Zamanı Demlemek


Eski zamanlarda, bir nehrin kıyısında gün boyu oltasını suya bırakıp hiç balık tutamayan bir derviş yaşarmış. Onu her gün eli boş dönerken gören bir genç, merakla yanına yaklaşıp sormuş: "Pirim, her gün buradasın ama kovan hep boş. Neden hala bekliyorsun? Bu kadar sabır boşa değil mi?". Derviş, gülümsemiş ve şöyle demiş: "Evlat, ben balık tutmak için değil, nehrin sesini duymak için buradayım. Balık gelirse rızıktır, gelmezse kısmet. Beklemek, sadece sona ulaşmak değildir; beklemek, yolun tozunu yutarken ruhunu terbiye etmektir.".

Biz modern zamanın insanları, beklemeyi bir kayıp, bir yenilgi sanıyoruz. Dijital bir kuşatmanın altında, dikkatimizi saniyelerle ölçer olduk. Ekranlar arasında savrulurken, bir cümlenin sonunu getirecek nefesimiz, bir dostun derdini sonuna kadar dinleyecek takatimiz kalmadı. Bu hız çağı, dikkatimizi parça parça edip ruhumuzu sabırsızlığın hırçın kollarına bıraktı. Artık her şey bir tık mesafesinde olsun istiyoruz; iyileşmek de, sevmek de, var olmak da... Oysa hızın olduğu yerde derinlik kayboluyor; sonra da yüzeyde kalmanın sığ sancısını yaşamak sanıyoruz.

Zamanın eskiye göre daha çabuk geçtiğini hissetmemiz ise asla bir tesadüf değil. Hayatımıza giren sonsuz veri akışı, zihnimizin zaman algısını birer anlık kareye dönüştürdü. Eskiden bir mektubu beklerken geçen yedi günün bir ağırlığı, bir kokusu, bir rengi vardı; çünkü o bekleyişin içinde bir emek gizliydi. Şimdi ise her şey anlık olduğu için, zihnimiz o anları derinlikli bir katmana kaydedemiyor. Hatıralar birikmedikçe, zaman elimizden bir kum tanesi gibi süzülüp gidiyor. Anları hakkıyla yaşayamadığımız için ömür, sanki hızlandırılmış bir film şeridi gibi önümüzden akıp geçiyor.

İşte ‘zaman ne kadar çabuk geçiyor’un altındaki gerçek budur. Asıl sır buradadır: Beklemeyi unuttuğumuz için, zamanın bizi terk etmesine engel olamıyoruz. Şehirlerin devasa gürültüsü içinde görüyorum ki; beklemek bir eylemsizlik hali değildir. Aksine, en yoğun deruni yolculuktur. İnsan beklerken aslında en çok kendisiyle karşılaşır. O mektubun gelmediği, o telefonun çalmadığı saatlerde, dijital dünyanın sahte kalabalığından sıyrılıp gönül dünyamızın sessiz gurbetiyle yüzleşiriz. Toyluğumuz o anlarda neden hemen olmuyor diye bağırırken, bilge yanımız fısıldar: Her şey vaktini bekler.

Alman şair ve düşünür Rainer Maria Rilke’nin de dediği gibi: "Sabırlı olmalı insan; henüz cevaplanmamış olan sorulara, kapalı duran odalara bakar gibi bakmalı.". Bizler kapıları kırmaya çalışırken, kapıların sadece doğru anahtarla ve doğru zamanda açılacağını unutuyoruz. Memleketin sakin akşamlarında, bir kahve buğusunda ya da bir dostun dilsiz bakışında saklıdır bu sır. Sabır, bizi biz yapan ince sızıyı muhafaza etmektir. Teslimiyet ise o sızının, bizi iyileştirecek olan hakikatin ta kendisi olduğunu anlamaktır.

Hayatın hızına inat durup beklemeyi seçenler, aslında hayatı en derinden yaşayanlardır. Çünkü onlar, sonucun değil, sürecin içindeki kutsal dokunuşu hissetmişlerdir. Beklemenin asaleti, sonucun belirsizliğine rağmen yolda kalabilme cesaretidir. Zamanın kıyısında beklemek, bir çaresizlik değil; evrenin muazzam dengesine duyulan sonsuz bir güvendir. Biz o bekleyişin içinde demlendikçe, ruhumuzun tozları savrulur ve geriye sadece saf, duru hakikat kalır.

Belki de hayat, biz menzile varmaya çalışırken değil; menzilin eşiğinde, rüzgârın sesini dinleyerek beklediğimiz uçsuz buçaksız boşlukta saklıdır. Sadece çayı demlemeyelim, zamanı da demlemeyi öğrenelim. Ne dersiniz?

Aşk ile eyvallah.

Derya Deniz DİNÇ

 

( Zamanı Demlemek başlıklı yazı D. Deniz Dinç tarafından 10.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu