Ben Kim Miyim ?





Merhaba, sevgili dostlarım kıymetli hocalarım.

Bu gün edebi bir nitelik taşısın diye yazmıyorum yazımı sadece başıma gelen büyük bir belayı sizlerle paylaşmak istedim.

Geniş bir açılım yapmayacağım sadece uğradığım iftiranın bana yaşattıklarından söz edeceğim kısaca çünkü olay yargıya intikal etti.

Kısaca…

İddia edilen o ki:

Ben ve yazdıklarım ve de maddi anlamda bir getiri sağlamayan edebiyat çalışmalarım başıma iş açtı.

15 yıldır bilfiil sizlerleyim gönül işi bu: tıpkı bir arada bizlerin yürekten yüreğe kurduğumuz temeli sağlam köprülerde, ayakta kalmak ve bu acımasız hayata direnmek adına yazdıklarımız çizdiklerimiz…

İddia edilen çok şey var ama yüksünmüyorum çünkü kendimi biliyorum ve iddia edilen o saçma iftira ve ithamlardan biri şu ki:

Efendim, ben ünlü bir yazar-şairmişim öyle ki yaşadığım muhitte olsun her yerde tanındığımı sanıyormuşum.

Ben kimim ki?

Sadece bir edebiyat aşığı.

Ben kim miyim?

En başta yüreğine ve aklına elbette yüce Rabbine inanan aklıselim bir mümin.

İddia edilen daha neler yok ki…

Dünüm de deşilmiş iken eklenen ithamlar ve yalan iddialar öyle ki:

Yatağa bağımlı ve nice hastalıkla boğuşan rahmetli anneme dahi ben bakmamışım hatta öyle ki yaşadığı dönem hiçbir tıbbi ihtiyacını karşılamadığım gibi daha da nice karalama.

2012 senesine kadar ailemden ayrı yaşadım ve annemin rahatsızlıkları baş gösterince mecburi dönüş yaptım baba evime öyle ki bu süreçte bazıları geri dönmemi kabullenmedi ama ben ayakta ve hayatta iken anneme sahip çıkmalıydım.

Ara ara nükseden hastalıkları annemin ve hastane yatışları ve ben sandım ki: biz birbirini seven aile fertleriydik ki asla rahmetli anneme toz kondurmam.

Çünkü kadın tam bir Türk kadını ve ailesi için canını feda eden bir cengâverdi.

Detaya giremem ki:

Kimseden korktuğum anlamına gelmesin sadece gerek duymuyorum ve ona değmeyeceğini söylemeliyim.

Ta ki 2022 senesine değin annem ayakta hayatını idame ettiriyor kısaca idare ediyordu.

Ve bir gün içinde onun için sonun başlangıcı oldu.

4 yıl yatağa bağımlı ve bendim onunla birlikte yaşayan canını dişine takan çünkü biz bir aileydik anneme canımı verirdim ah, keşke mümkün olsaydı ve keşke bu gün hayatta olsaydı.

Birilerine dargın hakkını helal etmeden kapadı gözlerini aslında yaşadıklarına dayanamadı.

Ben GERÇEĞİM VE GERÇEKÇİ.

Her nasılsa yazdıklarımı yaşadıklarımı birbiri ile karıştıranlar öyle bir senaryoya imza attı ki.

Evet.

Duygusal bir insanım duygu insanıyım şair ruhluyum ama bu demek değil ki: gerçeklerin uzağındayım.

Ve de PARA DENEN OLGU VE DE BENİM PARA ALGIM.

Para algımın olmadığı iddiasıyla başıma hayli iş açıldı bu ciddi manada komik.

Acı demiyorum çünkü artık kimseye acımıyorum kendime asla bilakis kendimi öyle bir kucakladım ki.

Marmara Üniversitesi İngilizce İşletmeyi derece ile bitirdim.

İşletme yani mal ve hizmetlerini değerini açılımını her şeyini öğreten bir bölüm hele ki para algısı:

Bilançolardan tutun mali tablolara tutun denetim ve maliyet muhasebesine uzanan dersler üstelik hepsini İngilizce okudum.

Ben göremedim burnumun ucundakileri.

Gördüm belki konduramadım.

Aklıma laf edenler.

Demez mi bir de:

Yıldız Gülüm Çamlısoy kendini çok ünlü bir yazar sanıp da herkesin onu tanıdığına nasıl da eminmiş.

Ben bu gün bunların nezdinde sorgulanıyorum.

Sorarım size:

Ben kimim de ünlü bir yazar-şair olduğuma inanayım?

Gülüyorum:

İnsanlar değil kitap gazete okumazken.

Ya da kitap alırken seçici ve bilinen yazarları tercih ederken…

Dostlar sizler beni biliyorsunuz ve ben anne-kız yaşadığımız zorlukları aşarken hem ben çaba gösterdim hem de karaladığım üç beş şeyle sizlerle paylaşmanın verdiği hoşlukla sizlerden dostlarımdan güç aldım keza sizler de aslında bizler bir şeyleri gerçek kılmaya şu sefil hayatı yaşanır kılmaya çabalıyoruz.

3 kitap bastırdım ücret ödemeden çünkü rahmetli anneciğime söz vermiştim.

Hep dedi bana vasiyetidir de:

‘’Kızım benim asla yazmayı bırakmayacaksın.’’

Bırakmadım bırakmaya da niyetim yok ve annem yoğun bakım dönüşü ona ithaf ettiğim Koltuk isimli romanımı gösterdim ve işte acıları dinmişti.

Ardından 2 kitap daha çıkardım.

Olay budur.

Bizler üretmeyi seviyoruz.

Buna bile inanmayanlar var:

Ne olmuş ki?

Ki ben özel okullarda üniversitelerde okumadım.

Hep kafa yordum okullarıma öncesinde Kadıköy Anadolu Lisesi.

Kimse benim beynime çalışma azmime ve kapasiteme laf edemez ama edildi edilmekte.

Şunu da itiraf etmem gerekir ki: eğitimini aldığım mesleğimi sevmeden çalıştım ben birkaç bankada.

Masa başı işi ve dinmeyen bir rekabet derken uygulan mobbing.

Dil farkı alan tek eleman bendim.

Buna bile inanmayanlar var:

Hal de böyle oldu mu: eğitime yöneldim pedagojik formasyon aldım ve derken öğretmenlik serüvenim başladı.

MEB’ ine müracaat ettim ama KHK de yapılan değişiklikten dolayı atamam gerçekleşmedi evraklarım geri döndü.

İstesem meslek liselerinde branş derslerine girerdim ama ben İngilizce öğretmeni olarak atanmak istemiştim.

Bu bile görünmezden gelinirken bu gün.

Şunu da söylemem gerekir ki:

BEN ÜLKEME SEVDALIYIM VE DEVLETİME MİLLETİME.

Beni okutan Türkiye Cumhuriyetidir devlet okullarında okutan bana imkan tanıyan ve beni koruyan devletim ve de rızkımı veren önce Allah sonra yine ülkem kısaca ben ülkeme borçluyum bunu hep böyle hissettim o yüzden:

Çalıkuşu olmayı ve bucak bucak gezmek istemiştim memleketimi tıpkı öğretmen olan rahmetli babam gibi ve bunu kısa süreliğine de olsa yaşadım ve sayısız devlet okulunda cüzi meblağlar alarak çalıştım ki üstüne cebimden ben verdim ki helal olsun canım feda olsun.

Sonra devlet okullarında gönüllü öğretmenlik yaptığım yıllar. Ama en kötü tarafı neydi, biliyor musunuz?

Asil öğretmenin ataması yapılınca mecburen okuldaki görevim sona eriyordu.

Bir süre özelde çalıştım ama beni tatmin etmedi.

Bir süre hayatım böyle geçti yine de sayısız uğraş bulmuştum en başta kendime ayırdığım kaliteli zaman:

Uzun yürüyüşler, spor, arkadaşlarımla geçirdiğim vakit.

Burada bir es veriyorum çünkü:

Sene 2012 aylardan Ekim ve ben ÂŞIK OLDUM BİR GECEDE.

Çünkü ansızın kendimi yazarken buldum hiç beklemediğim bir anda ve işte sizlerle kesişti yolum o gün bu gündür de hayatıma çok şey kattı Edebiyat.

Evet, yazıyorum.

Ama kimin için?

Elbet kendim için.

Dünyanın gerçeklerine her şeye vakıfım ve para algım öyle var ki.

İddialar başıma gelenler:

Bir de demezler mi?

‘’Ben ünlü tanınan bir yazarmışım.’’

Dedim ya; çok fazla açılım sunamıyorum.

Korktuğum kimse de yok sadece Yasaya ve Adalete duyduğum inanç çerçevesinde elbet Allah inancımla bir şeyleri illa ki aşıp halledeceğim.

İnsanlarla paylaşmak istedim çevremden yazdıklarımı burun kıvırdılar hiç de umursamadım ki herkes okumak ya da yazmak zorunda değil ki.

İnsanlar açlık sınırında ne alıp almayacağına karar veremezken hiç işleri yok da benim kitaplarımı alacak?

Olacak iş mi?

Sayısız site var sanal ortamda ve sosyal medya daha neler yok ki?

Belki yazar kategorisinde bir Hiç de olabilirim sonuçta gelişim odaklı bir süreçten ibaret hem yazmak hem yaşamak.

Demek ki her yazan kişi aynı zamanda hayalle gerçeğin ayırdını yapamıyor.

Söylemek istediğim başka şeyler de var ve onun da zamanı gelecek.

Demem o ki:

Ben kimim, kardeşim kimim?

Hele ki kendi yalanlarına inanan Mitomani denenler bir de başkalarına inandırmakta yalanlarını.

Belki de büyük bir hata yaptım ben; önüme gelen fırsatları teperek hele ki gözüm yüksekte kariyer hedeflerine odaklanmışken mesleğimi bırakmam ve yüreğimin sesinin peşinden gitmem.

Bu benim tercihim ve bunun bu gün gelip de yüzüme bir hata bir suç gibi bir tokat gibi vurulacağından ben nasıl haberdar olabilirdim ki?

Şu da bir gerçek ki:

Lükse tapan bir insan hiç olmadığım kadar yetinmeyi de bildiğim için ama artık geçim şartları iyice ağırlaştığından bu sefer yine iş hayatına dönüş yapabilirim.

Elbet bu yine benim tercihim benim hayatım.

Dünya meselelerine kafa yorarken…

Kanayan coğrafyalarda masum insanlar zulüm görürken…

Benzerini hatta daha beter ihtimalleri bilfiil yaşamaktayım ve ne için mi?

Elbette sahip olduklarımda gözü olanlar tarafınca ihanete ve iftiraya uğramış biri olarak…

Ya, sizler ne diyorsunuz, sevgili dostlar?

Ben nerede hata yaptım?

Hayatı sevgi ve inanç üzerine inşa etmiş biri olarak ve de güven duygusuna istinaden…

İyi de:

İnsan ailesine yakınlarına güvenmeyecek de kime güvenecek?

Hiç şüpheniz olmasın ki:

Ben yolumdayım ve asla yanlış bir şey yapmadım yapmayacağım da.

Cebine ve paraya tapan yetmezmiş gibi göz dikmişken bir başkasının helal lokmasına hele ki kibri ve yalanları ile ummanlar aşacağına da inanmışken birileri…

Yalandan kim ölmüş?

Demeyi de destur bilmişken…

İnanın ki üzgün ya da yenik ya da bitik filan değilim.

Yüreğime Rabbime inandığım kadar aklıma da inanmışken ve yetinmeyi değil bilmek sevmekten ailesinden değerlerden haberi olmayan birilerine asla pabuç bırakmayacağım bedeli ne olursa olsun çünkü:

Alnım açık hatam yok yalanım hiç yok ve ben babamın-annemin gözünün nuru onurlu bir insanım.

Anlık bir duygudan yola çıkıp da ve gözlem gücümden ve araştırmacı ufku geniş biri olmaktan çıkıp da yola bir şeyler yazıyor olabilmem her yazdığımın da gerçek olmadığını anlamaktan yoksun Edebiyat ve insanlık düşmanlarına açtığım bayrağı asla indirmeyeceğim.

Hele ki tanınan biri olduğuma inanmak?

Bu cidden hasta beyinli birilerinin uydurması kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi keşke daha faydalı işler yapsaydı…

 

DİP NOT: ÖĞRETMENLİK YAPTIĞIM YILLARDAN BİR HATIRA
( Ben Kim Miyim ? başlıklı yazı GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK... tarafından 28.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu