Zamana Atılan İlmek
Bize öğretilen hayatı yaşadık
Tadında duracağımız sınırları bilerek.
Günahsa en ağır yükleri sırtlandık.
Aklımın iplerine yıllar önce dolanmıştı her şey.
Annem, "Yalan söylersen Allah seni taş yapar."
Dediğinde, ezdiğim bir karıncanın pişmanlığı,
Yapmadığım ödevlerden daha çok canımı yakıyordu.
Sen ise bütün bu tereddütlerin ortasında,
Daha on sekiz yaşımdayken düştün aklıma.
Hala çok kızgınım sana.
Taşı sıksam, tozunu toprağa kan niyetine dökebilirdim.
Ama söyle; ellerimde mecal kaldı mı?
Belki de gittikçe Karadeniz iklimine benziyorum.
Üzerimde suratsız bir pazartesi sabahının havası var.
İnsanların hiç sınanmadıkları acılar üzerine hüküm vermesi yoruyor beni.
Derdimi kime anlattıysam, içimde biraz daha çoğaldı.
Sen olsaydın, elimi tutsaydın, her şey farklı olur muydu bilmiyorum.
Yoksa o bahsettiğin nar ufalandığında, Çekirdeklerine basa basa her yeni kırmızıyı geride bırakıp, kolay olanı seçerek yine gider miydim?
Anlatacaklarım bitmedi.
Fark ettiysen, sordukça cevap verdim.
Taşı her aralayışımda içime vuran güneş beni soldurur mu, bilemedim.
Dilim döndüķçe acıtır mı, onu da bilemedim.
Sonra sana kızdım.
Çünkü bunca yıl sonra cesaret edip yazan
O günlerde de bir "Merhaba." diyebilirdi.
Çocukluğum geldi aklıma.
Babamla tarlaya gittiğimiz günleri,
Çamurdan yaptığım havuzları hatırladım.
İşte o gece oturdum.
İnsan zamanla alışır yitirdiklerine dedikten
On bir yıl sonra yeniden yazdım.
Gelecek günlere dair hala varsayımlar içindeyim.
Eksiklerimi biliyorum.
Yine aynı hataları yapıyorum.
Yine yeminler bozuyorum.
Bazen hala gizli gizli sigara içiyorum.
Her dumanın ucunda, dağınık saçlarının ardından yüzüne vuran akşam güneşinin sadeliği beliriyor.
En çok neyini merak ettiğini, şimdi hatırladın mı?
Seni biraz kendime benzetmek isterdim.
Ağzına gündelik kelimelerimin dolaşmasını,
Üşümesen bile hırkamı palto niyetine omuzlarına bırakmayı.
"En çok şunu özledim." diyebiliyor musun mesela?
Ben, tutarsızlığını özlemiş olabilirim.
Kapalı kapılar ardında bile "Onu yapmaz." diyebileceğim günleri.
İçimde temmuz dediğim yerde,
Sana hep yağmur sonrası paklığı beliriyor. Yaşayamadığım ihtimalleri göz kenarımda demliyorum.
Hayatımda ilk kez, adı duvarlarına sinmiş bir hastanenin kıyısında ağladım.
Doktor, "Kaybettik." dediğinde kimse görmeden bir köşeye gittim.
Ve bitti.
Sonra cansız bedenini öptüm.
Kokusu sanki kızımdı.
Yıkadılar. Gömdüm. Yanından en son ben ayrıldım.
O hastane duvarının dibinde saçımı okşayacak bir el isterdim.
Beni yerden kaldıracak, elimi uzattığımda boşluğa düşürmeyecek bir el.
Şubat soğuğunun insana nasıl kimsesizlik hissettirdiğini, o sabah içtiğim bayat mercimek çorbasının tadında saklıydı.
Hala unutmadım...
İçim daraldığında yıllardır gökyüzüne bakarım.
Bir şarkı var ne zaman çalsa
Yüreğim cız eder sessizce içime gömerim hatıranı...
Hatıran bende kalır
Resimler yakılır şiirler yırtıldı diyelim
Yanıbaşıma koyup üstüme örttüğün şarkıları kim susturacak?
Bir sebep aramaksızın, bağ bahçe demeden tarlama girdiysen, hasat mevsimini beklemek zorundasın.
Beklemek konusunda benden daha sabırlı olduğunu da bilirim.
Ankara Temmuz 2026 Eylül'e
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.