Deneme / Hayata Dair Denemeler
Eklenme Tarihi : 16.02.2026
Bektaşi’nin
yolu bir gün bir köye düşmüş. Köyün girişindeki mezarlıkta dua etmek istemiş.
Mezarlığa girdiğinde bir de ne görsün? Tüm mezar taşlarının üstünde bir gün
yaşadı öldü, üç gün yaşadı öldü, 5 gün yaşadı öldü yazıyor... Şaşkınlıkla mezarlık
bekçisini çağırmış, sormuş:
-Dede, neden tüm mezar taşlarının
üzerinde 3 gün-5 gün yaşadı yazıyor? Köyde kıran mı oldu? Bebekler mi öldü
sadece?
Bekçi kafasını kaldırmış ve
hafifçe tebessüm etmiş. Kelimeler zorla ama üstüne basa basa dökülüyormuş dudaklarından:
-Ey erenler; bizim buralarda
ölünce mezar taşına; nefes aldığın gün sayısı değil, gerçekten yaşadım dediğin
gün sayısı yazılır, demiş…
Eğer bu anekdottan
yola çıkacak olursak benim mezar taşıma kaç gün yazılacağı konusunda
tereddütlerim var. Hayatımda bir kaç kez öyle mutlu olmuştum ki; ürkmüştüm.
Sayısı üçü geçmez.
Önünde kocaman bir hayat var.
Elbette herkes gibi sende son demlere yaklaştıkça yaşamın kısalığından şikâyetçi
olacaksın. Ama şu anda sana her şey uzun ve ulaşılmaz gibi gelecek.
En büyük
mutluluğun her şeyin senin istediğin gibi olması ve gerçekleşmesidir. Ama
bilmelisin ki; bazen senin istediklerin olmadığında aslında daha iyi olacak her
şey… Ben seni anlıyorum. Dünyanın merkezisin ve her şey sensin şu anda. Tıpkı
bir zamanlar bizlerin olduğu gibi.
Sen kızarken
ben sabretmeyi, sen yapmam derken ben yapamasam da uğraşmayı, sen ağlarken ben
tebessüm etmeyi, sen kaçarken ben kalmayı, sen giderken ben gelmeyi, sen
isterken ben vermeyi öğrenerek geldim buraya.
Sen bir kıyafet
aldığında acaba gelecek yaza modası geçer mi, diye düşünürken; ben acaba
gelecek yaza çıkacak mıyım diye düşünüyorum.
Sen kararlarını
verirken benden çok daha cesursun. Cesaretini hem cehaletinden hem de henüz
kullanmadığın şanslarından alıyorsun. Benim ise artık ne gözümü karartacağım
deli cesaretim ne de kullanacağım bir dolu şansım var. O nedenle senden daha
ürkek ve çekingenim.
Hırpalanmış bedenim,
diri vücudunun yanında pek çelimsiz kalacaktır. Lakin zamana karşı
durulamayacağını bir gün sende öğreneceksin, aynaya bakıp yüzündeki derin
çizgileri fark etmeye başladığında…
Benim
heybelerim var, içleri tıka basa dolu olan. Kimine hüzün yükledim, kimine
maziyi, kimine tecrübelerimi, kimine unutulmuşları ve unutulamayacakları. Sen
henüz heybeni dikemedin. Dikipte duvara asamadın… Bir gün çeşit çeşit
heybelerinin içindekileri dağıtacaksın çevrene. Şimdilerde ben dağıtırken en
çok ne olduysa kazancımız onu veriyorum. Hüzünlü kalem koymuşlar adımı… Demek
ki heybede en çok hüzün biriktirmişim.
Kalbin daha
yorulmadı, yaşanmışlıklardan değil aşk sandığın fırtınalar henüz kanadını kırmadı.
Ben ise yorgun kalbimin adrenalin eksikliğinde devam ediyorum hayata.
Sen
yalnızlıklarını kendine dert edinirken ben yalnızlığımı kendime eş etmişim. Kırılmalardan,
yıkılmalardan, örselenmelerden, ihanetlerden sıyrılarak bu tercihe ulaşmışım…
Sen sana gülen
herkesi dost, canım diyen herkesi can, yoluna hayran diyen herkesi yoldaş bellerken;
ben dostun, can’ın, yoldaşın bir insana neler yapabileceğini, neler katıp neler
götürebileceğini yaşamışım.
Kâğıttan
zaferlerin komutanı edası ile salınırken sen, ben kubbede hoş bir seda için
yaşar olmuşum. Zira zafer görünen birçok olayın aslında en büyük kayıplarımız
olduğunu görmüşüm.
Sen
endişelerini, hayal kırıklıklarını, problemlerini kendine dert edinirken, ben
bunların yaşamın ta kendisi olduğunu öğrenmişim.
Küçüğüm benim;
yüzümde ki tebessümüm, hayranlıkla izlediğim geçmişim, yaşamıştım dediğim mazim,
unuttum dediğim bildiklerim, yapamam dediğim cesaretim, gidemem dediğim yolum,
dökemem dediğim gözyaşım, unutamam dediğim anılarım, silemem dediğim
tecrübelerimsin. İşte tam da bu sebeplerle sen bensin… Benim sen olmam ise imkânsız
artık…
Yollarına çıkan
tüm papatyaları dererek başına taç etmeyi başarmanı, gülüşlerini maviliklere
bırakabilmeni, umudunu asla kaybetmemeni, endişelerini ıssızlara savurmanı,
tecrübelerini heybene doldurmanı, ama hepsinden önemlisi hayatı dolu dolu
yaşamanı diliyorum…
Ben
yorgunluklarımda dinlenirken…
Aşk ile eyvallah…
Derya Deniz DİNÇ