
Düşlerim telkin ediyor:
Aç gözlerini ve uyan artık tüm
gerçeklere…
Şahikası, o özlemin
Sektiğim Arnavut Kaldırımları
Çocuk yaşımda üzerinde yürüdüğüm o
duvar Moda yokuşunda
Amperi sönmüş duyguları insanların
Alabildiğine sevdiğim
Ve damgalandığım
Nazarında uçuşan efkârım
Yaldızlı yollarında günün geceye hamt
ettiğim kadar
Ömrün dilemması.
Anne kokan elim
Elimden kayan o ipin
Ucuna bağlı uçurtmam
Aslında göklere kanat açan benim
Ben ki ben:
Aşkın Hünkârına meylettiğim…
Ben ki ben:
Ah, o sefil yüreği zor zapt ettiğim
Gönlün surları şehre özenen
Ve o iki yakası benliğin
Asya Avrupa kıtasını zikreden
Kavuşulmaz
Kavuşulmazı renklerin
Ben ki:
En pembesinden aşkın
En beyazından masumiyete kanat
açtığım
Siyahın zemherisinde dahi
Çiçek olup açtığım
Bazen savurduğum nidalarım
Kimselerin duymadığı
Sökün eden yaşlarım
Aşkı hazmedemeyen kim ise vurgun
yediğim
Zehir zemberek sözcüklerin bentleri
aştığı
Bense kemale ermek uğruna
Varsa yoksa kıtalar aştığım
Aşkın endamı
En münasip renk ve en kavuşulmaz
Aşka biat ettiğim
Renkler kadar mahcup
Ne dünde saklı ne de meczup
Varsa yoksa kıyama durduğum her an
her gün
Beyitlerdeki t/aşkın namelerine kol
kanat geren
Sadece Rabbimle tokalaştığım
Uyku öncesi
Güne uyandığım yeni günün müjdecisi
İhbar ettiğim safça ama kendimi
Yere göğe mıhlanmış şiirlerden
ördüğüm
Hüzün hırkası
Mahal veren neyse sabrıma
Şükrüme delalet
Sönmeyen ateşin tek kıvılcımına
Meyleden zarif bir pervane
Aşkla aşkı ömrü ihya eden
Mutaassıp bir arbede
Elbet kendi içimde kendimle
uzlaştığım
En hasına ulaşmaksa hayatın ve
duyguların
İkaz ettiğim o ufacık ve nadide
Çocuğun kulağına küpe
Ettiği
Anamın babamın ve yoldaşımın yüzü
suyuna
Hürmeten sinemde saklı seferisi
duygulara
Kâh ettikleri sitem
Kâh namahrem ruhuma savurdukları
öfkeden yana
Sırdaşım Allah dostum ümmetin
işlediği sevap uğruna
Zanlardan uzak bir ömür dileğiyle
Zam gelirken insan olmanın katıksız
bedeline
Rabbimle ulaştığım ulaşacağım en ulvi
mertebe
Ölmeden öldüğüm
Yaşamsa bir muhabere
İstifli ulu makamlar uğruna
Birbirine taş sopa ile saldıran
nefsine köle
Zemheride yaşasam bile
İçimdeki en ılık en muteber iklime
D/okunabildiğimse sadece Rabbin
izniyle
Ve sadece O’nun nezdinde
Kabul görmenin şerefine
Sırtlandığım kadar yükümü
Solsa da çiçeklerim kaybetmediğim
özümü
Ve sözümü
Koruduğum kollayacağım kadar da
nüvemi
Ben ki:
Beynamaz ve şarlatan nefislerden de
aldım mı payımı
Yâdım aşk
Yandığım yine aşk
Kefil olduğum en muteber olan İlahi
Aşk
Ve yasıma da razı yaşıma da
Yalnızlık dediğin ne ki
Sen de
Ben de
Bizler de
Yazılmayacak mıyız söyle,
O mezar taşına…
Lâ ilâhe
illallah