Zaralı Şampiyonun Define Arama Macerası 15
Baki fenerini odanın içinde gezdirdi.
Duvarlar nemden kararmıştı. Tavandan ince ince su damlıyordu. Odanın ortasında ise eski, taş bir masa vardı.
Masanın üzerinde sararmış bir harita duruyordu.
Celal haritaya yaklaştı.
"Bu, mağaranın haritası."
Yaşar başını salladı.
"Hayır. Sadece mağaranın değil."
Baki haritayı dikkatlice açtı.
Haritada köy, orman, eski değirmen ve mağaranın tamamı işaretlenmişti.
Ama daha ilginç bir şey vardı.
Haritanın en altında, köyün dışındaki tepenin altında küçük bir işaret bulunuyordu.
Baki parmağını oraya koydu.
"Burada bir şey var."
İsmail Dede sessizce haritaya baktı.
Sonra fısıldadı:
"Eski kuyu..."
Halit şaşkınlıkla:
"Hangi kuyu?"
İsmail Dede:
"Yıllar önce köyde büyük bir kuraklık olmuştu. O sırada yeni bir kuyu açılmıştı. Ama kuyudan su yerine başka bir şey çıkınca kapatıldı."
Celal meraklandı.
"Ne çıkmış?"
İsmail Dede cevap vermeden önce durdu.
"Taş bir kapı."
Odadaki herkes sustu.
Baki:
"Demek dördüncü sandık kuyunun altında."
İsmail Dede başını salladı.
"Belki."
Tam o sırada dışarıdan bir ses geldi. "ÇAT!"
Bir dal kırılmıştı.
Baki hemen fenerini söndürdü.
"Herkes sessiz kalsın."
Beşi de karanlıkta bekledi.
Dışarıdan ayak sesleri geliyordu.
Bir...
İki...
Üç...
Sonra sesler kesildi.
Halit fısıldadı:
"Biri bizi yine takip ediyor."
Baki kapıya doğru yaklaştı.
Tam dışarı çıkacakken İsmail Dede kolundan tuttu.
"Bekle."
"Niçin?"
"Çünkü bizi takip eden kişi dışarıda değil."
Baki şaşkınlıkla ona baktı.
İsmail Dede odanın karanlık köşesini gösterdi.
Orada, taş duvarın üzerinde yeni açılmış küçük bir delik vardı.
Deliğin yanında ise taze toprak bulunuyordu.
Yaşar feneri yeniden yaktı.
"Buraya biri yakın zamanda girmiş."
Baki duvara yaklaştı.
Taşlardan birinin üzerinde küçük bir yazı vardı.
Tozları temizledi.
Yazı ortaya çıktı:"Dördüncü sandığı arayan, önce gerçeği öğrenmeli."
Celal:
"Ne gerçeği?"
Baki cevap vermedi.
Çünkü yazının altında bir isim vardı."MEHMET...
İsmail Dede'nin yüzü bir anda değişti.
"Bu... babamın adı."
Tam o anda duvarın içinden metalik bir ses duyuldu. "Tık!.
Taşlardan biri hareket etti.
Baki elini uzattı.
Taşın arkasında küçük bir bölme vardı.
İçinden eski bir anahtar çıktı.
Anahtarın üzerinde aynı sembol bulunuyordu.
Baki anahtarı eline aldı.
"Sanırım dördüncü sandığa giden yol şimdi başlıyor."
İsmail Dede başını salladı.
"Hayır Baki."
"Ne oldu?"
Yaşlı adam anahtara baktı.
"Bu sandığı açan anahtar değil."
Baki şaşırdı.
"Değil mi?"
İsmail Dede'nin sesi titredi.
"Bu, babamın bana yıllar önce verdiği bir sözün anahtarı."
"Ne sözü?"
İsmail Dede cevap vermeden önce dışarı baktı.
"Bir gün biri bu anahtarı bulursa, ona gerçeği anlatmam gerektiğini söylemişti."
Baki:
"Öyleyse anlat."
İsmail Dede derin bir nefes aldı.
"Benim babam...Bu sandıkları koruyan kişilerden biriydi."
Dört arkadaş birbirine baktı.
Halit:
"Yani sizin aileniz bu işin içindeydi?"
İsmail Dede başını salladı.
"Ve sandıkların sırrını bilen tek aile biz değildik."
Baki'nin aklına hemen bir soru geldi.
"Başka kim vardı?"
İsmail Dede cevap vermek üzereydi.
Fakat dışarıdan bir adamın sesi duyuldu:
"İsmail!"
Herkes donup kaldı.
İsmail Dede kapıya baktı.
Bu sesi tanıyordu.
Ama o adamın yıllar önce öldüğünü zannediyordu.
Devam Edecek
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.