Tema
Üye Ol Giriş Yap
Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Sesli Şiirler Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Bir Kahkahanın Buharı

Bir Kahkahanın Buharı
Bir Kahkahanın Buharı

29 Aralık 2025

H. Çiğdem Deniz

Ortanca kardeşim Mine dün akşam, ben babamlardan dönmek üzere minibüse binmişken mesaj attı:
“Yarın sabah seni kahvaltıya bekliyorum.”

Bir süre düşündüm. Sonra “Peki, gelirim” diye yazdım.
Aklımda başka bir sahne dolaşıyordu: Geçen gün kahve içmek için uğramak istemiştim, beni kibarca geri çevirmişti. Sanırım bu, annemizin bize çocukken nakış gibi işlediği ve üzerimize kalıp gibi oturan inceliklerden biriydi; her şeyin bir zamanı olduğuna inanmak.

Hava durumu iki güne kadar Balıkesir’e kar yağacağını söylüyordu. Yüksekler çoktan beyaza bürünmüştü; sosyal medyada aynı manzaralar dönüp duruyordu.
Ben ise bu haberlerin içinden geçip, dondurucu soğukta aşa başa yürüyordum. Soğuk, yüzüme değil önce düşüncelerime çarpıyordu.
(Aşa başa ne demek diye soracak olursan; bizim buralarda rampa aşağı bir yol yürüyorsan böyle derler.)

Evden çıkarken el işi torbam zaten yanımdaydı. Annemin “Davete eli boş gidilmez” öğretisi yine üzerime kalıp gibi oturdu; yol üstündeki unlu mamuller satan dükkâna uğradım. Simit, patatesli açma, ıspanaklı börek… Alışverişten sonra elim iyice kalabalıklaştı. Parmak uçlarım açıktaydı; soğuk kendini hemen hatırlattı. Parmaksız eldiven bugün için pek doğru bir tercih sayılmazdı.

Farklı saatlerde dışarı çıkmak, bakışımı da başka yerlere çeviriyor. Sübyan okuluna giren minnoş çocukları gördüm; servislerinden yeni inmişlerdi, el ele tutuşup içeri giriyorlardı. Kızların başları arkadan bağlanmış eşarplı, oğlanların başında başlıklar vardı.
“Sizi gidi afacanlar,” dedim içimden, sevgiyle.

Orada durduğumu fark ettim.
Aslında durduğum yer çocuklar değildi; kendi düşüncemdi.
Bir şeyi tasvip etmemekle onu yargılamamak arasındaki mesafe ne kadardı, bilmiyorum. Belki de bazı sorular cevaplanmak için değil, insanın içinde taşınmak içindir.

Mine öyle güzel bir sofra hazırlamıştı ki, daha oturur oturmaz midemin neşeyle guruldadığını hissettim. Yeni aldığı kahvaltı tabaklarını görünce ince zevkini bir kez daha içtenlikle kutladım. Hele ekmek şeklindeki servis tabakları… insanın iştahını açan cinsten.

Annemden, babamdan konuştuk.
Mine sordu; gurbetteki çocukların işlerinde, hayatlarında bir değişiklik var mıydı, yok muydu. Ben anlattım. Bildiklerimi, hissettiklerimi, bazen de bilmediklerimi.
Sohbet, fark ettirmeden sağlığa doğru kaydı. Ben son durumları anlattım; ardından Mine, geçen gün hastanede bir odada yaşadıklarını.

Mine anlatırken çayın dumanı masanın üstünde ince ince yükseliyordu.
Odayı tarif etti; dar, beyaz ve bekleyişle dolu bir yerdi. Masanın kenarında bir bardak çay varmış, kimse henüz dokunmamış.

Doktor içeri girip sonucu söylemiş:
“Kan İstanbul’a gidecek.”

Mine bir an duraksamış. Cümleyi olduğu gibi almış; başka bir anlam aramamış. Sonra gayet ciddi bir sesle sormuş:
“Ben İstanbul’a gidemem hocam, oraları bilmiyorum.”

Doktor önce bakmış, sonra gülümsemiş.
Mine de gülmüş.
Odaya kısa bir ferahlık gelmiş; kelimeler yerini şaşırmış ama kimsenin kalbi kırılmamış.

Mine anlatmayı bitirdiğinde masada bir an durduk.
Çay hâlâ sıcaktı, sofra yerindeydi ama içimde bir şey kabardı. Önce kendimi tuttum. Olmadı.
Sonra bir yerden koptu.

Bu bir gülme değildi sadece;
uzun zamandır ağız dolusu gülememiş bir insanın, bir anlığına dünyayla barışmasıydı.
Kahkaha parladı. Geldikçe geldi. Nefesim kesildi, gözlerim doldu. İçeride biriken ne varsa, o gülüşle birlikte yolunu buldu.

Mine bana baktı, ben ona.
Ben güldükçe o da güldü.
O an masada sadece bir hikâye değil, hafifleyen bir hayat vardı.

Kahvaltı sofrası bir anda aydınlandı.
Çayın buharı daha görünür oldu, börek daha kokulu.
Bazı anlar vardır; insan onları hatırlamak için değil,
iyi ki yaşadım demek için saklar.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Bir Kahkahanın Buharı

Bir Kahkahanın Buharı

çitlembik çitlembik