8 Martınız Kutlu Olsun

 BAŞKANIMIZIN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJIşunu diyen bir yazı '8 MART DANYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN! Yaşamı güzelleştiren, emeğiyle, sevgisiyle ve direnciyle dünyayi ayakta tutan tüm kadınlarin günü kutlu oisun. Kadın; yaşamm üreticisi, toplumun oplumunöğretmeni, öğretmeni, geleceğin mimaridir. Eşitliğin, adaletin ve özgürlüğün olduğu bir dünyada yaşamak dileğiyle... Tum kadınlara saygıyla.' görseli olabilir

Her sabah uyandığında gözlerini açan, günün ilk ışığıyla birlikte sessizce kalkıp evi, kalbi, hayalleri toparlayan o kadınlar... Hiçbirimiz savaşçı olarak doğmadık aslında. Hepimiz bir zamanlar sadece sevilmek, korunmak, küçük mutluluklarla yetinmek isteyen çocuklardık. Bir bahçede koşmak, annenin eteğine sarılmak, sevdiği bir şarkıyı mırıldanmak, yarınlara dair masum umutlar taşımak istiyorduk. Ama hayat, bazen en beklenmedik anda kapıyı çaldı. Bazen bir kayıp, bazen bir ihanet, bazen yorgunluk, bazen de sadece “dayanman gerekiyor” denilen o ağır sessizlik...

Ve işte o an, içimizdeki en narin yer kanamaya başladı. Ama tuhaf bir şekilde o kan, bizi öldürmedi. Tam tersine damarlarımızda dolaşıp başka bir şeye dönüştü: sessiz bir direnişe, yorgun ama kırılmayan bir gülümsemeye, gece yarısı ağlayıp sabah kalkıp yine devam eden bir güce. Biz kadınlar, çoğu zaman gözyaşlarımızı kimseye göstermeden, acımızı en derinimize gömüp, yine de etrafımızdakilere ışık olmaya devam ediyoruz. Bir annenin kucağında uyuyan çocuğa ninni olurken, bir sevgiliye “iyiyim” derken, iş yerinde daha fazlasını yapmak zorunda kalırken, kendi yaralarımızı sarmayı en sona bırakırken...

 

Şu kadınlar var ya... Sabahın köründe gözlerini açtıklarında bile içlerinde bir yer hâlâ dün gece ağlamaktan şişmiş. Ama kalkarlar. Kalkmak zorundadırlar çünkü evde bir çocuk uyanacak, bir kahvaltı hazırlanacak, bir hayat devam edecek. Hiçbirimiz "ben büyüyünce her şeye göğüs gereceğim" diye yataktan çıkmadık. Biz sadece sevilmek istedik. Bir elin saçımızı okşamasını, bir sesin "seni anlıyorum" demesini, bir omzun yaslanacak yer olmasını... Ama hayat, o masum isteklere sırtını döndü. Bize "dayan" dedi. "Sus" dedi. "Gülümse" dedi. Ve biz sustuk. Dayandık. Gülümsedik.

İçimizde bir yer hep kanadı. O kanı kimse görmedi belki. Ama biz hissettik. Her yutkunduğumuzda boğazımızda tuz tadı, her aynaya baktığımızda gözaltlarında morluklar, her "nasılsın" sorusuna "iyiyim" derken içten içe kırılan bir şey... Yine de pes etmedik. Çünkü pes etmek, o küçücük kız çocuğuna ihanet etmek olurdu. O, annesinin eteğine sarılıp "büyüyünce ne olacağım?" diye soran, gözleri parlayan, hayalleri pamuk şeker kadar hafif o çocuk... Ona "üzgünüm, dayanamadım" diyemezdik. O yüzden dişimizi sıktık. O yüzden gece yarısı yastığa gömülüp ağladık, sabah kalkıp makyaj yaptık. O yüzden "yeter artık" dediğimiz anda bile bir daha "biraz daha" diyebildik.

Bugün, 8 Mart'ta sana diyorum: O içindeki kanayan yer, aslında en canlı yerin. O yara iyileşmiyor belki, ama seni öldürmüyor da. Tam tersine, seni sen yapıyor. Seni dirençli, seni derin, seni gerçekten insan yapıyor. Keşke güçlü olmak zorunda kalmasaydık. Keşke sadece sevebilseydik, sevilseydik, çiçek sulayıp şiir okusaydık. Ama madem kaldık, madem dayandık... O zaman bil ki, bu sessiz direnişimiz, tarihin en güzel isyanı.Tüm yaralı ama hâlâ atan kalplere, tüm suskun ama asla vazgeçmeyen ruhlara... İyi ki doğdunuz. İyi ki varsınız.

Ve iyi ki, hâlâ buradasınız.

Bugün, 8 Mart’ta, sana sesleniyorum: o içindeki yaralı ama hâlâ atan kalbiyle, o suskun ama asla pes etmeyen ruhunla, o “yeter” dediği halde bir daha “biraz daha” diyebilen cesaretinle... Sen çok kıymetlisin. Güçlü olmak zorunda kalmamanı dilerdim. Ama madem olmak zorunda kaldın, bil ki o güç senin en güzel isyanın, en insani zaferin. Tüm yaralarına, tüm sessiz çığlıklarına, tüm yeniden doğuşlarına rağmen hâlâ burada, hâlâ seven, hâlâ umut eden, hâlâ yürüyen tüm kadınların 8 Mart’ı kutlu olsun.

İyi ki varsınız. Hepiniz, tek tek.

Mehmet Aluç

 RESİMLER ALINTIDIR.

https://www.facebook.com/share/r/18Y4BRvGp8/
( 8 Martınız Kutlu Olsun❤❤ başlıklı yazı kul mehmet tarafından 8.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu