Köy Enstitüleri Niçin Açıldı Ve Niçin Kapatıldı
“Ta bin
1930’lu yıllar… Babam, annem en küçük kardeşime hamile iken öldü. Doğacak
kardeşimle birlikte yedi kardeş olacaktık. Annem köyümüzde çokça izlediğim
tavukların civcivlerini kanatlarını altına saklaması gibi biz çocuklarına kol
kanat oldu, korudu, besledi, büyüttü.
İlkokulu
henüz bitirmiştim. O günlerin birinde ilçemizden köye dönen muhtar amca Kars
Cilavuzda köylere öğretmen yetiştirmek için bir okul açıldığını duyurdu. Okul
köy çocuklarını alıp yatılı olarak okutacakmış… Çok zor koşullarda gerekli
hazırlıkları yaparak Kars’a yayan gittim. Benim gibi komşu köylerin
çocuklarıyla ve babalarıydı yol arkadaşlarım “
Köy Enstitüsüne başlama hikâyemin başlangıcı
böyle oldu. Bu sözleri bana 1946 Cilavuz Köy Enstitüsü mezunu dayım anlatmıştı.
Sözlerine devamla “Allah, Köy Enstitülerinin açılmasında emeği geçen İsmet
İnönü, Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’tan binlerce razı olsun. Eğer o
okullar açılmasaydı. Sıradan bir köylü vatandaş olarak kalır geçim sıkıntısı
içinde yaşamaya çalışırdım.”
1683 II. Viyana
bozgunundan beri Türk Ulusunun bir türlü yüzü gülmez. Devlet duraklama ve
gerileme dönemleri yaşar. Sahip olduğu toprakları koruma adına yaşanan
savaşlarda sürekli yenilgi ve toprak kayıpları sürüp gider. Nihayet devlet
parçalanır yıkılır. Atatürk ve dava arkadaşlarıyla destansı başarılar elde
edilerek işgalci düşman yurttan atılıp yeni devlet kurulur.
Cumhuriyet ilan
edildiğinde halkımızın %80’e yakını köylerimizde yaşıyordu. Halkımız, özellikle
köylerimizde büyük yoksulluk “fakru zaruret” içindeydi. Köylerde okul, öğretmen
yoktu. Ülke ortaçağ karanlığı içindeydi. Okulsuz, öğretmensiz, doktorsuz,
yolsuz, susuz çoğu hasta insanlar ülkesiydi Türkiye’miz.
Türk kültürünü çağdaş
uygarlık düzeyine çıkarmayı hedefleyen cumhuriyeti kuran irade köylerimizi
karanlıklardan kurtarmanın yollarını arıyordu. Bunun için öncelikle askerde
okuma-yazma bilen gençlerden yararlanma yoluna gidildi. Bu gençler arasında
eğitmen kursları açılarak küçük köylerin öğretmenlik gereksinimi için
eğitmenler yetiştirildi.
Bu uygulama
geliştirilerek daha sonra 1940 yılından itibaren 1954 yılında kapatılıncaya
kadar yurdumuzda 21 adet Köy Enstitüsü açıldı: Yurdun batısında, Kırklareli-
Kepirtepe, doğusunda Kars-Cilavuz, Van-Erciş, kuzeyde, Sakarya-Arifiye,
Kastamonu- Gölköy, Trabzon-Beşikdüzü, ayrıca Diyarbakır-Dicle, Adana-Düziçi ve
Ankara-Hasanoğlan açılan enstitülerden bazılarıdır.
Köy Enstitüleri,
köylere ilkokul öğretmeni yetiştirmek için açıldı. Faaliyet içinde bulundukları
yıllar içinde bu okullarda 1308 kadın toplam 17341 öğretmen yetiştirildi. Köylerimize atanan idealist duygularla
yetişen enstitülü öğretmenler, karanlıklar içinde, gericiliğin kol gezdiği
köylerimize birer meşale olup yurt insanının aydınlanmasında büyük görevler
üstlendiler. Olanaksızlıkları hiç önemsemeden yurdun en uzak köylere
yüksünmeden seve seve gittiler. Kuş uçmaz kervan geçmez köy yollarında
hayatlarını kaybeden anılarına saygı duyduğumuz eğitim ordusunun korkusuz
yiğitleri yetişti bu okullarda.
Köy Enstitüleri eğitim
için bir devrimdi. Köylünün aydınlatılmasıyla birlikte çıkarılacak “toprak
reformu” ülkemiz için tam devrim olacaktı.
Köy Enstitüleri köylüyü
eğitecek meslek sahibi yapacaktı. Öğrenciler “iş için, iş içinde eğitilirdi”.
Okulların geniş alanlarda kurulmuştu. Okulların bağ, bahçe, tarla, arı kovanı,
besi hayvanları atölyeleri vardı. Eğitimin süresinin yarısı örgün eğitim gerisi
uygulamalı eğitim çalışmaları yapılıyordu. Mezun olan öğretmenler ortalama150
klasik eser okuyarak mezun oluyordu.
Enstitüyü bitiren
öğretmen ziraatçılık, duvarcılık, demircilik, terzilik, balıkçılık, arıcık,
bağcılık, marangozluk sağlık alanlarında yetişmiş olarak göreve başlıyordu. Ve
yeni atanan öğretmenlere alet edevat veriliyordu devlet tarafından.
Enstitüler niçin
kapatıldı sorusunun tek cümlelik cevabı var: Köy Enstitüleri hangi amaçla
kurulmuşsa bu amacın gerçekleşmemesi için kapatıldı. Enstitülerin
kapatılmasında sorumlu olarak CHP ve DP (İsmet İnönü ve Adnan Menderes) eşit
sorumluluğunu bir başka yazıda anlatmaya çalışacağım.
Kocaeli Gazetesi yazarı
M. Tanzer Ünal’ın yazısından yararlanıldı.
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.