Cam Kırığı
Sevmek değildi bizimkisi,
İçimizdeki o dipsiz cehennemi söndürme telaşıydı.
Birbirimizin gözlerine baktığımızda gördüğümüz,
Sadece kendi yüzümüzün solgun, lekelenmiş resmiydi
Sana dokundukça
Elini tuttukça ter aktı şakaklarımdan aşağı.
Biz bir sevgide buluşmadık
Biz aynı varoşların çamurlu yollarında büyüdük beraberce
Kaç kalbi bir hiç uğruna kırdık?
Kaç masumiyete sürdük o saf duygularımızı?
Bir idol yarattık önce kafamızda, inandık yalanına,
Sonra ilk kırılma anında unuttuk adına verdiğimiz adakları.
Zafer sandık terk edişlerimizi,
kaçışlarımızı övünç,
Oysa her kavgada terk ettiklerimizle
bir parçamız eksik kaldı.
Biz kazanırken kaybettik geçmişe dair ne varsa,
Şimdi giydiğimiz bu süslü kılıflar, bu sahte parıltılar
Yalnızca unutmaya çalıştığımız o hatıraların kıyafetleridir.
Elimiz hep soğuk, parça parça cam kırıkları...
Ne zaman birine dokunsak kanattık avuçlarımızı.
Bu da o değildi" dedik, kestik attık yaşananları
Bu da dolduramadı içimizdeki o çocuksu yalnızlığı.
Aradığımız bir sevgili değildi ki bizim
o ilk sıcaklığı arıyorduk.
Ateşledik ruhları, tutuşturduk başkalarının evlerini,
Sonra dönüp arkamıza bile bakmadan yürüdük,
Kendi mahpusumuzun o karanlık soğuğunda üşümek pahasına.
Bir buz kovasına atılmış minik bir kor parçasıydı
Yaşanan her aşk,
Cızırdayıp söndü, geriye sadece dumanı kaldı.
Ne kadar susadıksa ,o kadar acıktık,
Ne kadar itaat edildiyse bize,
o kadar çabuk bıktık başkalarından .
Kendi zayıflığımızı görmemek için gözlerimizi kapattık,
Karşımızdakini küçümseyip aşağıladık en güçsüz anında.
Çünkü biliyorduk; birini zayıflığıyla sevmek,
İçimizdeki o büyük var olmuşluğu çıkaracaktı ortaya.
Biz sevmeyi değil,
kurbanımızın çığlığını duymayı seçtik.
Birden sen çıktın karşıma,
İki tekinsiz, iki yapayalnız, iki berduş sevdalı
Aynı dilden konuşuyordu yalanlarımız,
Aynı aynada hayrandık kendi kurguladığımız masala.
Beni anlamanı istemedim,
ben de seni anlayamadım zaten,
Sadece kendimizi anlattık durduk birbirimize
Hiç bıkmadan, usanmadan, sıkılmadan.
Kim kimi daha önce vuracaktı arkasından
Kim kimin en zayıf anını kollayıp kaçacaktı bu savaştan?
Biz birbirimizi sevmedik sevgili,
biz birbirimizi tükettik.
Ama hesaplayamadığımız bir şey vardı bu oyunda:
Senin aşkın benim kanıma karıştı, benimkisi sana.
Yüzümün yarısı sende kaldı o gece,
Vardığımız sığınaklar kurtaramadı bizi,
Yaralarımızı sarmak için koştuklarımız bile yalandı.
Gecelere gömdüğümüz o saatlerden çığlıklar yükseldi,
Ve daha sonra
fecrin ilk beyazlığına karıştı
Benim yüreğim,
Benim gecem.
Zamanı parçaladık dakika dakika ,
ölü düşler biriktirdik,
Geçmiyor günler, kızıla boyanıyor ufuk
ve başlıyor bitmeyen her gece.
Kimse anlayamaz bizi bu saatten sonra,
"Zamanla geçer" diyenler, ruhumuzun derinliğini bilemez.
Biz ötelendik; nereye gitsek yoklukla karşılandık ,
Hangi eve girsek dışarıda kaldı duygularımız
Eksik kaldık, yarım kaldık,
Şimdi ödüyoruz o masum hayatın diyetini.
Öyleyse gel,
Sığınacak hiçbir liman kalmadıysa geride,
Yokluğumu varlığına kat,
Gel evime.
Bırak yüzünün hüzünlü yarısını öbür yarısına
Bırak ölü vakitler örtsün üstümüzü usulca.
Birbirimizi tamamlamaktan başka çaremiz yok
Gel, tamamlayalım noksanlarımızı
Gel benimle.
redfer
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.