ZEKÂT VERMEK

(DEVAMI)

Mukaddime: 

 

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’u Teâlâ’nın Adıyla…

 

Hamd, Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed aleyhisselâm O’nun kulu ve Rasûlü’dür…

 

Bundan sonra:  


Balın Zekatı

(16) Ebu Seyyare el-Mukti (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

−Ya Rasulallah! Benim arılarım var dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Onlardan çıkan balın onda birini zekat olarak öde!”

Ben:

−Ya Rasulallah! Arıları benim için himaye ettir, dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları benim için himaye ettirdi.

(İbni Mace 1823, 1824, İbnu’l-Carud 350, Ebu Davud 1600, Nesei 2498, İbni Huzeyme 2325, Ebu Ubeyd 1489, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 810)

(17) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Balın zekat farizasında her on zikkada bir zıkka zekat vardır.”

Zikka: İçine sıvı maddeler konan deriden yapılma kaptır.

(Tirmizi 629)

 

(5) Zekat Olarak Verilmeyecek Mallar

(18) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Ebu Bekir (Radiyallahu Anh), Enes (Radiyallahu Anh)’ı zekat amili yaptığında Allah’ın, Rasulüne emrettiği zekat miktarlarını açıklayan bir mektup yazmıştı. O mektupta;

Zekat verirken malın yaşlısı, kusurlusu, damızlık döl hayvanı çıkarılmaz! Ancak zekat amilinin bunları kabul etmesi müstesnadır.”

Not: Zekat için verilen hayvan yaşlı ve kusurlu olur, zekat toplayan memur da onu zekat farizası olarak kabul ederse bu müstesnadır. Hakeza zekat farizası olarak eda edilen damızlık hayvan olur zekat mükellefi de onu gönülden gelerek veriyor ise, yine bu da müstesnadır, yani kabul edilir.

(Buhari 1382)

 

(6) Zekat Malı Toplu İse Ayrılmaz! Ayrık İse Toplanmaz!

(19) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle rivayet etti:

“Ebu Bekir (Radiyallahu Anh), Enes (Radiyallahu Anh)’ı zekat amili yaptığında Allah’ın, Rasulüne emrettiği zekat miktarlarını açıklayan bir mektup yazmıştı. O mektupta;

Zekat verme endişesiyle, ayrı ayrı bulunan zekat malları bir araya toplanmaz. Toplu bulunanların arası da ayrılmaz...”

(Buhari 1375)

(20) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle rivayet etti:

“Ebu Bekir (Radiyallahu Anh), Enes (Radiyallahu Anh)’ı zekat amili yaptığında Allah’ın, Rasulüne emrettiği zekat miktarlarını açıklayan bir mektup yazmıştı. O mektupta;

İki karışık sürüden oluşan sürünün zekatında, bu karışık sürünün sahipleri kendi aralarında adaletli bir seviyede müracaat ederler.”

(Buhari 1376)

(21) Suveyd bin Gafele (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Ben zekat amili olarak gittiğimde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sütlü hayvanlarını alma, ayrık olanları birleştirme, toplu olanların da arasını ayırma!..” (Ebu Davud 1579, Nesei 2456, İbni Mace 1801)

 

Madenlerin Zekatı

(22) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Hayvanın zarar ve ziyanı hederdir, kuyunun zararı hederdir, madenin zararı hederdir tazminat lazım gelmez! Rikazda beşte bir oranında vergi vardır.”

Rikaz: Gömülü olan herhangi bir maden, hazine ve benzeri şeylerdir.

(Buhari 1429, Müslim 1710/45, Malik 1/249, Ebu Davud 3085, Nesei 2494, Tirmizi 1377, Darimi 1/393, İbni Mace 2509, İbnu’l-Carud 372, İbni Hibban 6005, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/239, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 812)

 

(8) İstifade Edilen Malların Zekatı

(23) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim bir mal elde eder ve ondan istifade ederse, onun üzerinden bir sene geçmedikçe o mala zekat yoktur!”

(Tirmizi 626, Malik 1/246/1, Beyhaki 4/104, Begavi 1576, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 3/254)

 

(9) Zekat Amillerini Memnun Etmek

(24) Cerir bin Abdullah (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bedevilerden bazı kimseler Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip:

−Zekat amilleri bize geliyor ve bizlere zulmediyor, dediler. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

−“Zekat amillerini zekatlarınızı güzellikle ödeyerek razı ediniz!”

(Müslim 989/29, Ebu Davud 1589, Nesei 2459, Begavi 1253, Albânî Sahîhu’l-Cami’ 901)

 

(10) Zekat Verenlere Zekat Amillerinin Dua Etmesi

(25) Abdullah bin Ebi Evfâ (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Herhangi bir kavim Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e zekatlarını getirdiği zaman, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi:

“Allahumme Salli Ala Fulân.”

Babam Ebu Evfâ zekatını getirdiğinde, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua etti:

“Allahumme Salli Ala Ebi Evfâ.”

(Buhari 1424, Müslim 1078, Ebu Davud 1590, Nesei 2458, İbni Mace 1796)

 

(11) Zekat Amillerinin Zekat Verenlere Zulmetmemesi!

(26) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Muaz bin Cebel (Radiyallahu Anh)’ı Yemen’e gönderirken ona şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki, sen ehli kitap bir kavme gidiyorsun, onların yanına vardığın vakit önce onları La İlahe İllallah Muhammede’r-Rasulullah’a şehadet getirmeye davet et. Eğer onlar şehadet getirmede sana itaat ederlerse, Allah’ın kendilerine her gün ve gecede beş vakit namaz kılmayı farz kıldığını haber ver.

Onlar bu beş vakit namaz kılma hususun da sana itaat ederlerse, Allah’ın kendilerine zekatı farz kıldığını, bu zekatın onların zenginlerinden alınıp fakirlerine verileceğini de haber ver. Onlar bu zekat hususunda da sana itaat ederlerse, onların yanında en kıymetli olan malı zekat malı olarak almaktan sakın ve mazlumun bedduasından kork! Muhakkak ki, mazlum ile Allah’ın arasında perde yoktur! (Yani duasına icabet eder)”

(Buhari 1423, Müslim 19/29, Ebu Davud 1584, Nesei 2434, Tirmizi 625, Darimi 1/379, İbni Mace 1783, İbni Hibban Mevarid 156, Tabarani Mucemu’l-Kebir 12408, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/233, Begavi 1557)

 

(12) Köleye ve Binite Zekat Yoktur!

(27) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Müslüman bir kimseye atı ve kölesi için zekat yoktur!”

(Buhari 1390, Müslim 982/8, Malik 1/277, Ebu Davud 1595, Nesei 2469, Tirmizi 628, Darimi 1/384, İbni Mace 1812, İbni Hibban 3273, İbnu’l-Carud 355, Begavi 1073, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/242)

 

(13) Tahsil Edene Kadar Borç Paraya Zekat Yoktur!

(28) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Borç parada onu alana kadar zekat vermek yoktur!”

(İbni Ebi Şeybe 3/54, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 784)

 

Vakti Gelmeden Zekat Vermenin Caizliği

(29) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ömer (Radiyallahu Anh)’ı zekat toplamak için gönderdi. İbni Cemil, Halid bin Velid ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in amcası, Abbas (Radiyallahu Anh)’ın zekatlarını vermediği kendisine söylendi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

İbni Cemil zekattan nasıl imtina edilebilir ki? O fakir iken Allah kendisini zengin etmişti. Halid’e gelince siz ona haksızlık ediyorsunuz! Halid zırhını ve bütün silahlarını Allah’ın Yolunda hapsetmiştir. Abbas bin Abdulmuttalip’e gelince onun zekatı (daha önce verilmiş olup) bir misli ile beraber benim üzerimdedir.” (Müslim 983/11, Buhari 1397, Nesei 2463, 2464)

(30) Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Abbas bin Abdulmuttalib, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e zekatını henüz vakti gelmeden acele edip ödeme hususunda talepte bulundu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’da ona bu hususta ruhsat verdi.”

(İbnu’l-Carud 360, Ebu Davud 1624, Tirmizi 679, Darimi 1/385, İbni Mace 1795, Hâkim 3/332, Beyhaki 4/111, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 857)

 

(16) Zenginlere Zekat Verilemez!

(32) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Zekat almak, zengin ve uzuvlarında noksan olmayan kimselere helal değildir!”

(İbnu’l-Carud 363, Buhari Tarihu’l-Kebir 3/329, Ebu Davud 1634, Nesei 2592, Tirmizi 652, Darimi 1/386, İbni Mace 1893, İbni Ebi Şeybe 3/97/1, Abdurrezzak 7155, Begavi 1599, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 877)

 

(17) Ehli Beyt, Zekat Amilliği Yapamaz!

(33) Abdulmuttalib bin Rabîa bin el-Haris rivayet edip şöyle dedi:

Rabîa bin el-Haris ve Abbas bin Abdulmuttalib toplanıp, Beni ve Fadl’ı kast ederek Vallahi şu iki oğlanı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e göndersek, bunlar Onunla konuşsalar, O da bunları zekat üzerine amil tayin etse. Zekat amili kimselerinin yaptıklarını yapsalar, onların aldığı ücreti bunlar da alsalar, şeklinde konuştular. Abdulmuttalib dedi ki:

−Onlar bu şekilde konuşurlarken, Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh) geldi ve önlerinde durdu. Bu meseleyi ona da söylediler. Bunun üzerine Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh):

−Bunu yapmayın! Vallahi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yapmaz dedi. Rabîa bin el-Haris itiraz edip:

−Vallahi sen bunu bize hasedinden yapıyorsun! Sen Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in damatlığına eriştin de biz seni asla haset etmedik, dedi. Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh):

−Peki, iki oğlanı gönderin dedi. İkisi çıkıp gittiler, Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh)’de yan üstü uzandı. Abdulmuttalib şöyle dedi:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle namazını kıldırınca ondan önce hücresine gidip hücrenin yanında durduk. Nihayet Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldi ve kulaklarımızı tuttuktan sonra şöyle buyurdu:

−“İçinizde sakladığınız şeyleri çıkarın!

Sonra hücreye girdi, biz de yanına vardık. Kendisi o gün Zeyneb binti Cahş (Radiyallahu Anha)’nın yanındaydı. Biz her ikimiz de sözü diğerimize havale edip söze başlamasını bekledik. Sonra birimiz şöyle konuştu:

−Ya Rasulallah! Sen insanların en iyisisin ve insanlara pek çok iyilikler ulaştırırsın. Bizler buluğ çağına varmış haldeyiz. Biz sana şu zekatlardan bazısına bizleri zekat memuru tayin etmen için geldik. Eğer memur tayin edersen, onların eda ettiği görevi biz de eda ederiz, onların isabet ettiği gelire biz de isabet ederiz dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uzun müddet, hatta biz tekrar konuşmak isteyinceye kadar sukut etti. Tam bu sırada Zeyneb binti Cahş (Radiyallahu Anha), perdenin arkasından bizlere:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile konuşmayın diye işaret etmeye başladı. Bundan sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Şüphesiz ki, bu zekat amilliği Muhammed’in ailesine yaraşmaz! Sadaka insanların kirleridir. Mahmiyyeyi ve Haris bin Abdulmuttalib oğlu Nevfeli bana çağırın!”

Bunlar Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına geldiklerinde. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mahmiyyeye, Fadl bin Abbas’ı göstererek şöyle buyurdu:

−“Kızını bu gence nikâh et.”

Mahmiyye kızını Fadl’a nikâhladı. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Nevfel bin el-Haris’e şöyle buyurdu:

−“Kızını bu gence nikâhla.”

O da kızını bana nikâhladı. Müteakiben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mahmiyyeye şöyle buyurdu:

−“Bu gençler için kızlara humus malından şu kadar, şu kadar mehir ver.”

Mahmiyyeyi: Bu şahıs ganimetlerden alınan beşte bir gelirin sorumlusu idi.

(Müslim 1072/167, Ebu Davud 2985, Nesei 2608, Ebu Ubeyd 841, Ahmed bin Hanbel Müsned 17521, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 879)

 

Ehli Beytin Zekat Alması Yasaklanmıştır!

(34) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ali (Radiyallahu Anh)’ın oğlu Hasan (Radiyallahu Anhuma) zekat hurmasından bir hurma alıp ağzına koydu. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kıh kıh onu at! Sen bizim zekat malından yemediğimizi bilmiyor musun!?”

(Müslim 1069/161, Buhari 1419, Darimi 1/386, İbni Hibban 3294, Begavi 1605, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/444)

(35) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yiyecek bir şey getirildiğinde, bu hediye midir, yoksa sadaka mıdır? diye sorardı. Eğer sadakadır denirse, ashabına yiyin der kendisi yemezdi! Eğer hediyedir denirse elini ona vurur ashabı ile beraber ondan kendisi de yerdi.”

(Buhari 2373, Müslim 1077/175, İbni Hibban 6382, Begavi 1608, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/492)

(36) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Berire (Radiyallahu Anha) kendisine sadaka olarak verilmiş olan bir et parçasını Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e hediye etti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bu et, Berire’ye bir sadakadır ama bize ise bir hediyedir.”

(Müslim 1074/170, Buhari 1422, Ebu Davud 1655, Nesei 3454, İbni Hibban 5115)

 

Nafile Sadaka İle Alakalı Konular

(19) Sadakanın Faziletli Olduğu ve Ona Teşvik

(37) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim helal kazancından bir hurma değerinde bir sadaka verirse ki Allah helal maldan verilen sadakadan başka hiçbir sadakayı kabul etmez! Allah bu sadakayı sağ eliyle kabul eder. Sonra onu dağ gibi olana kadar sizin birinizin sütten kesilmiş tayını büyüttüğü gibi sadaka sahibi için büyütür.”

(Buhari 1337, Müslim 1014/63, Nesei 5157, Tirmizi 661, İbni Mace 1842, İbni Huzeyme 2425, İbni Hibban 3316, Bezzar el-Keşf 931, Begavi 1632, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/538)

(38) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Aziz ve Celil olan Allah; Ey kulum! Sen infak et ki, Ben de sana infak edeyim.”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devamla şöyle buyurdu:

“Allah’ın eli doludur. Harcamak onu eksiltmez! O gece ve gündüz aralıksız devam eder. Allah’ın göğü ve yeri yarattığı günden beri, infak ettiği nimetlerini düşündünüz mü? Şüphesiz ki, Allah’ın elindeki nimetlerden hiçbir şey eksilmemiştir! Allah’ın Arşı (tahtı) su üzerindedir. Adalet terazisi de Allah’ın elindedir. Terazinin kefesi bazen aşağı iner, bazen de yukarı kalkar. Bu sebeple bazı kullarına yetecek kadar, bazı kullarına da fazla rızık verir.”

(Buhari 4459, Müslim 993/37, Tirmizi 3045, İbni Mace 197, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/242)

(39) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Benim Uhud dağı kadar altınım olsa üzerimdeki bir borç için sakladığım hariç üçüncü gece gelirken ondan benim yanımda bir dinarın bulunması beni sevindirmez!”

(Müslim 991/31, Buhari 2389, İbni Mace 4231, İbni Hibban el-İhsan 3214, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/467)

(40) Ebu Musa (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o zamanda bir kimse altınının sadakasını vermek için dolaşacak da elinden sadakasını alacak bir fakir bulamayacak. O zamanda erkeklerin azlığından ve kadınların çokluğundan kırk kadının bir erkeğin arkasından gitmekte olduğu ve onun himayesine sığındığı görülecektir.”

(Buhari 1340, Müslim 1012/59, Ebu Ya’la 7299, Albânî Sahîhu’l-Cami’ 5345)

(41) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kulların sabaha erdiği her gün içerisinde iki melek iner. Bu iki melekten biri:

–Ey Allah’ım! İnfak edene sen bir bedelini ver der. Diğeri de:

–Ey Allah’ım! İnfak etmeyene sen malına telef ver der.”

(Buhari 1364, Müslim 1010, Hâkim 2/445, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/305, 306, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 920)

(42) Adiy bin el-Hatim (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında bulunduğum sırada ona bir adam geldi ve fakirlikten şikâyet etti. Sonra ona başka bir adam geldi ve yol kesilmesinden şikâyet etti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ya Adiy, sen Hira şehrini gördün mü?”

Ben:

−Ben onu görmedim, fakat orası hakkında bana haber verildi, dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Eğer hayatın uzun olursa sen, hevdeci içinde yolculuk eden kadının Hira şehrinden hareket edip Allah’tan başka kimseden korkmadan gelip Kâbe’yi tavaf edeceğini göreceksin!”

Ben buna hayret ederek kendi kendime, beldelerde fitne ve fesat çıkarmış olan Tay kabilesinin eşkıyaları nerede ki acaba? dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Eğer hayatın uzun olursa göreceksin ki, Kisra’nın hazineleri fethedilecektir!”

Ben:

−Kisra bin Hürmüz’ün hazineleri mi? dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Evet, Kisra bin Hürmüz’ün hazineleri. Eğer hayatın uzun olursa göreceksin ki bir kimse elinin dolusu altını veya gümüşü sadaka olarak çıkaracak da bunu kendisinden kabul edecek bir kimse arayacak, fakat onu kendisinden kabul edecek hiç kimseyi bulamayacak. Yemin ederim ki, biriniz Allah’a kavuşacağı gün, Allah ile kendisi arasında konuşmayı tercüme edecek bir tercüman olmaz halde Allah’a kavuşacak. Allah ona:

–Ben sana Rasul göndermedim mi? diye soracak. O kul da:

–Evet, gönderdin diyecek. Allah:

–Ben sana mal vermedim mi, bu şekilde sana ihsanda bulunmadım mı? diyecek. Kul:

–Evet, diyecek. Derken kul sağına bakar cehennemden başka bir şey göremez! Soluna bakar yine cehennemden başka bir şey göremez!”

Adiy bin el-Hatim (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim şöyle buyuruyordu:

“O halde hepiniz yarım hurma tanesi ile veya onu da bulamazsa güzel bir sözle olsun kendinizi cehennemden koruyun!”

Adiy bin el-Hatim (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Ben Hira şehrinden hevdeci içinde yolculuğa çıkıp, Allah’tan gayrı hiç kimseden korkmadan gelip Kâbe’yi tavaf eden kadını gördüm. Ben Kisra bin Hürmüz’ün hazinelerini fetheden ordunun içinde bulundum. Yemin olsun ki, eğer sizlerin hayatı uzun olursa, Nebi Ebu Kasım (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in söylediği elinin dolusu altını sadaka olarak çıkaracak kimseleri de siz göreceksiniz!

(Buhari 3371, Tabarani Mucemu’l-Evsad 6610, Beyhaki 10131, Begavi Mesabih 4571)

 

(20) Her Müslümana Sadakanın Gerekliliği

(43) Ebu Musa el-Eşari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Her Müslüman üzerine sadaka vermek vacibdir.”

Sahabeler:

−Ey Allah’ın Nebisi! Sadaka verecek bir şey bulamaz ise ne yapar? dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Eliyle çalışır hem kendine fayda verir hem de tasadduk eder.”

Sahabeler:

–Çalışmaya güç bulamaz ise ne yapar? dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Şiddetli ihtiyaç sahibine, bunalmış mazluma yardım eder.”

Sahabeler:

–Buna da güç bulamazsa ne yapar? dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Maruf/iyilik işlesin, münker/kötülük işlemesin! Bu da o kimse için bir sadakadır!”

(Buhari 1368, Müslim 1008/55, Nesei 2537, Begavi 1643)

(44) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İçerisinde güneşin doğduğu her günde insan bedeninden herbir eklem için sadaka vardır. İki kişi arasında adalet yapmak bir sadakadır. Binitine binmek isteyen veya eşyasını ona yüklemek isteyen kimseye yardım edip binitine bindirmek yahut eşyasını kaldırıp yüklemek bir sadakadır. Güzel söz bir sadakadır. Namaza giderken sahibinin attığı her adım sadakadır. Yoldan geçenlere eziyet veren şeyleri oradan gidermek bir sadakadır.”

(Buhari 2791, Müslim 1009/56, İbni Hibban 3381, Begavi 1645, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/316)

(45) Ebu Zerr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sizden her birinizin bedeninden herbir eklem için sadaka vardır. Her tesbih bir sadakadır. Her tahmid bir sadakadır. Her tahlil bir sadakadır. Her tekbir bir sadakadır. İyiliği emretmek bir sadakadır. Kötülüğü yasaklamak bir sadakadır. Bir kimsenin kuşluk vakti kılacağı iki rekât namaz onlardan bazısına kifayet eder.”

Tesbih: Subhanallah demektir.

Tahmid: Elhamdulillah demektir.

Tahlil: La İlahe İllallah demektir.

Tekbir: Allah'u Ekber demektir.

(Müslim 720/84)

 

(21) Her Maruf Sadakadır!

(46) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Her maruf/iyilik bir sadakadır.”

(Buhari 6011, Müslim 1005/52, Tirmizi 1970, İbni Hibban 3379, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/344)

 

(22) Hangi Sadakanın Daha Faziletli Olduğu

(47) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:

−Ya Rasulallah! Ecir ve sevap yönünden hangi sadaka daha büyüktür? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Senin sıhhatli, çok cimri olduğun fakirlikten korktuğun ve zenginliği ümit ettiğin halde infak ettiğin sadakadır. Can boğaza ulaşıp, bu malım falan içindir, bu malım filan içindir diyeceğin ve bunlarda mirasçıların olacağı için sadakanı geri bırakma!”

(Buhari 1345, Müslim 1032/92, Ebu Davud 2865, Nesei 2541, İbni Mace 2706, İbni Huzeyme 2454, İbni Hibban 3312, Abdurrezzak 16740, Tayalisi 980, Begavi 1671, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/25)

 

(23) Zevcenin Veya Hizmetkârın Sadaka Vermesi

(48) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kadın evinin yiyeceğinden ifsat etmeden infak ettiği vakit, onun için infakı sebebiyle bir sevap vardır! Bu malı kazanması sebebiyle kocası için bir sevap vardır! Malı bekleyen için bekleme sebebiyle bir sevap vardır. Bunlardan bazısının ecri diğerlerinin ecrinden hiçbir şeyi noksanlaştırmaz!”

(Buhari 1352, Müslim 1024/80, Ebu Davud 1685, Nesei 5/65, Tirmizi 672, Abdurrezzak 7275, İbni Hibban 3358, Beyhaki 4/192, Begavi 1692, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/44)

(49) Esma binti Ebu Bekir (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Ben:

−Ya Rasulallah! Benim hiç malım yoktur, ancak malım kocam Zübeyr bin Avvâm (Radiyallahu Anh)’ın bana getirdiği mallardır. Ben bu mallardan tasadduk edeyim mi? diye sordum. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Tasadduk et malı kap içinde saklama! Sonra o sana da saklanır!”

(Buhari 2386, Müslim 1029/88, Nesei 5/74, İbni Hibban 3357, Begavi 1654, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/354)

 

(24) Sadakanın İmkân Nisbetinde Olacağı

(50) Ebu Musa el-Eşari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Her Müslüman üzerine sadaka vermek vacibdir.”

Sahabeler:

−Ey Allah’ın Nebisi! Sadaka verecek bir şey bulamaz ise ne yapar? dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Eliyle çalışır hem kendine fayda verir hem de tasadduk eder.”

Sahabeler:

–Çalışmaya güç bulamaz ise ne yapar? dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Şiddetli ihtiyaç sahibine, bunalmış mazluma yardım eder.”

Sahabeler:

–Buna da güç bulamazsa ne yapar? dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Maruf/iyilik işlesin, münker/kötülük işlemesin! Bu da o kimse için bir sadakadır!” (Buhari 1368, Müslim 1008/55, Nesei 2537, Begavi 1643)

(51) Esma binti Ebu Bekir (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Ben:

−Ya Rasulallah! Benim hiç malım yoktur, ancak malım kocam Zübeyr bin Avvâm (Radiyallahu Anh)’ın bana getirdiği mallardır. Ben bu mallardan tasadduk edeyim mi? diye sordum. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Tasadduk et malı kap içinde saklama! Sonra o sana da saklanır!”

(Buhari 2386, Müslim 1029/88, Nesei 5/74, İbni Hibban 3357, Begavi 1654, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/354)

 

(25) Çalıntı ve Haram Maldan Sadaka Kabul Edilmez!

(52) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:

“Abdestsiz hiçbir namaz ve hiyanetle elde edilmiş maldan da sadaka kabul olunmaz!”

(Müslim 224, Ebu Avane 1/234, Tirmizi 1, İbni Mace 272, İbni Ebi Şeybe 1/14/1, Tayalisi 1874, Ahmed bin Hanbel Müsned 4969, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 120) 

Hâtîme:

 

Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.

 

Yardım ve başarı, izzet ve şeref Allâh’tandır. 

O her şeyin en iyisini bilendir, 

Muvahhid Kullara  Selâm Olsun.

 

Polat Akyol.

 

KAYNAK : 

 

TEVHİD DAVETİ

 KUR’AN VE SAHİH SÜNNET


( Zekât Vermek (Devamı) başlıklı yazı Polat Akyol tarafından 10.04.2022 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu