Sînede Pinhân Olan Âteş Değer
Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Ham olan kalsın bu sevdâdan ırak,
Olgunun kârı yanıp küllenmedir ancak. (1 )
Her perdede bir neş’e-i can pinhândır,
Her nağmede bir remz-i dil-i hâyândır. (2 )
Aşk elinden kim ki içmiş bir kadeh,
Ona dünya bir hiçe benzer, ey kadeh! (3 )
Kessin artık dil kelâmı, dursun âh,
Aşka teslim olmaktır ancak doğru rah. (4 )
Dinle ey can, dinle bu ney nâlesin,
Sırrı anla, kır şu aklın kâsesin! (5 )
Pür-ziyâ etsin bu bezmi feyz-i aşk,
Kalsın âlemde sadece meşk-i aşk. (6 )
Yansın imdi sineler bu nâleden,
Dolsun âlem nûr-ı aşkla lâleden. (7)
Sûz-ı hicranla tutuşsun her gönül,
Bülbülün efğânına yansın bu gül. (8 )
Kıl tefekkür her dem ey can, ol agâh,
Vuslatın yolunda Hak’tır tek pênah. (9 )
Redferî söyler bu nâyın razını,
Çekmededir aşkın sonsuz nazını. (10 )
Sîne-i pür-sûza el ur, sûzı gör,
Neydeki efğândaki Rûz'u gör.(11 )
Sırr-ı Hak’tır neydeki efğân u zâr,
Söyleyen ol, dinleyen ol, elde var. (12)
Sûret-i zâhirde bir kuru kamış,
İçte ama aşk-ı bî-pâyân varmış. (13)
Sînede pinhân olan âteş değer,
Her ne söylerse gönül mülkün deler. (14)
Aşka pervâne olan bilsin bunu,
Aşktadır hem mebde-i hem sonu. (15)
Kan bürümüştür bu vuslat yolunu,
Kim sorar bilmem ki hicran kulunu? (16 )
Cânı târ-ı ney gibi inletmede,
Sırr-ı dildârı cihâna etmede. (17 )
Bir nefeslik ömrü vardır kâinat,
Sırra ermektir murâd-ı şeş-cihat. (18)
Gözlerin kördür eğer zâhir görür,
Bâtın-ı âlemde Hakk bir bir yürür. (19)
Âşık-ı sadık olan ermiş meye,
Aklı terk etmiş de uymuş nâleye. (20)
redfer
Günümüz Tükçesiyle
1-Ham olan, olgunlaşmamış kişi bu sevdadan uzak dursun; çünkü olgun insanın kârı, aşk ateşinde yanıp kül olmaktır. (Mevlevi öğretisindeki "Hamdım, piştim, yandım" düsturuna açık bir atıftır.)
2-Neyin her perdesinde cana neşe veren bir gizem vardır; her nağmesinde hayran olan bir gönlün işareti saklıdır. (Musiki ve nağmelerin ruh üzerindeki derin tasavvufi etkisi işlenir.)
3-Ey kadeh! Aşk elinden bir kadeh içen kimse için bu fani dünya artık bir hiçten ibarettir. (Aşk şarabından tadan kimsenin dünyevi hırslardan arınması anlatılır.)
4- Artık dil konuşmayı kessin, ah etmeler dursun; zira doğru yol, yalnızca aşka tamamen teslim olmaktır. (Sözün bittiği yer olan hal diline ve teslimiyete geçiş ifade edilir.)
5- Dinle ey can! Bu neyin iniltisini iyi dinle; sırrı kavra ve aklın o dar kasesini kır gitsin! (Manaya ulaşmak için mantık sınırlarının ötesine geçme çağrısıdır.)
6- Aşkın bereketi ve feyzi bu meclisi nurla doldursun; şu alemde geriye sadece aşkın meşki ve talimi kalsın. (Alemin tek gerçek neşesinin aşk meşki olduğu temenni edilir.)
7- Şimdi gönüller bu feryatla tutuşup yansın; bütün alem aşkın nuruyla kızıla, laleye bürünsün. (Aşkın yarattığı coşku ve manevi dönüşüm görsel simgelerle anlatılır.)
8- Ayrılık ateşiyle her gönül tutuşsun; bülbülün bu feryadına gül de yanıp eşlik etsin. (Klasik edebiyatın bülbül ve gül simgeleri üzerinden aşktaki ortak feryat dile getirilir.)
9- Ey can! Her an tefekkür et, uyanık ol; kavuşma yolunda tek sığınak ve barınak Hakk'ın kendisidir. (İnsanın gaflletten uyanıp sığınacağı tek merci gösterilir.)
10- Redferî, bu neyin gizli sırlarını söylemekte ve aşkın sonsuz nazını, cilvesini çekmektedir. (Makta beytinde şair, neyin diliyle aşk yolculuğundaki sabrını ve sadakatini dile getirir.)
11- Yanan bağrıma elini koy da oradaki ateşi gör! Neyin iniltisindeki o büyük tecelliyi (İlahı günü/ışığı) seyret. (İnsanın iç dünyasındaki aşk ateşinin neyin feryadıyla dışa vurumu anlatılır.)
12- Neydeki bu feryat ve ağlayış, aslında Hakk’ın sırrıdır. Sözü söyleyen de O’dur, onu dinleyen de; elimizde kalan sadece O’nun varlığıdır. (Vahdet-i vücud anlayışına gönderme yapılarak, neyden çıkan sesin kaynağının İlahi nefes olduğu vurgulanır.)
13-Dış görünüşe bakarsan ney sadece kuru bir kamıştır; fakat onun içinde ucu bucağı olmayan bir aşk saklıdır. (Madde ile mana arasındaki karşıtlık; kuru kamış beden, içindeki ses ise ruhtur.)
14- Göğüste gizlenen o aşk ateşi öyle değerlidir ki, gönülden ne çıkarsa çıksın kalbin mülkünü delip geçer. (Aşkın dönüştürücü ve tesirli gücü ifade edilir.)
15- Aşkın etrafında pervane gibi dönen pervaneler bilsin ki, varlığın başlangıcı da sonu da yalnızca aşktadır. (Varoluşun gayesinin İlahi aşk olduğu belirtilir.)
16-Bu kavuşma yolu kanla kaplanmıştır; ayrılık acısıyla yanan bu kulun halini bilmem ki kim gelip sorar? (Hakikat ve vuslat yolunun çetinliği, çekilen çileler sembolize edilir.)
17- Ney, canı bir tel gibi inletmekte ve sevgiliye ait o gizli sırları bütün cihana ilan etmektedir. (Neyin çıkardığı her ses, İlahi sırların birer yansıması olarak görülür.)
18- Şu kâinatın topu topu bir nefeslik ömrü vardır; altı yönde (dünyada) bulunmanın tek amacı o gizli sırra ermektir. (Dünyevi ömrün geçiciliği ve insanın yaratılış gayesi hatırlatılır.)
19- Eğer sadece görünen dış dünyayı görüyorsan gözlerin kör demektir; zira görünmeyen mana aleminde adım adım yürüyen yalnızca Hakk'tır. (Zahir ve batın ayrımı yapılarak kalbi görmenin gerekliliği vurgulanır.)
20- Aşkın sadık âşığı, o manevi şarapla sarhoş olmuştur; aklı bir kenara bırakıp neyin iniltisine uymuştur. (İlahi aşk karşısında aciz kalan beşeri aklın teslimiyeti anlatılır.)
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.