Gönül Borcu


Vaktiyle memleketin dağ köylerinden birinde, her sabah gün doğarken sokağının başındaki eski çınar ağacını sulayan yaşlı bir adam varmış. Köylüler şaşkınlıkla izlermiş onu; çünkü çınar zaten asırlıkmış, kökleri toprağın en derin sularına çoktan ulaşmış. Bir gün sormuşlar: "Be hey ihtiyar, bu koca ağacın senin suyuna mı ihtiyacı var? Neden her gün kendini yoruyorsun?". Yaşlı adam, elindeki ibriği yavaşça yere bırakmış, ağacın gövdesine nasırlı elleriyle dokunarak şöyle demiş: "Bu ağaç benim suyuma muhtaç değil evlat, ama ben bu ağacın gölgesine borçluyum. Babam bu gölgede dinlendi, ben burada büyüdüm. Su vermek ağacı doyurmak için değil, benim gönlümdeki borcu taze tutmak içindir.".

Şimdilerde yaşlı adamın ibriği kırık, çınarın gölgesi ise beton yığınlarının soğukluğunda kaybolmuş bir sızı... Modern zaman dedikleri devasa öğütücü, bize önce hızla tüketmeyi, sonra da kolayca vazgeçmeyi öğretti. Eskiden bir selamın, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı; çünkü o zamanlar insanın sözü, kâğıda dökülmüş mühürlü bir senetten daha geçerliydi. Şimdilerde ise her şey bir parmak ucu kadar yakın, ama bir o kadar da uçucu. İnsanlar birbirinin hayatına bir fırtına gibi girip, hiçbir iz bırakmadan, sadece bir enkaz yığını bırakarak çıkıp gidiyorlar.

Sahi, gidenlerin ardından kalan buz gibi boşluk mu daha ağırdır, yoksa kalanların dipsiz vefasızlığı mı? Boşluk bir şekilde dolar, zaman keskin uçları törpüler belki. Ama vefasızlık, insanın ruhunda onarılması imkânsız bir gedik açar. Bir zamanlar omuz omuza yürüdüğünüz, acınızı bölüştüğünüz insanların sizi birer eskimiş eşya gibi kenara bırakması, modern çağın en büyük vebasıdır. Unutmamalı ki; vefa, yalnızca bir hatırlayış değil, dilden dökülen bir selamın kırk yıllık menzilini yorulmadan takip edebilme asaletidir.

Tolstoy’un dediği gibi: "Vefa, arkanda bıraktığın yolu unutmamaktır.". Biz yolu unuttuk. Nereden geldiğimizi, kimin elini tutarak ayağa kalktığımızı unuttuk. Oysa vefa bir duruştur, bir insan olma haysiyetidir. Bir öğretmenin öğrencisindeki emeği, bir dostun bir diğerindeki sırrı, memleketin toprağına duyulan bağlılık... Hepsi vefanın kayıp alfabesinin birer harfidir.

Bugün, elimizde kalan son kalelerimizden biridir bu duygu. Eğer onu da kaybedersek, sadece geçmişimizi değil, gelecekte birbirimizin gözlerindeki eski tanışıklığı da kaybedeceğiz. Belki de yeniden başlamak gerek; bir selamın hatırını sayarak, bir fincan kahvenin buğusunda geçmişin emeğine selam durarak... Çünkü insan, sadece birinin hafızasında vefayla yer bulduğunda gerçekten yaşamış sayılır. Hayatın süzgecinden geçerken toyluğumuzun savruk terk edişlerini geride bırakıp, tecrübenin ağır ama onurlu sadakatine sığınmalıyız. Yoksa bu gürültülü dünyada, sessizce silinip gideceğiz.

Aşk ile eyvallah.

Derya Deniz DİNÇ

 

( Gönül Borcu başlıklı yazı D. Deniz Dinç tarafından 11.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu