Kapımın Önünde Büyüyen Akşamlar
Her akşam içimde aynı yere bakıyorum.
Sanki yıllar önce göğsümün bir köşesine bırakılmış boş bir sandalye var da
ben hâlâ onun misafirini bekliyorum.
Gelmeyeceğini bilen ellerimle
çayı iki kişilik koyuyorum bazen.
Çünkü insan bazı alışkanlıklarını değil,
bazı umutlarını terk edemiyor.
Penceremin önünde bir akşam ağacı büyüdü zamanla.
Dalları gökyüzüne değil, bekleyişe uzanıyor.
Kuşlar değil, senin gelmeyen adımların konuyor üzerine.
Ve ben her gece,
karanlığın saçlarını tarayan yaşlı bir kadın gibi
saatlerin düğümlerini çözüyorum.
Saatler.
Ne tuhaf şeyler.
Sen gittikten sonra hepsi aynı yere düşmüş kırık tabak parçaları gibi.
Dokundukça kanatıyor insanı.
Biliyor musun?
Gelmeyişin artık yabancı değil bana.
Bir evin duvarındaki eski bir çatlak gibi.
İlk zamanlar gözüme batıyordu,
şimdi o çatlakla birlikte yaşıyorum.
Hatta bazen korkuyorum.
Ya bir gün gelirsen
ve ben seni beklemeyi bıraktığımı fark edersem diye.
Çünkü özlemek de bir memleketmiş meğer.
İnsan uzun süre kalınca
iklimine benziyor.
Ben senin yokluğunun havasını soluyarak büyüdüm biraz.
Gözlerimin altında oluşan gölgeler,
uykusuz gecelerden değil,
yıllardır sırtımda taşıdığım dönmeyen yolların yorgunluğu.
Balkona çıktığım her gece
ayla senin hakkında konuşuyorum.
O da senden yana sessiz.
İkimiz de biliyoruz çünkü.
Bazı insanlar gitmez aslında.
Sadece fiziklerini alıp uzaklaşırlar.
Ruhları bir odanın içinde unutulmuş eşya gibi kalır.
Sen benim içimde öyle kaldın.
Bir çekmeceyi açarken,
bir şarkının en kırık yerinde,
kalabalığın ortasında ansızın duran bir sessizlikte.
Hep oradasın.
Bazen kalbimin içinde eski bir tren garı görüyorum.
Bütün raylar sana çıkıyor.
Ama hiçbir tren hareket etmiyor.
Ben istasyonda yaşlanıyorum.
Valizlerime mevsimler doluyor.
Saçlarıma sonbaharlar konuyor.
Yine de anons edilmiyor dönüşün.
Ve her akşam içimde aynı yere bakıyorum.
Sanki kader, göğsümün ortasına küçük bir pencere açmış da
oradan yalnızca seni gösteriyor.
Gelmeyeceğini biliyorum.
Ama deniz de kıyıya her gün vururken
karanın kendisine geleceğine inanmıyor.
Yine de gidip geliyor.
Yine de bekliyor.
Yine de aşkı sürdürüyor.
Ben de öyle.
Çünkü bazı kadınlar sevdiği adamı değil,
onu beklerken kurduğu dünyayı sever.
Ve ben,
en çok da o dünyanın yıkıntılarında açan
yalnız bir çiçeğim şimdi.
Kökleri hasrete inen,
gökyüzü umuda çıkan.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.