Deneme / Hayata Dair Denemeler
Eklenme Tarihi : 1.03.2026
Göçmen
bir kuş, fırtınaya yakalanınca sığınacak bir dal aramış. Kanatları yorgunluktan
buharlaşacak gibi olurken, gördüğü ilk buz kütlesine konmuş. Pençeleri buza
değer değmez donmaya başlamış. Kuş ağlamış; "Uçsam kayboluyorum, dursam
donuyorum," demiş. Rüzgâr fısıldamış: "Sen ne gökyüzüne aitsin ne de
yere; sen sadece iki mevsim arasında kalmış o eksik sancısın."
Doğanın
dili, aslında insanın henüz çözemediği en eski alfabedir. Su, halden hale geçerken
aslında özünü korur ama biçimini, temas ettiği dünyaya göre değiştirir. Buhar
olup göğe ağdığında görünmez bir hafifliğe, buz olup donduğunda ise sert bir
kaleden farksız bir katılığa bürünür.
İnsan
ise bu döngüde daha karmaşık bir sızıdır. Kaçmak istediğinde; suyun
buharlaşması gibi kendi gerçekliğinden firar edip hayallere, yaşanmamışlıklara
veya bazen derin bir sessizliğe sığınır. Tutunmak istediğinde ise; suyun buza
dönüşüp yerini sabitlemesi gibi, anılara, kişilere ya da alışkanlıklara tutunup
katılaşır. Fakat insanın trajedisi de mucizesi de buradadır: İnsan, suyun
aksine, en çok yaralandığında akmayı öğrenir.
Eğer
suyun bu serüvenini insana yorarsak; su kaçmak isterse buhar, tutunmak isterse
buz olur. İnsan ise kaçmak isterse 'yabancı', tutunmak isterse 'anı'
olur. Ama en nihayetinde insan; yanarsa kül, donarsa heykel, sevilirse 'memleket'
olur.
Bence
insanın asıl hikâyesi tam burada başlıyor: Ne tam olarak buhar olup
uçabiliyoruz ne de bir buz kütlesi kadar dayanıklı olabiliyoruz. Biz hep o
"eksik mevsim"deyiz. Ne kışın tam teslimiyetindeyiz ne de baharın taze
umuduna tutunabiliyoruz. Halil Cibran’ın dediği gibi; "Nehir denize
dökülürken korkar ama geri dönemez."
Biz de
dönemiyoruz. Mutfaktaki çaydanlığın buharında kaybolan hayallerimizle,
kalbimizde buz tutmuş hayal kırıklıklarımız arasında bir ömür tüketiyoruz.
Bazen buharlaşıp kaybolmak, bazen donup durmak istiyoruz ama her iki halde de
aslında sadece anlaşılmayı bekliyoruz. Çünkü insan, kaçtığında eksilir,
tutunduğunda ise sadece ağırlaşır. Sadece aktığında, yani kendi doğasına, o
yaralı ama berrak akışına teslim olduğunda menziline varabilir.
Aşk ile eyvallah.
Derya Deniz Dinç