
Tabiri caiz ise eyvallah;
allahaısmarladık, hoşça kalın, teşekkür ederim, evet, öyle olsun gibi
anlamlarda kullanılır. Tam da ruhun içinde son derece büyük bir zarafet taşır
aslında eyvallah… Hoş görerek kabul etmek veya edilmektir eyvallah. Bunu
başarmak içinse tekâmüle ulaşmak şarttır. Yaşanan çok büyük kavram kargaşası
içerisinde ne yazık ki eyvallah da üstüne düşeni almıştır. Her şeyden evvel
sanki erkeğe özgü bir kelime gibi algılanış söz konusudur. İşte en çok buna
karşıyım ve çok öfkeleniyorum(ki şahsen çok az öfkelenecek bir yapım vardır).
Kim karar veriyor acaba hangi kelimenin erkeğe hangi kelimenin kadına özgü
oluşuna? Ve eğer böyle görüyorsak hayatı; nerede kaldı önce insan olmak? Hayatı
kalıplara oturtmayı, insanları kategorize etmeyi bırakamadığımız için yaşıyoruz
bugün ne yaşıyorsak…
11. ve 12. yüzyıl tasavvufundaki kullanılışıyla
Allahtan gelen her şey kabulümdür demek olan her türlü durum ve şeye karşın bir
tür olumlu kabulleniş taşıyan, ne yazıktır ki geçen yüzyılda argoda ve
özellikle kabadayı ağızında anlam kaymasına uğrayarak sanki delikanlı raconunda
kullanılan bir kelime haline gelmiştir. Oysa öyle değildir.
Bir de eyvallahın tasavvufi anlamına göz
atalım. Tasavvuf ‘ta 4 kapı vardır. 1- Şeriat Kapısı 2- Tarikat Kapısı 3-
Marifet Kapısı 4- Hakikat Kapısı… Öğreti olarak bu kapılar birer birer
geçilerek Hakikate ulaşılır. Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş;
"Efendim bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim
bir lisanla anlatır mısınız?" "Şimdi bak karşı medresede dersini
çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş. -Sen git bunların hepsinin
ensesine bir şamar at sonra gel sana anlatayım." Öğrenci gitmiş birincinin
ensesine bir tokat atmış. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve
daha kuvvetli bir tokatla Mevlana'nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı
yemiş geri dönecek ama hocasına itaat var. Yaradan’a güvenip ikinciye de bir
tokat atmış. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken
vazgeçip yerine oturmuş. Öğrenci devam etmiş üçüncüye de bir tokat atmış.
Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş.
Dördüncü tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş.
Öğrenci Mevlana'ya dönmüş olanları anlatmış. Mevlana;
-İşte sana istediğin örnekler...- Birinci;
şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için tokadı
yiyince kalktı aynısını sana iade etti. – İkinci; tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince
o da kalktı tam tokadı iade edecekti ki tarikat öğretisinde verdiği söz aklına
geldi. "Sana kötülük yapana bile iyilik yap". Onun için döndü oturdu.
– Üçüncü; marifet kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaradan’dan
geldiğini bilir inanır. Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye
merakından şöyle bir dönüp baktı. – Dördüncü; hakikat kapısını da geçmiştir.
İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir. Onun için dönüp
bakmadı bile... İşte o Hakikat kapısının anahtarı Eyvallah demekle olur.
Eyvallah diyen öyle bir hakikate erer ki yaratılış gayesinin zirvesine çıkar.
İşte Mevlana'ın oğlu Sultan Veled şöyle demiştir;
-Bizlere babamızdan maddi bir miras, büyük bir
servet ve makam kalmadı. Bizlere kalan (bunlardan çok daha kıymetli, bizleri
evvelkilerin mevkiine erdiren) Hakk’ın hikmet tecellilerini eyvallahla
karşılama halidir.
Anlaşılacağı üzere tasavvufta da eyvallah çok
önemli bir yer kaplamaktadır.
Doğruya, güzele, iyiye ulaşmak için izleyeceği yolu
kişi seçer. Mesele küçücük dünyamızda(kocaman sandığımız ne yazık ki) bir avuç
mutluluk, bir nefes huzur ile yaşayabilmektir.
Neden bütün
yazılarınız aşk ile eyvallah ile bitiyor? Bu soru uzun yıllardır soruluyor; açıklamak
isterim müsaadenizle. Aşkın varlığına iliklerime kadar inanmaktayım ancak
yalnızca başka bir insana duyulan aşktan bahsetmiyoruz. Tutkunun en dibe
vurduğu kalemlerin anlatamadığı, sağırın duyacağı, körün göreceği o duygudan bahsediyoruz.
Eyvallah; kabulleniş, serzeniş, başkaldırıştır yerine göre... Aşk da
kabulleniş, serzeniş ve başkaldırış değil midir evrene? Özgürlüğe doludizgin koşmanın
koşulları yani... İşte o nedenle Aşk ile eyvallah efendim…
Aşk
ile eyvallah…
Derya
Deniz DİNÇ
Yazarın
Önceki Yazısı