Kanlı Çantalar


Dünyanın en büyük trajedisi, bir adamın çıkıp bir avuç toprağın etrafına ilk çiti diktiği uğursuz sabah başladı. O çit sadece mülkiyeti belirlemedi; insanı insandan, merhameti topraktan ayırdı. "Burası benim" diyen kibirli ses, aslında kapitalizmin ve emperyalizmin ilk ilmeğini attı. Aidiyet dediğimiz masum sığınma ihtiyacı, vatan kavramının arkasına gizlenen devasa kartellerin ve silah tüccarlarının elinde bir imha silahına dönüştü. Bugün Filistin’de yaşana sistematik soykırım, tam da ilk çitin bugünkü kanlı meyvesidir.

"Dünyada ne harika kazanılmış bir savaş, ne de berbat imzalanmış bir barış vardır," diyor Roosevelt. Ama Gazze’de gördüğümüz şey bir savaş değil; modern dünyanın gözü önünde işlenen, çocukların hayallerini enkaz altında bırakan bir haysiyet sınavıdır. İsrail ve ABD yönetimlerinin kirli ittifakı, sadece toprak değil, insanlık onurunu da çiğniyor. CIA ve MOSSAD’ın karanlık dehlizlerinde; Epstein davası gibi iğrenç pazarlıkların ve şantajların üstünü örtmek için Ortadoğu’yu ateşe atan yönetenler, halkları birbirine kırdırırken aslında kendi bekalarını koruyorlar. İran üzerinden çalınan savaş tamtamları, kirli labirentlerin deşifre olmasından duyulan korkunun yankısıdır.

Bilim namına üretilen akıllı füzelerle bebekleri katledenler, sonra gidip dinamiti icat eden adamın adıyla "Nobel Barış Ödülü" vererek dünyayı uyutuyorlar. Bu ne büyük bir ikiyüzlülük, ne acı bir "pıar" çalışmasıdır!. İnsanların en hassas yerlerini; vatanla, dinle kaşıyıp onları bozuk para gibi harcayan bu sistemin karşısında dik duran nadir sesler de var. Bugün pek çok ülke "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" diyerek kafasını kuma gömerken, İspanya’nın Filistin’i bir devlet olarak tanıyan soylu duruşu ve ABD’ye karşı "savaş çözüm değildir" diye haykırması, insanlığın henüz ölmediğinin kanıtıdır. İspanya ve Türkiye arasında kurulan vicdan köprüsü, bu karanlık çağda soylu bir direniştir. Yoluna kurban olduğum, canım memleketimin insanları; merhametin acıtmamak olduğunu ve muhteşem bir sağduyuya sahip olduğunu bir kez daha dünyaya haykırdı. İşte halkımın İspanya’ya sahip çıkmasının ardında bu var.

Tarih bu ikiyüzlülüğü unutmayacak. İran’ın Minab kentindeki kız okulunda, ders kitaplarının üzerine 180’e yakın masumun kanı sıçradığı günlerde; Melania Trump’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki kürsüye çıkıp "Eğitim Yoluyla Barış" (Peace Through Education) başlıklı bir konuşma yapması, tarihin en büyük ve en soğuk ironilerinden biri olarak kayda geçti. Bombalar altında can veren çocukların yasını tutan aileler varken; o kürsüde yapay zekânın eğitimdeki faydalarından, teknolojinin barışa hizmet etmesinden bahsediyordu. İran'daki okul saldırısına dair tek bir kelime etmedi, somut bir kınama dile getirmedi. Utanmadı, arlanmadı. A.B.D. vitrin olarak neden Melania Trump’ı seçti? Güzel bir kadın olduğu için mi? Parçalanmış sırt çantalarındaki taze kan kokusunu, cilalı cümleler bastırmaya yetmiyor.

Peki ya o çocuklar? Savaşla büyüyen, babasının parçalanmış ceketine sarılıp sabahı bekleyen o yetimlerin travmasını hangi antlaşma onarabilir? O çocuklar yarın nasıl sağlıklı birer yetişkin olacak? Ya namusları, haysiyetleri ve hayatları kanlı çarkların arasında ezilen kadınlar? Kadınların onurunun hiçe sayıldığı, çocukların okul sıralarında değil de kefenlerde yan yana dizildiği bir dünyada hangi zaferden bahsedilebilir?

Benim nefretim o toprakların halklarına değil; bu kanlı tiyatroyu yönetenlere, masalarda insan hayatını birer istatistiğe indirgeyenleredir. Her çocuk feryadında, her kadının sönen ferinde biraz daha eksiliyoruz. Zafer naraları atanların kılıçları ne kadar parlıyorsa, insanlığımız o kadar kararıyor demektir. Kendi adıma bin kez, milyon kez A.B.D. ve İsrail’i yönetenleri lanetliyorum. Ya siz?

Aşk ile eyvallah.

D. Deniz DİNÇ

 

( Kanlı Çantalar başlıklı yazı D. Deniz Dinç tarafından 7.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu