Mühürsüz Kapılar


Bir yolcu, önüne çıkan her kapının kilitli olduğunu sanarak yıllarca aynı sokağın eşiğinde beklemiş. Bir gün rüzgâr sert esince kapı kendiliğinden aralanmış ve yolcu görmüş ki; kapıda ne bir kilit var ne de bir sürgü. Meğer mühür kapıda değil, yolcunun zihnindeymiş. Biz de bazen kendi ellerimizle ördüğümüz duvarların ardında, birilerinin bizi fark etmesini bekleyerek tüketiyoruz ömrümüzü.

Bazen gece yarıları, evin içindeki sessizlik bile ağır gelmeye başlar insana. Sanki bütün yollar birinin kapısına çıkıyor ya da bütün kapılar birinin yüzüne kapanıyor gibi bir his çöker. Yıllarca, bir başkasının hayatında "olmazsa olmaz" bir durak, bir sığınak olmak için didinip dururuz. Kendi bahçemizi kurutmak pahasına, başkasının toprağına can suyu taşırız. Ama gün gelir; mecburi istikamet sandığımız yolun aslında sadece bir alışkanlık olduğunu, o vazgeçilmezlik duygusunun ise ruhumuza taktığımız ağır bir pranga olduğunu fark ederiz. İnsanın kendine dönüp "Ben kimsenin mecburi istikameti değilim" demesi, bir isyan değil, bir şifadır aslında.

İnsan, bir başkasının hayatında her sabah geçilmesi zorunlu olan yorucu bir yokuş, bir tabela değildir. Eğer birisi seni sadece gitmek zorunda olduğu için seçiyorsa, orada ne sevginin sıcaklığı kalmıştır ne de meltem rüzgârı eser. Kendimizi bir başkasının kuytu çizgisine iliştirilmiş bir mecburiyet gibi hissettiğimizde, aslında varlığımızın biricik rengini de yitiririz. Özgürlüğün yalnızca zincirlerden kurtulmak olmadığını, asıl sıkıntının kendi yolunu çizebilme cesareti olduğunu anlarız. Çünkü Jean-Paul Sartre’ın vurguladığı gibi aslında insan özgürlüğe mahkûmdur; yani omuzlarındaki bu ağır seçme yüküyle, ne kimsenin rotasına mühürlenmiş bir gölgedir ne de birilerinin hayatında sadece bir boşluğu dolduran parçadır.

Kimse bizim çıkmaz sokağımız değildir. Bir duvarın önünde, taşların dile gelmesini bekleyerek ömür tüketmenin ne büyük bir vebal olduğunu insan yaş aldıkça, toy yanlarını törpüledikçe anlıyor. Sevmek, birini hapsetmek ya da birinin dünyasında kaybolmak demek değildir. Bir çıkmaz sokağın sonunda hıçkıra hıçkıra ağlamak yerine, sokağın bittiği yerden gökyüzüne bakabilmek; asıl mesele burada. Çünkü yol biter ama gökyüzü bitmez. Biz dar sokaklarda, "çıkmaz" tabelalarının altında kendi nefesimizi tüketirken, hayat memleketin uçsuz bucaksız ovaları gibi önümüzde uzanıp gidiyor aslında. Kapılar mühürlü değil kardeşim; biz sadece mühürlerin zihnimizde olduğunu sanıyoruz.

Kendi değerini, bir başkasının sana olan ihtiyacı üzerinden ölçmeye başladığında kaybolursun. "Ben olmazsam ne yapar?" sorusu, çoğu zaman şefkatten değil, kendi vazgeçilmezlik arzumuzdan, gizli kibrimizden doğar. Oysa herkes kendi deruni yolculuğunun yolcusudur. Ne biz birilerinin her gün geçmek zorunda olduğu yorgun menziliz, ne de bir başkası bizim dönüp dolaşıp çarptığımız kör duvar. İnsan bazen sadece kendisi için yola çıkmalı. Birilerinin hayatında figüran değil, kendi hikâyesinin başrolü olmalı. Ruhun, başkasının haritasında işaretlenmiş bir nokta olmaktan kurtulup kendi coğrafyasını keşfetmesi, dünyanın en sessiz ama en görkemli devrimidir.

Vedalar bile bazen bir özgürlük beyanıdır aslında. "Sen benim çıkmaz sokağım değilsin" diyebilmek, "Ben hâlâ yoldayım ve hâlâ hayata yürüyorum" demenin bir başka yoludur. Omuzlarımızdaki ağır mecburiyet yüklerini bıraktığımız an, gökyüzünün ne kadar geniş olduğunu ilk kez fark ederiz. Bir çıkmaz sokağa ömür adamak yerine, sokağın bittiği yerden yeni bir ufka bakabilmek; işte asıl bilgelik burada. Kendi yolunda, kendi gerçeğiyle ve her şeye rağmen dimdik yürüyebilenlere, kendi kapısını mühürsüz bırakanlara selam olsun.

Aşk ile eyvallah.

Derya Deniz DİNÇ

 

( Mühürsüz Kapılar başlıklı yazı Derya Deniz Dinç tarafından 28.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu