Derin Ve Issız Boşluk


Peygamberimiz H.Muhammad Mustafa (s.a.v)in hatırasına ithafen 
Hayat hikayesinin 111.bölümü

lebbeyk, Allahümme lebbeyk
lebbeyke la şerike leke lebbeyk
innel hamde ve’n-ni’mete leke ve’l mülk
la şerike leke

tekrar tekrar icabet sana ya Rabbi
tekrar icabet Sana
tekrar icabet Sana
Senin ortağın yoktur
her emrini ifaya hazırım

hiç şüphe yok ki
hamd ve nimet sana mahsustur
kainatın mutlak hükümranlığı senindir 
bunların hiç birinde senin ortağın 
ve benzerin yoktur

insanlar gibi şehirlerin de imtihanı vardır 
kimi roma gibi bolluk içinde büyürken 
israf ile sınanır
kimi babil gibi zenginliğin ve gücün zirvesinde 
toprağın altına gömülür

kimi atina gibi bilgeliği umarken güç yitirir
kimi istanbul gibi ihtida eder
kimi kudüs gibi farklı inançların 
uğruna öldürdüğü savaşlarla yaralanır
kimi pekin gibi komşusu açken 
her daim şatafat ve teşrifata yeltenir

mekke'nin imtihanı da sınırlarda emaneti beklemektir 
dünya yüzeyinin oluştuğu kadim dönemlerde 
arabistan'ı afrika'dan koparan depremlerin ardından 
sıkışarak patlayan 
sivri kayalarıyla dikleşen 
hicaz'ın tam ortasında
sıcağın kavurduğu topraklarda doğar 

mekke
yerkürenin öfkeyle kustuğu 
volkanik siyah taşlarla yanmış toprağı
sanki bir kraterin üstünü örter gibi
üç tarafından dağlık ve keskin yükseltilerle kundaklanmıştır 
zımpara gibi yavaş yavaş aşındıran coğrafyası 
doğusunda kalan kum çöllerini bile 
iple çekilir kaçamaklara çevirecek ölçüde haşinleşmiştir

yaşamın kıyısındaki iklimiyle mekke'de hayat
ancak zemzemin tükenmez bereketi sayesinde 
tahammülün sınırına çekilebilmiş
medeniyetin yıkıcı ilişkilerinden uzak kalmayı başarmış 
bir kenttir mekke

büyük güçlerin ucunda
ama uzağında yer almış
necid'in çölleri kadar zor aşılan 
korkutucu kızıldeniz sayesinde
tüm olumsuzluklarına rağmen 
bir ticaret güzergahı olmuş
büyük kültür merkezlerine yaptığı komşuluktan 
nasiplenmeyi becermiştir mekke

sonu gelmez yolların yalnızlığında ilerleyen çölün 
derin ve ıssız boşluğunda 
hayat bulmuş bir yarımadanın çocuğudur mekke,
zemzem ve ticaret
mekke'nin insanlık kadar uzun nöbetine 
bedel olarak verilmiş küçük ikramlardır

mekke asıl itibarını
kendisine emanet edilen 
yeryüzünün ilk mabedi kabe'den alır
çok daha bereketli yerlere rağmen 
arabistan'ın baş tacı yapan da 
bu mabet olmuş 

kabe sayesinde 
dini merkez haline gelmiş
yılın belli aylarında kurulan panayırlar
kervanlarla akan alıcı ve satıcılar
düzenlenen edebi yarışmalara katılan şairler 
hatipler, abidler, zahidler ve hakemlerle 
mekke'nin yarımada nezdindeki itibarı 
çok daha artmıştır
 
ve mekke, 
farklı din, inanç, adet ve ananelerin 
bir mozaiği haline gelmiş
putlaştırılan tüm gelenek ve kültür
mekke'ye emanet edilmiştir

yeşile, suya, ziraate ve otlağa hasret 
sonlu yaşam ile baki ölümün 
medeniyet ile ıssızlığın
manevi alem ile maddi dünyanın 
sınır boyunda tuttuğu bu binlerce yıllık nöbetle
zaman içinde 
haşin ve sert bir çehreye bürünmüştür mekke

tarih boyunca kendine akan insan seli 
ticaret oyunlarında kurnaz bir hale gelmeyi 
öğretmiş şehrin yerleşiklerine
her türlü yatırım imkanını değerlendiren 
sermaye sahiplerinin elinde 
ticari hacmini genişletip
güç ve prestijini artırmış mekke 

altın, metal, yünlü mamuller
baharat, boya, pirinç, şeker, çay, tahıl 
değerli taşlardan oluşan onlarca ürünle tanışmış 
erken dönemde mekke 

kaderini tümden altüst edecek büyük değişimi
işte tam da yükselişe geçtiği bu dönemde yaşamış 
son peygamber'in insanlığa mesajı 
bu kentten yükselmiş
ibrahimi geleneğin yeniden dillenişiyle birlikte 
mekke'nin gündemine 
tevhid, nübüvvet ve ahret gibi
yoğun olarak temel inanç alanları girmiş  

sık sık insanın ve evrenin yaratılışındaki düzene
dikkat çeken ilahi mesaj
daha ziyade inançla ilgili konularda yoğunlaşırken
putperestliğe ve şirke karşı da 
güçlü bir isyan başlatmıştır

mekke'nin hakimi kureyş, 
dünyanın iki ucu arasında yaşanan ticaret hattından 
elde ettikleri küçük kazançların sarhoşluğunda 
direnmiş ilahi çağrıya
 
atalarının dinine sahip çıkma bahanesiyle 
peygamber ve ashabına karşı zulmü zirvelere taşımış
yoğun sosyal ve ekonomik ambargoların muhatabı kılınan 
yeni inanç sahipleri için 
mekke artık yaşanmaz hale gelmişti

kendinden menkul sandığı zenginlik ve liderliği 
kaybetme korkusuyla
çıkarmış peygamber'i, doğduğu, büyüdüğü topraklardan 
siyer-i nebi'nin en acılı yılları
mekke başlığı altında yazılmış
medine'ye hicret eden peygamber ve ashabının 
mekke ile yaşayacakları hasmane ilişki 
hudeybiye'de çözülmüştür

20 yıl boyunca süren katı düşmanlık 
önemli bir yumuşama göstermiş
duygulu bir fetihle girdiği mekke'yi 
yeniden vatan kılmamış kendine peygamber 
ilan ettiği umumi afla
kendini inciten mekkelilere ders verirken 
göçleri sırasında bırakıp gitmeye mecbur kaldıkları 
taşınmaz malları dahi istememiş 
yüce gönüllü nebi

mekke, 
tevhid inancına boyun eğmiş
adeta ilahlar yuvasına dönüştürülmüş olan kutsal mabet 
fetihle şirkten temizlenirken
son peygamber de insanlığa vasiyetini
 bu şehrin zirvesinden yapmıştır

yerküreyi saran yüzlerce şehrin 
gelişimlerini tamamlayıp
kendi kabuklarında durgun ve yeknesak bir yaşama 
çekildiği bir çağda
mekke insanlık tarihinin 
en yoğun çekim merkezlerinden biri olmuştur

o gün bugündür
mekke her gün yeniden doğuyor
yeniden tazeleniyor.
orada zamanın ve dünyanın ritmi değişiyor
orada hem mekke, 
hem inananlar yeniden yeniden sınanıyor

peygamber'in fethi gibi 
girmeye devam ediyor inananlar mekke'ye 
muazzam bir püskürme ile boşalan volkan patlamasının 
yakıcı ve kavurucu hava akımı üzerine 
inşa edilmiş olan kutsal mabedinden 
yükselen enerjisi ile 
tüm insanlığa uzanıyor mekke 

her gün binlerce defa 
kulluğun ilahi güçle kurduğu zirveye tanıklık ediyor
lebbeyk, 
Allahümme lebbeyk
işte sana geldim  

mekke, 
yeryüzünde tevhidin timsali ilk mabet kabe'nin 
bulunduğu şehir
o kabe ki
çok mübarek ve insanların kıblesi 
alemlere doğru yolu gösteren kabe'dir

mübarekiyeti ve hidayete vesile oluşu 
tevhid-i ilahinin 
mücessem bir delili olmasından ileri gelmekte
ilk banisi, 
ilk insan  
ilk peygamber hz. adem (a.s.)
onu bu gaye için inşa etmişti

zamanla gözden kaybolacak vaziyete gelmiş
fakat temelleri sabit kalmıştı
peygamberlerin babası lakabıyla anılan hz. ibrahim
oğlu hz. ismail ile birlikte 
bu temel üzerine Allah'ın emir buyurmasıyla 
kabe'yi yeniden inşa etmişler 
kabe tevhit inancının 
mücessem bir sembolü olmuştur yeniden

yeryüzünün bu en şerefli ve en faziletli binası 
hala tevhit inancından uzak yaşayan
hatta bu inancı var güçleriyle ortadan kaldırmaya
müntesiplerini yok etmeye çalışan 
kureyş müşriklerinin elinde bulunuyordu

bina ediliş gayesinin tam aksine 
içi putlarla dolu duruyordu
tevhid inancının 
bu inancın mümessili müslümanların 
can düşmanları müşrikler 
burada her türlü rezaleti irtikap ediyorlardı

gayretullaha dokunan
hz. adem (a.s.) ile hz. ibrahim'in ruhaniyetlerini rencide eden
müslümanların da kalp ve vicdanlarını derinden sızlatan 
bu durumun bir an evvel ortadan kaldırılması lazımdı 
bu mübarek mabedin 
bu mabedin içinde bulunduğu mekke'nin 
bir an evvel 
müşriklerin kirli ellerinden kurtarılması gerekiyordu

hz. fahr-i alem (a.s.m.) bunu düşünüyor
bu maksadının tahakkuku için bir yol arıyordu
uzun zamanlar imkanlar ve şartlar buna el vermemişti 
müslümanlar henüz az ve zayıf bir durumdaydı
müslümanların mevcut gücüyle 
bunu elde etmek de oldukça zordu

üstelik medine'nin her an 
düşman taarruzuna uğraması da muhtemeldi
bu gayenin bilfiil gerçekleşmesi için 
islamın inkişaf etmesi
müslümanların çoğalması
güç ve kuvvet kazanması gerekiyordu
aksi takdirde bu yoldaki bir teşebbüs 
sonuçsuz kalabilirdi

bir işe teşebbüste 
zaman ve zemini değerlendirmeyi çok iyi bilen efendimiz 
bu gayesinin tahakkuku için 
Cenab-ı Hakk'ın 
müsait şartlar ihsan etmesini sabırla bekliyordu

hicretin sekizinci yılında, 
islam olanca haşmetiyle etrafa yayılmıştı
bir taraftan islamın en amansız düşmanlarından biri 
hayber ve civar yahudileri 
tabiiyet altına alınmış
diğer taraftan en büyük bir fetih ve zafer olan 
hudeybiye anlaşması yapılmıştı

bütün bunlar islamın ve müslümanların 
önüne geçilmesi imkansız 
büyük kuvvet halini almış olduğunu ortaya koyuyordu
artık bu ulvi ve mukaddes gayenin 
bilfiil tahakkuk zamanı gelmiş 
gerekli imkanları Cenab-ı Hak ihsan etmişti

ortada bir mani vardı
o da müşriklerle yapılmış hudeybiye anlaşmasıydı
ahde vefada zirve noktasında bulunan 
resul-i kibriya efendimiz
bu kudsi gayesi için de olsa 
ahdini bozup müşrikler üzerine yürümeyi düşünmüyordu

kalplerimizin en ince noktasına nüfuz eden
gönlümüzden geçen her arzuyu bilip cevap veren 
Cenab-ı Hak
sevgili resulünün de kalbinden geçen 
bu ulvi arzuyu biliyordu
ona bu gayesini tahakkuk ettireceğini 
daha iki sene evvelinden de haber vermiş
müjdelemişti

çok geçmeden, 
Cenab-ı Hak bir sebep yarattı 
hudeybiye anlaşmasının bir maddesi 
kureyş'in dışında kalan kabilelere 
istediği tarafın himayesine girebilme hakkını tanıyordu

bu haktan istifade ile 
muahede yapıldığı sırada huzaa kabilesi 
hz. resulullahın aht ve emanına girerek 
müslümanlar tarafında yer almış 
beni bekir kabilesi müşriklerin himayesini kabul ederek 
onların tarafını tutmuştu

iki kabile arasında 
uzun zaman devam edip gelen bir düşmanlık
bir husumet vardı
ihtimal bu düşmanlık neticesidir ki 
eskiden beri peygamberimiz (s.a.v.)'in dedesi 
abdülmuttalip ile anlaşmalı 
müttefik bulunan huzaalılar 
hz. resul-i ekremin safında yer alınca 
beni bekirler de müşriklerin himayesine girmişlerdi

nübüvvet nurunun mekke'de parlamasına kadar 
birbirleriyle kanlı bıçaklı olan bu iki kabile
bu nur sayesinde az da olsa birbirlerinden 
kanlı ellerini çekiyor 
bu çekiliş hudeybiye sulhuna kadar devam ediyordu 

bir gün beni bekir kabilesinden biri 
bir şiirle hz. resulullahı hicv ve tahkire yeltenir
huzaalılardan bir genç buna tahammül edemez 
adamın başını yaralar
durumu öğrenen bekiroğulları 
bunu huzaalılara saldırmak için bir sebep sayarlar


redfer

( Derin Ve Issız Boşluk başlıklı yazı redfer tarafından 14.03.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu