Çıkmazımız

Son yazımı “Türkiye’nin Çıkmazı” adıyla yazmış ve gerek batıda gerek yaşadığımız topraklarda toplumların yaşamını etkileyen gelişmelere karınca kararınca dokunmuştum.

 

Kesinlikle belirtmeliyim bu yazılarda hiçbir ideolojiyi ya da siyasi partiyi savunulmak ya da yermek değil amacım. Ve hiçbir siyasi partiye de bağlanmadım hiçbir zaman. Henüz on sekiz yaşında tanrı mesleği öğretmenlik yaşamım başladı. On dört yıl güzel yurdumun kuş uçmaz kervan geçmez; yolu, ulaşımı olmayan köylerinde çalıştım. Altı yıl Almanya, dört yıl özel okullar derken iki yıl da ücretli öğretmen olarak çalışarak hepsi kırk iki yıl öğretmenlik yaptım.

 

Geçen yıllar boyunca mesleğimi, öğrencilerimi daha çok sevdim. Sürekli çocukların gülmesi, mutlu olmasını, yarınlara güvenle bakmalarını istedim. Ve biricik dileğim ülkemde gerçek demokrasinin tesis edilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsız olarak sonsuza kadar yaşamasıdır. İşte bunun için yazıyorum şimdilerde. Yaşadığım ve gözlemlediğin gerçekleri yazmazsam çalıştığım yıllara, aklaşan saçlarıma ve devletimin yatılı okulda okurken, yurtdışında çalışırken bana yaptığı katkılara haksızlık etmiş olurum.

 

Evet, bir önceki yazımda çok partili yaşama geçince iktidara gelen parti köy ağaları ve tarikatların temsilcisiydi demiştik. Ve ülkemizde yıl yıl Atatürk devrimlerinden uzaklaşıldı. Önce ezanın Türkçe okunmasına son verildi. Halk Evleri kapatıldı… İktidar olan parti demokrasi sözü vermesine karşı uygulamalarıyla gitgide demokrasiden uzaklaştı. Cumhuriyet değerlerine karşı olanlara göz yumdu.

 

50’li yıllardan günümüze gelelim. Kanunen kapalı olmalarına karşın bu gök kubbenin altında, ülkemizin yer karası üzerinde onlarca İslami tarikat, cemaat ve tekkeler kendilerine tanınan özgürlükler sayesince faaliyetlerini sürdürüyor. Kırkın üzerinde iktidara yakın vakıflarda çalışmalarına devam ediyor.

 

Yaz aylarında camilerimizde çocuklarımız için Kuran Kursları açılıyor. Yine camilerimizde her mevsimde Kuranı Kerim öğrenmek isteyenler için gerek kadınlarımıza gerekte erkeklerimize deyim yerindeyse okul benzeri çalışmalar yapılıyor. Cami imamı arkadaşlar bu çalışmaları yürütüyor. (Ben de katıldım bu çalışmalara ve hatmettim.)

 

Peki camilerimiz bünyesinde Kuran-ı Kerim öğretmek olası iken Cuma namazı camiden çıkışlarda hemen hemen her hafta yurdun çeşitli yerlerinde yapılmakta olan kuran kursları için para toplamak niye!? Toplanan bu paralar nasıl harcanıyor. Soran eden var mı? Bir kez cami çıkışında para toplayanlara toplanan paraların makbuzu kesiliyor mu? Diye soru soracak oldum. Adamlar beni aforoz etti. Sorduğuma pişman ettiler.

 

Bir anekdotla sözlerimi sürdüreyim. Sosyal medya gelişince uzaktaki tanıdıklarla iletişim kurmak çok kolaylaştı. İlk öğretmenlik yaptığım köydeki öğrenci ve velilerle de iletişim kurma olanağım oldu. Hatta bazı öğrencilerim evime ziyaretime geldiler. Eski günleri yâd edip hoş sohbetler ettik. Bir öğrencim ta Ezher Üniversitesinde okumuş bir büyük ilimizde vaaz olarak çalışıyor.

 

        Bu öğrencim, sayfamdaki bir arkadaşım öğretmen Okulları, İmam hatip Liseleri içerikli bir paylaşıma yorum yazmıştı. Ezher ’de okumuş öğrencim, kendisinin arkadaşı olmayan, yorum yazan arkadaşımı hayli set eleştirmişti.

 

Öğrencime arkadaşın olmayan birisine yorum yazmanın etik olmadığı belirttim. Devamla, ülkemizde Öğretmen ve İmam Hatip Okulları, Sanat Okulları bu alanlardaki ülkemizin ihtiyacı olan eleman yetiştirmek için açılmış meslek okullarıydı. Öğrencim hemen şöyle yazmaya başladı. “Yazdıklarınız doğrudur. Kanun öyle diyor. Fakat bundan böyle bütün orta dereceli okullar İmam Hatip Okullarına dönüşecek. Böylece yeni nesiller dinimizi öğrenecek…” Bana da “Sen ne diyorsun” gibi sözler etti.

 

Nasrettin Hoca örneği, “sen de haklısın(!) diyerek öğrencime başarılar dileyip sanaldaki yazışmayı noktaladım.

 

Bu durumlara nasıl geldik? Sorusuna cevap vermek hiç zor değil. Ülkemizde siyasi partiler oy uğruna halkımızın en saygı duyduğu duyguları olan din inançlarını sömürdüler. Tarikatlar kapalı olmasına karşın çalışmalarına yeşil ışık yaktılar. Tarikat ve cemaatler de palazlandıkça siyasi partilerin içine sızıp milletvekili hatta bakanlık koltuklarına oturdular.

 

Bilindiği gibi hizmet hareketi olarak halka şirin görünen bir oluşum darbe yapıp idareye el koymak istedi. Ne iyi ki, halkımızın devlete sahip çıkmasıyla şehitler vererek bu hareket önlendi.

 

Günümüzde Milli Eğitim bakanımız okullarla tarikatlar arasında sözleşmeler yaparak: “'Sizin tarikat dediğinize ben STK diyorum ve sözleşme yapmaya devam edeceğim' diyor!”

        Camilerimizde 4-6 yaş gurubu için sınıflar açılıyor. Diğer tarafta aynı yaş gurupları için anaokulları açılıyor. İleride ise İmam Hatipler ve diğer okullar maalesef farklı görüşlerde öğrenciler yetiştiriyor. Ve birbirini yetesiye anlamayan kuşaklar ortaya çıkıyor.

 

İşin ilginç yanı Sam Amca ve batılı dostlarımız (!) cumhuriyeti kuran iradeye, Mustafa Kemal’e, ulus devlete karşı. Tarikat ve cemaatler de karşı Mustafa Kemal’e, Cumhuriyete. Bu olgu nasıl yorumlanmalı?

 

        Ülkemizde tarikat ve cemaatler giderayak güçlendikçe hızlı bir biçimde İran, Afganistan olmak içten bile değil. Yarım asra yakın doğu komşumuzda tarikatların etkin olduğu molla rejimi var. İki bin beş yüzyıllık İran’ın devlet deneyimi yerle bir oldu. Günümüzde İran sanayi, teknoloji alanında hiçbir varlık gösteremiyor. İran halkı sık sık rejimi yıkmak için ayaklanıyor. İran’ı ziyaret edenler anlatıyor. İran halkının molla rejiminden hoşnut olmadığını söylüyorlar…

 

        Ülkemizin çağdaş uygarlığı yakalamasının tek şartı, demokrasiyi güçlendirmek, Cumhuriyetimizin kuruluş ayarlarına dönmesi ve çağın yakaladığı en akılcı eğitim modelleriyle eğitim-öğretim çalışmalarını tasarımlaması ve uygulanmasından geçer. Çünkü Avrupa devletleri, Japonya ve benzerleri her alanda bilimi rehber alan çalışmalarla yer karasında söz sahibi hale geldiler. Tarih böyle buyuruyor!

 

 

( Çıkmazımız başlıklı yazı sahara tarafından 2/1/2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu