Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

İçimde Sakladığım Şehirler Biriktirdim İnsanlar

İçimde Sakladığım Şehirler Biriktirdim İnsanlar

İçimde Sakladığım Şehirler, Biriktirdim İnsanlar 



Dernek binamızın kapısını açar açmaz kitap kokusuna karışmış küf kokusu karşılar, insan daha içeri girmeden kendini yıllardır tanıdığı dostların arasına düşmüş gibi hissederdi. O daracık odada herkesin kendine ait bir sandalyesi vardı sanki. Duvarlardaki sararmış kupürler, çerçeveler ve raflara dizilmiş kitaplar sessizce bizi dinlerdi.


İsmail Hakkı amca her zamanki yerine otururdu. Fazla konuşmazdı. Konuşacağı zaman da acele etmez, kelimelerini özenle seçerdi. Ben ise onun anlattıklarını kaçırmamak için biraz daha yakınına ilişirdim. Yüzündeki yılların çizgileri, söyleyeceği cümlelerden önce konuşurdu adeta.


Bir gün söz İstanbul yıllarına geldi. İnşaatlarda çalıştığı günleri anlattı. Ardından birden, "Amerikan donanmasının geldiği zamanlar..." diye başladı söze. Kalabalıkları, meydanları, gençliğin coşkusunu anlattı. Ben, anlattığı olaydan çok, o günleri yaşamış bir insanın sesindeki titreşimi dinliyordum. Tarih kitapları olayları yazar; yaşlı insanların sesi ise o günlerin ruhunu saklar.


Tam o sırada alt kattaki çaycı elinde ince belli bardaklarla içeri girdi.


"Yine dünyayı kurtarıyorsunuz galiba!" dedi gülümseyerek.


Odada hafif bir kahkaha yükseldi. İsmail Hakkı amca gözlüğünün ardından tebessüm etti.


"Yok evlat," dedi, "dünyayı değil... Hatıraları yaşatıyoruz."


Çaylarımızı önümüze bırakan çaycı başını sallayıp merdivenlerden aşağı indi. Biz ise kaldığımız yerden devam ettik. O küçük dernek odasında bazen bir bardak çay, bazen tek bir hatıra, saatlerce sürecek sohbetlerin kapısını aralardı.


İsmail Hakkı amcayı dinlerken hep aynı duyguyu yaşardım. Şiiri sadece yazan biri değildi o. Şiir, alın terinin, gurbetin ve ömrün içinden süzülüp sesine yerleşmişti. Ben de o sesi dikkatle dinleyenlerden biri olduğum için kendimi bahtiyar sayardım.


Meğer ben o yıllarda konuşmuyor, biriktiriyormuşum. Her çay bardağını, her tebessümü, her hatırayı usulca günlerimin arasına koymuşum. Şimdi durup durup o dernek odasını düşünüyorum. İçimde ince bir istek beliriyor.


Müsaade edin, biraz da ben anlatayım. Çünkü bazı insanlar ikinci kez ancak hatırlandıklarında yaşarlar.


Şimdi Balıkesir'deyim. Burada insanlar çocukluklarını anlatıyor, mahallelerini anlatıyor, yıllardır aynı sokaklarda biriktirdikleri hatıraları dillendiriyor. Onları dinlerken içimde tatlı bir kıpırtı uyanıyor. Çünkü benim hikâyem yalnızca Balıkesir'e sığmıyor. Ben ömrümün en güzel yıllarını başka şehirlerde geçirdim. Adapazarı'nın sokaklarında yürüdüm, nice güzel insan tanıdım, nice dost meclislerinde çay içtim. Onların anlattıklarını yıllarca dinledim, kendi hatıralarımı ise içimde sakladım. Meğer anlatmayı değil, biriktirmeyi seçmişim.


Şimdi anlıyorum ki her insanın içinde, zamanı gelince açılan bir hatıra sandığı varmış. Benim sandığımın kapağı da bugünlerde usulca aralanıyor. İçinden Sakarya çıkıyor, dernek binamız çıkıyor, ince belli bardaklarda demlenen çaylar çıkıyor. Şahinde abla, Abdulkadir Hocam, İsmail Hakkı amca... Her biri yıllardır sessizce beni bekliyormuş. Artık onları anlatmanın vakti geldi.


Başkaları bana memleketlerini anlattılar. Ben ise gönlümde memleket edindiğim insanları anlatacağım.


Bölüm


Biraz önce Polat Bozkuş hocamın verdiği numarayı çevirdim. İlk aramam cevapsız kaldı. Bir süre sonra yeniden denedim. Bu kez telefonu İsmail Hakkı amca açtı. Kulakları artık eskisi gibi duymuyordu. "Tane tane konuş evladım." dedi. Ben de kendimi tanıttım. "Şairler Derneği'nden eski bir arkadaşınızım." Sözlerimin ona ulaşması kolay olmadı. Büyüklerimizin "Göbeğim çatladı da haber anlatana kadar..." dediği durumun tam içindeydim. Aynı cümleyi birkaç kez kurduk, birkaç kez dinledik. Nihayet birbirimizi anlayabildik.


"Ben hastayım, gelemem." dedi. Ardından ekledi: "Her gün istasyonun oradaki kahvedeyim."


Telefon kapandıktan sonra uzun süre elimde öylece kaldı. Bir zamanlar dernek odasında şiir konuştuğumuz insanlar şimdi yaşlılıkla baş başaydı. Sonradan öğrendim ki İsmail Hakkı amca ve eşi, hayatı yalnız göğüslüyorlarmış. Bu bilgi, konuşmanın en ağır cümlesi oldu. Bazen insanın yüreğine sessizlik çöker. Benim içime de öyle bir sessizlik çöktü.


Şimdi bunu Çetin Başkana ve dernekteki dostlara mutlaka haber vermeliyim diye düşünüyorum. Belki bir ziyaret, belki bir bardak çay, belki de yalnız olmadıklarını hissettirecek kısa bir hâl hatır... Bazen insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, unutulmadığını bilmektir.


4 Temmuz 2026


H. Çiğdem Deniz 



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
İçimde Sakladığım Şehirler Biriktirdim İnsanlar

İçimde Sakladığım Şehirler Biriktirdim İnsanlar

çitlembik çitlembik