
Sen Konuş Krizantem, Aşkın Şarabıyla Aşkımı Öldürmeye Çalışanı
Şimdi sırayı bana ver sevdiceğim bir tanem gözümün nuru,
kelimelerim konuşacak seninle. Bana çiçek desenli kefen diken terziyi hatırlat,
aşka sırt çevirenin parçalarını yudumladığım dönemleri. Meczubum seni gördüğüm
o günden beri, mülteciyim senin gönül diyarında, bir deliyim senin rüyalarında;
orkideler gibi gururlu ve freyza demeti kadar safım. Şimdi altın kadeh
çiçeğinden yudumlar alarak, sarı krizantem şarabım vasıtasıyla aşkımı sana
anlatmaya çalışıyorum.
Söz sende; sevdam karşısında, sen Elif gibi dimdik duran,
günahlarımdaki melek. Yüreğine yerleşemediğim çiçeğinin, mezarımda asla sensiz filizlenmeyecek.
Hatırlıyor musun?
En nadide cümlelerle dalmalı ruha âşık olanlar... Aşk, eyleme
dönüştürmeliydi aşığı maşuku, aşılmalıydı çöller, yollar, dağlar ovalar. ..Sazın
teli titremezse aşkla, neyzen üflemezse aşkla nasıl çıkar sesi, o zaman kağıda
düşen notadan ses çıkmaz ki..
Elif, arıyorum seni sen kokan sokağını arıyorum, henüz
yeryüzüne indirilmemiş, tertemiz ve süt kokulu o kelimeyi sendeki gönlündeki
kokan ”Aşkı”. Çünkü sevdam, başımda süzülen yağmur bulutu gibi; nereye gidersem
gideyim, üzerimi ıslatıyorsun o aşkla, ben o an seviniyorum uçuyorum/ koşuyorum/bulmaya
çalışıyorum/kayboluyorum/yol oluyorum/yolu arıyorum/.