bilmiyorum. Belki o an benim anlatmak istediğimle onların dinlediklerinden çıkardıkları anlam birbirinden farklıydı. Fakat bu, yazdıklarımın değerini azaltmıyordu.
İnsan günce tutarken çoğu zaman kendi hayatını kayda geçirdiğini düşünür. Oysa yazıya dökülen bir hayatın içinde, yaşanılan dönemin izleri de saklıdır. Aile ilişkileri, gündelik konuşmalar, alışkanlıklar, sevinçler, kırgınlıklar, insanların birbirlerine bakışları… Bunların hepsi bir zamanın ruhunu taşır. Tarih kitapları çoğunlukla büyük olayları anlatırken günceler, hayatın sıradan görünen ayrıntılarını korur. Yıllar sonra dönüp bakıldığında, bir dönemi anlamamıza yardımcı olan şey bazen tam da bu küçük ayrıntılardır.
Benim güncelerim de kendi hayatımdan, ailemden, dostlarımdan ve tanıklık ettiğim olaylardan oluşuyor. Bugün sıradan saydığım bir konuşma, yarın çocuklarımın ve torunlarımın merakla okuyacağı bir aile hatırasına dönüşebilir. Onlar bu satırlarda yalnızca benim neler yaşadığımı değil, annelerinin ve anneannelerinin yaşadığı zamanın insanlarını, ilişkilerini ve gündelik hayatını da görebilirler. Belki benim gülüp geçtiğim bir cümlede kendi ailelerinin geçmişinden bir iz bulurlar.
İşte bu yüzden yazıyorum. Her satırımın büyük bir edebî değer taşıması gerekmiyor. Bazen bir kahkaha, bazen annemin araya girerek söylediği bir söz, bazen de bir masanın etrafında yaşanan küçücük bir an yeter. Yeter ki yaşadıklarımız, zamanın içinde silinip gitmesin.
O gün Balıkesir'de, annemle birlikte oturduğumuz o masada ben hem anlattım hem dinledim, hem güldüm hem düşündüm. Onlar benim hikâyemi dinlerken ben de farkında olmadan kendi hayatımın bir parçasını daha günceme kaydediyordum. Belki günce tutmanın asıl kıymeti de burada saklıydı: Yaşarken sıradan görünen anlara yeniden dönüp bakabilmek ve onları bizden sonraki kuşaklara bırakabilmek.
H. Çiğdem Deniz
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu