Dağın Uykusu Yırtıldığında
O gece Afyon’un sırtlarında vakit,
Soğuk tütün kokan bir sessizliğe bürünmüştü.
Sarp kayalar, gecenin sırtına saplanmış birer kama
Rüzgâr, kurumuş çalıların arasında son duayı gezdirirdi.
Bir halk ki göğsünde yırtık bir cepken,
Kendi kederinden başka sığınak bulamamış.
Atların genzinden dökülen buğu, şafağın alacakaranlığına karışır
Ve her çocuk, anasının koynunda korkuyu tırnaklarıyla kazırdı.
Derken bir gürültü devrildi bozkırın çorak bağrına.
Bir çakmak taşı değil, bir insanın son nefesi tutuştu Ahırdağ’da.
O gün toprak, sıradan bir çamur olmaktan çıktı
Siperlerde biriken ter ve barut,
Derelerin yatağını, insanın yazgısını değiştirdi.
Etin çeliğe sürtündüğü o ilk saniyelik çığlık,
Yalnızca bir hattın yarılması değil
İçerideki o sinsi, o karanlık korkunun kalbinden vuruluşuydu.
Haritalar çiğnendi o gün çamurlu postalların altında,
Sayıların kibiri, bir köylünün bakışında eridi.
Çünkü o tepelerde şafağa koşanlar,
Ne rütbe sorardı ne de arkadaki gölgeyi.
Onlar ki yırtık çarığının arasından vatan sızan,
Gözlerinde Akdeniz’in köpüğünü taşıyan isimsizlerdi.
30 Ağustos, bir takvim yaprağının zaferi değil
Toprağın altında yatanla, üstünde ayakta duranın
Dumanlı bir siperde helalleşmesidir.
Bir daha hiçbir leke,
Bu toprağın ufkunu örtmesin diye
Ateşin ve etin içinden güneşe doğru sürülen o son adımdır.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.