Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler

Atasözü & Deyim Sözlüğü

Türkçenin 506 atasözü ve 1004 deyimi — anlamı, örnek cümlesi ve açıklamasıyla aranabilir sözlük.

Deyimler

Pabucu dama atılmak
Eski değerini, itibarını ya da öncelikli yerini yitirmek; yerine başkası geçmek anlamında kullanılır. Bir kişi ya da nesne, sah...
Deyim
Etekleri zil çalmak
Bir olay, haber ya da kavuşma karşısında çok sevinmek; sevincinden yerinde duramamak anlamında kullanılır. Mutluluğun, heyecanı...
Deyim
Burnundan kıl aldırmamak
Çok aksi, alıngan ve hırçın olmak; en küçük söze, en küçük dokunuşa bile tahammül etmemek anlamında kullanılır. Sözlü ya da fiz...
Deyim
Pireyi deve yapmak
Önemsiz, küçük bir olayı abartarak büyük bir mesele hâline getirmek anlamında kullanılır. Aslında küçücük bir mesele olan bir k...
Deyim
İğneyle kuyu kazmak
Çok güç, uzun ve sabır isteyen bir iş yapmak; küçük araçlarla çok büyük bir görevi yerine getirmeye çalışmak anlamında kullanıl...
Deyim
Ağzı kulaklarına varmak
Bir habere, bir olaya ya da bir sürprize karşı çok sevinmek; sevinçten geniş geniş gülümsemek anlamında kullanılır. Mutluluğun ...
Deyim
Ateş püskürmek
Çok öfkelenmek; sinirden saldırgan ve sert konuşmak anlamında kullanılır. Öfkenin kontrolden çıktığı, kişinin etrafına sert söz...
Deyim
Burun kıvırmak
Bir şeyi ya da bir kimseyi küçümsemek, beğenmemek, hor görmek anlamında kullanılır. Karşıdaki kişiye, sunulan bir teklife ya da...
Deyim
Çantada keklik
Bir işin sonucunun garantili olduğunu, kesin elde edilmiş sayıldığını anlatır. Ulaşılması zor görünen ama aslında çok kolay hal...
Deyim
Foyası ortaya çıkmak
Bir kimsenin gerçek yüzünün, sahtekarlığının ya da yalanının fark edilip ortaya çıkması anlamında kullanılır. Uzun süre saklana...
Deyim
Gözden düşmek
Eskiden değer verilen, beğenilen bir kimsenin ya da nesnenin artık eski itibarını kaybetmesi anlamında kullanılır. Birinin sevi...
Deyim
Gözü kararmak
Bir şeyi elde etmek için aşırı arzu duymak, mantığını kaybedecek kadar bir hedefe odaklanmak anlamında kullanılır. Para, makam,...
Deyim
İpe un sermek
Bir işi yapmamak için bahane uydurmak, oyalamak, sürüncemede bırakmak anlamında kullanılır. Yapması istenen bir görevden kaçmak...
Deyim
Kafa tutmak
Otoriteye, büyüklere ya da kendisinden güçlü görünene karşı çıkmak, baş kaldırmak, isyan etmek anlamında kullanılır. Genellikle...
Deyim
Küplere binmek
Çok öfkelenmek, kendini kaybedecek kadar sinirlenmek anlamında kullanılır. Öfkenin en yüksek noktasında, normal davranıştan çık...
Deyim
Surat asmak
Memnuniyetsizliği, küskünlüğü ya da öfkeyi yüz ifadesiyle göstermek anlamında kullanılır. Konuşmadan, hareket etmeden — sadece ...
Deyim
Tepesi atmak
Aniden çok öfkelenmek, sinirlenip kendini kaybetmek anlamında kullanılır. Öfkenin patlama noktasını ifade eder; sabrı tükenmiş,...
Deyim
Yüzü kızarmak
Utanmak, mahcup olmak; bir hata, bir eksiklik ya da iltifat karşısında utanç ya da heyecanla yüzünün kızarması anlamında kullan...
Deyim
Zoruna gitmek
Bir söz, bir davranış ya da bir durum karşısında gücüne gitmek, kırılmak, gururu incinmek anlamında kullanılır. Bir başkasından...
Deyim
Etekleri tutuşmak
Çok telaşlanmak, panik içinde acele etmek anlamında kullanılır. Bir konuda hızlı hareket etmesi gerektiğini fark eden kimsenin ...
Deyim
Açık kapı bırakmak
Bir konuyu tamamen kapatmamak, sonradan dönüş ya da yeniden değerlendirme imkânı bırakmak anlamında kullanılır. Kesin bir redde...
Deyim
Adam yerine koymak
Bir kimseye değer vermek, ciddiye almak, saygıyla muamele etmek anlamında kullanılır. Genellikle olumsuz biçimiyle "adam yerine...
Deyim
Ağzının payını vermek
Bir kimseyi sert ve etkili bir cevapla susturmak, hak ettiği şekilde karşılık vermek anlamında kullanılır. Haksız ya da fazla k...
Deyim
Akıntıya kürek çekmek
Boş yere uğraşmak, başarısı imkânsız olan bir işe çabalamak anlamında kullanılır. Doğal akışın aksine bir yöne gitmeye çalışmak...
Deyim
Aklı başına gelmek
Bir hatadan sonra kendini toparlamak, yanlış yaptığını anlamak ve doğru yola gelmek anlamında kullanılır. Aynı zamanda bir şok ...
Deyim
Ateşle oynamak
Tehlikeli, riskli bir işe girişmek; sonucu kötü olabilecek bir konuda fütursuzca davranmak anlamında kullanılır. Genellikle kiş...
Deyim
Avucunu yalamak
Beklenen şeyi alamamak, eli boş kalmak; umut edilen sonuca ulaşamamak anlamında kullanılır. Bir şeyi paylaşırken ya da dağıtırk...
Deyim
Bağrına basmak
Birini sevgi ve şefkatle kucaklamak, sahiplenmek, korumak anlamında kullanılır. Hem fiziksel olarak kucaklamayı hem de duygusal...
Deyim
Baltayı taşa vurmak
Yanlış bir zamanda yanlış bir söz söyleyerek pot kırmak; konuştuğu kişiye ya da konuya zıt bir laf etmek anlamında kullanılır. ...
Deyim
Bardağı taşıran son damla
Sabrın tükendiği, bir konunun artık dayanılmaz hâle geldiği anı anlatan ifade. Aslında küçük ve önemsiz görünen bir olayın, bir...
Deyim
Baş başa vermek
Birlikte düşünmek, ortak bir konuda fikir üretmek için bir araya gelmek anlamında kullanılır. İki ya da daha fazla kişinin bir ...
Deyim
Bel bağlamak
Birine ya da bir şeye güvenmek, üzerine ümit beslemek, dayanmak anlamında kullanılır. Genellikle önemli bir konuda birinin dest...
Deyim
Beyninden vurulmuşa dönmek
Aniden ve sert bir habere ya da olaya tepki olarak şok geçirmek; donup kalmak, ne yapacağını bilememek anlamında kullanılır. Be...
Deyim
Bıçak kemiğe dayanmak
Sabrın tamamen tükendiği, dayanılmaz noktaya gelmiş bir durumu anlatır. Bir sıkıntının ya da sorunun artık taşınamayacak bir hâ...
Deyim
Boyun eğmek
Bir otoriteye ya da güce karşı koymayı bırakıp itaat etmek, kabullenmek anlamında kullanılır. Direnişin sona ermesi, üstün gücü...
Deyim
Burnu büyük olmak
Çok kibirli, kendini beğenmiş ve başkalarını küçümseyen bir tutum sergilemek anlamında kullanılır. Yetenekleri ya da konumu yüz...
Deyim
Cephe almak
Bir kişiye, fikre ya da gruba karşı açıkça karşı çıkmak, muhalefet etmek anlamında kullanılır. Sözlü ya da eylemli olarak karşı...
Deyim
Çam devirmek
Yanlış bir söz ya da davranışla kötü bir gaf yapmak; uygunsuz bir hata işlemek anlamında kullanılır. Genellikle farkında olmada...
Deyim
Dile düşmek
Bir kimse ya da olay hakkında çok konuşulması, dedikodu konusu olması anlamında kullanılır. Çoğu zaman olumsuz bir bağlamda — b...
Deyim
Diken üstünde olmak
Tedirgin, huzursuz, gergin bir hâlde olmak; rahat oturup duramamak anlamında kullanılır. Bir konu ya da bir bekleyiş yüzünden s...
Deyim
Dört dörtlük olmak
Bir şeyin ya da bir kişinin her açıdan kusursuz, mükemmel ve eksiksiz olması anlamında kullanılır. Genellikle bir işin, bir ürü...
Deyim
Dünyaları vermek
Bir kimseye ya da bir şeye çok değer vermek, en kıymetli şeyleri bile feda etmeye razı olmak anlamında kullanılır. Genellikle s...
Deyim
Eli açık olmak
Cömert, hesapsız bir biçimde verici, yardımsever olmak anlamında kullanılır. Para, ikram, hediye konusunda kıskanç olmayan, pay...
Deyim
Eli boş dönmek
Bir yere ya da bir işe gidip umulan sonucu alamadan, beklenen şeyi elde edemeden geri dönmek anlamında kullanılır. Genellikle b...
Deyim
Eline su dökememek
Bir kimsenin yetenek, başarı ya da nitelik bakımından çok altında olmak; ona kıyasla çok yetersiz kalmak anlamında kullanılır. ...
Deyim
Fitili ateşlemek
Bir olayın ya da çatışmanın başlamasına sebep olmak; provokatif bir söz veya hareketle gerilimi tetiklemek anlamında kullanılır...
Deyim
Gönlü olmak
Bir konuya razı olmak, içten kabul etmek, isteyerek onaylamak anlamında kullanılır. Mantığın değil, kalbin onayını ifade eder; ...
Deyim
Göz boyamak
Birini görünüşle aldatmak, gerçekte olmayanı varmış gibi göstererek kandırmak anlamında kullanılır. Sahte parlaklık, süs ya da ...
Deyim
Göz dağı vermek
Bir kimseyi gözdağıyla yıldırmak, korku salmak için tehdit etmek anlamında kullanılır. Genellikle açık bir tehdit değil, ima yo...
Deyim
Gözü açık gitmek
Bir kimsenin ölürken arkasında tamamlayamadığı bir konu, bir hasret ya da bir görev bırakmış olması anlamında kullanılır. Genel...
Deyim
Gözü gibi bakmak
Bir şeye ya da birine son derece dikkatle, özenle bakmak, korumak anlamında kullanılır. Gözün insanın en kıymetli organlarından...
Deyim
Hava atmak
Sahip olduğu bir özelliği, malı ya da başarıyı abartılı biçimde göstererek caka satmak; karşısındakileri etkilemeye çalışmak an...
Deyim
Hesabı kapatmak
Bir konunun ya da bir ilişkinin tamamen sona erdirilmesi, geçmişteki bir borcun ya da meselenin nihayete erdirilmesi anlamında ...
Deyim
İçi açılmak
Bir kimsenin gönlünün ferahlaması, sıkıntıdan kurtulup rahatlaması anlamında kullanılır. Güzel bir manzara, tatlı bir söz, sevi...
Deyim
İçi sıkılmak
Bir konudan, bir ortamdan ya da yaşanan durumlardan dolayı kişinin gönlünün daralması, huzursuz olması anlamında kullanılır. He...
Deyim
İki ayağını bir pabuca sokmak
Bir kimseyi son derece sıkıştırmak, baskı altına almak, çok zor bir durumda bırakmak anlamında kullanılır. Genellikle iki çeliş...
Deyim
İpleri eline almak
Bir konunun ya da bir grubun yönetimini ele geçirmek, kontrolü tamamen üstlenmek anlamında kullanılır. Genellikle önceden başka...
Deyim
İşkembeden atmak
Bir konuda hiç bilmediği halde uydurarak konuşmak, asılsız bilgilerle bir şeyler söylemek anlamında kullanılır. Aceleyle, dayan...
Deyim
Kabak başına patlamak
Bir grubun ya da olayın olumsuz sonucunun, en sorumsuz ya da en şanssız kişinin üzerine kalması anlamında kullanılır. Çoğu zama...
Deyim
Kafa şişirmek
Sürekli konuşarak, gereksiz ayrıntılara girerek ya da bitmek bilmeyen yakınmalarla bir kimseyi yormak, rahatsız etmek anlamında...
Deyim
Kafayı yemek
Bir konudan dolayı çıldıracak hâle gelmek, son derece sinirlenmek ya da delirmek anlamında kullanılır. Hem ciddi olmayan günlük...
Deyim
Kan ter içinde kalmak
Çok yorulmak, büyük bir gayretle çalışmak ya da büyük bir sıkıntıdan terlemek anlamında kullanılır. Hem fiziksel zorlukla hem m...
Deyim
Karnı zil çalmak
Çok aç olmak, açlıktan rahatsızlık hissedecek hâle gelmek anlamında kullanılır. Genellikle uzun süre yemek yememekten kaynaklan...
Deyim
Kaşla göz arasında
Çok hızlı, anlık bir biçimde, fark edilemeyecek kadar kısa bir sürede gerçekleşmek anlamında kullanılır. Bir olayın ya da bir h...
Deyim
Kendini kaybetmek
Aşırı sevinç, üzüntü, öfke ya da bayılma sebebiyle kendine hâkim olamamak; mantığını, kontrolünü kaybetmek anlamında kullanılır...
Deyim
Kestirmeden gitmek
Bir işin uzun yolunu değil, kısa ve doğrudan yolunu seçmek anlamında kullanılır. Hem fiziksel yol için (en kısa rota) hem mecaz...
Deyim
Kılı kırk yarmak
Bir konuyu en küçük ayrıntısına kadar incelemek, çok dikkatli ve titiz davranmak anlamında kullanılır. Olağanüstü bir titizlik ...
Deyim
Kırk yıllık dost
Çok eskiden beri tanışan, derin ve sağlam bir dostluk ilişkisi içinde olan kişi anlamında kullanılır. "Kırk" sayısı Türk-İslam ...
Deyim
Kolları sıvamak
Bir işe ciddi biçimde başlamak, kararlılıkla harekete geçmek anlamında kullanılır. Genellikle uzun süre planlanan ya da ertelen...
Deyim
Kulağına çalınmak
Bir bilgi, haber ya da dedikodunun aktif olarak değil, dolaylı yollardan duyulması anlamında kullanılır. Genellikle başkalarını...
Deyim
Kulak asmamak
Söylenen sözleri ya da uyarıları dikkate almamak, önemsememek anlamında kullanılır. Genellikle iyi niyetli bir tavsiyenin ya da...
Deyim
Kuru gürültü
İçi boş, gerçek karşılığı olmayan, sadece gürültüden ibaret söz ya da olay anlamında kullanılır. Çok ses çıkaran ama gerçek etk...
Deyim
Mum gibi olmak
Çok uslu, sessiz, halinden hiç şikâyet etmeyen bir biçimde davranmak anlamında kullanılır. Bir kişinin — özellikle çocuğun ya d...
Deyim
Ne idüğü belirsiz
Kim olduğu, kökeni, geçmişi tam bilinmeyen, güvensizlik uyandıran kişiler için kullanılır. Genellikle ahlaki ya da sosyal arka ...
Deyim
Omuz silkmek
Bir konuya umursamaz tepki vermek, ilgisizlik göstermek, "bana ne" diyerek karşılık vermek anlamında kullanılır. Hem fiziksel b...
Deyim
Ortalığı karıştırmak
Sakin bir ortamı kasıtlı olarak gergin hâle getirmek, dedikodu ya da provokasyonlarla huzursuzluk yaratmak anlamında kullanılır...
Deyim
Para babası
Çok zengin, parası bol, harcayabilen kişi anlamında kullanılır. Genellikle gösterişli zenginliği olan ve para konusunda rahat d...
Deyim
Parmak ısırmak
Aşırı şaşırmak, hayrete düşmek; bir başarı ya da güzellik karşısında afallamak anlamında kullanılır. Genellikle beklenmedik bir...
Deyim
Saçını süpürge etmek
Bir kimse için her türlü fedakârlığı yapmak, sınırsız hizmet etmek anlamında kullanılır. Genellikle anneler için, çocukları uğr...
Deyim
Suya sabuna dokunmamak
Tartışmalı, riskli ya da hassas konulardan uzak durmak; herhangi bir taraf tutmamak anlamında kullanılır. Genellikle siyasi, di...
Deyim
Surat yapmak
Bir konudan ya da bir kişiden hoşlanmadığını yüz ifadesiyle belli etmek; somurtmak, küsmüş gibi davranmak anlamında kullanılır....
Deyim
Şapka çıkarmak
Bir kişinin başarısına ya da değerine büyük bir saygı göstermek; takdir etmek anlamında kullanılır. Genellikle olağanüstü bir b...
Deyim
Tabanları yağlamak
Hızla kaçmak, bir yerden çabucak ayrılmak anlamında kullanılır. Genellikle tehlikeli ya da sıkıntılı bir durumdan kaçışı espril...
Deyim
Tatlı dilli olmak
Yumuşak, güzel sözler söyleyen, başkalarının kalbini kazanan bir konuşma tarzına sahip olmak anlamında kullanılır. Genellikle i...
Deyim
Tepeden tırnağa
Baştan ayağa, tamamen, eksiksiz bir biçimde anlamında kullanılır. Bir kişi, eşya ya da durumun bütün yönlerini, hiçbir yerini a...
Deyim
Tıkır tıkır işlemek
Bir işin ya da bir mekanizmanın hiç aksamadan, düzenli ve verimli bir biçimde yürümesi anlamında kullanılır. Hem makinelerin he...
Deyim
Tuz biber ekmek
Zaten kötü ya da gergin olan bir duruma daha da kötü hâle getirecek bir şey eklemek; sıkıntıyı arttırmak anlamında kullanılır. ...
Deyim
Üstüne almak
Genel ya da kimseye özel olmayan bir sözü kendisine söylenmiş gibi algılayıp duygusal olarak etkilenmek anlamında kullanılır. B...
Deyim
Üzerine titremek
Birine ya da bir şeye son derece düşkün olmak, hassasiyetle korumak; bir zarar gelmesin diye sürekli ilgilenmek anlamında kulla...
Deyim
Yedi mahalleye duyurmak
Bir konuyu çok geniş bir çevreye duyurmak, herkesin haberi olmasını sağlamak; özellikle gizli bir konuyu kontrol edilmeyecek bi...
Deyim
Yelkenleri suya indirmek
Direnişten vazgeçmek, mücadeleyi bırakmak; uyumlu, yumuşak bir tutuma geçmek anlamında kullanılır. Genellikle ısrarlı bir tartı...
Deyim
Yerin dibine girmek
Çok utanmak, kepaze olmak, mahcubiyetten kendini gizlemek istemek anlamında kullanılır. Genellikle herkesin önünde yaşanan bir ...
Deyim
Yola gelmek
Yanlış davranışlardan vazgeçip doğru bir tutuma geçmek; uyumlu ve sağduyulu davranışlar göstermeye başlamak anlamında kullanılı...
Deyim
Yüksekten atmak
Bir konuda yapamayacağı şeyleri kolaymış gibi anlatmak, yetenek ya da imkânlarını abartmak anlamında kullanılır. Genellikle ger...
Deyim
Yüzü gülmek
Sevinmek, neşelenmek; yüzünde mutluluk ifadesinin belirmesi anlamında kullanılır. Genellikle uzun süreli üzüntü ya da gerginlik...
Deyim
Mantar gibi türemek
Bir şeyin çok kısa sürede ve çok sayıda ortaya çıkması, hızla çoğalması anlamında kullanılır. Genellikle ani bir biçimde, denet...
Deyim
Nazar değmek
Kıskanç ya da kötü niyetli bir bakış sebebiyle bir kişiye, çocuğa ya da bir esere zarar geldiği inancını ifade eder. Genellikle...
Deyim
Ocağına incir ağacı dikmek
Bir kimsenin evini, ailesini, soyunu yıkmak; geleceğini ve umutlarını yok etmek anlamında kullanılır. Türk halk hikmetinde en s...
Deyim
Pabuç bırakmamak
Bir konuda kararlılıkla devam etmek, geri adım atmamak; tehdit ya da baskıyla yıldırılamamak anlamında kullanılır. Genellikle h...
Deyim
Saman altından su yürütmek
Belli etmeden, gizlice ve sinsi bir biçimde iş yapmak; başkalarının fark edemeyeceği yöntemlerle plan yürütmek anlamında kullan...
Deyim
Aklı durmak
Bir olay ya da haber karşısında çok şaşırmak; ne düşüneceğini ne yapacağını bilememek anlamında kullanılır. Beklenmedik, hayret...
Deyim
Allah'ın günü
Her gün, hiç eksiksiz, sürekli olarak anlamında kullanılır. Genellikle bir davranışın ya da olayın bıkkınlık verecek kadar tekr...
Deyim
Başını dik tutmak
Onurlu, vakarlı, kendine güvenen bir tutumla davranmak; zorluklar karşısında pes etmemek anlamında kullanılır. Genellikle saygı...
Deyim
Beti benzi atmak
Korkudan, hastalıktan ya da büyük bir şokun etkisiyle yüzünün rengi solmak; yüzü beyazlaşmak anlamında kullanılır. Genellikle k...
Deyim
Bir bardak suda fırtına koparmak
Çok küçük, önemsiz bir konuyu büyük bir mesele hâline getirmek; gereksiz tartışma çıkarmak anlamında kullanılır. Genellikle sır...
Deyim
Cebi delik
Para tutturamayan, eline geçeni hemen harcayıveren ya da çok yoksul olan kimse için kullanılır. Genellikle harcamayı yöneterek ...
Deyim
Çene çalmak
Uzun uzun, gereksiz biçimde konuşmak; sohbet etmek anlamında kullanılır. Genellikle anlamlı içeriği olmayan, vakit geçirmek içi...
Deyim
Damarına basmak
Bir kimsenin sinirlerini bozacak, kızdıracak hassas konularına dokunmak; onu bilerek tahrik etmek anlamında kullanılır. Kişinin...
Deyim
Dert yanmak
Bir kimseye sıkıntılarını anlatarak içini dökmek; sorunlarını paylaşmak anlamında kullanılır. Genellikle dinleyenden çözüm deği...
Deyim
Dilinden düşürmemek
Bir kişiden ya da konudan sürekli söz etmek; her sohbette aynı konuyu açmak anlamında kullanılır. Genellikle hayranlık, sevgi y...
Deyim
Dört gözle beklemek
Bir kişiyi ya da olayı büyük bir özlem ve sabırsızlıkla beklemek; gelmesini hararetle istemek anlamında kullanılır. Genellikle ...
Deyim
El atmak
Bir işe başlamak, müdahale etmek; bir konuya el koymak anlamında kullanılır. Genellikle ihmal edilmiş ya da yeni bir alanda har...
Deyim
Elden ele dolaşmak
Bir nesne ya da bir bilginin sürekli olarak farklı kişilerden geçmesi, çok kişi tarafından kullanılması ya da bilinmesi anlamın...
Deyim
Galeyana gelmek
Aşırı heyecan, öfke ya da coşku ile dolup taşmak; sakinlikten çıkıp aşırı bir duyguya kapılmak anlamında kullanılır. Genellikle...
Deyim
Gemi azıya almak
Bir kimsenin denetim altında durmaktan çıkıp aşırı, kontrolsüz davranmaya başlaması anlamında kullanılır. Genellikle kendine gü...
Deyim
Gönlünü almak
Kırılan, üzgün ya da kızgın olan bir kimseyi tatlı sözler veya hediyelerle teselli etmek; affettirmek anlamında kullanılır. Gen...
Deyim
Hak yerini bulmak
Adaletin gerçekleşmesi, doğru olanın açığa çıkması ve sonucun adil bir biçimde çıkması anlamında kullanılır. Genellikle uzun sü...
Deyim
Hapı yutmak
Çıkmaza girmek, çok zor bir durumda kalmak; yapacak bir şey kalmaması anlamında kullanılır. Genellikle bir hata ya da yanlış ka...
Deyim
Hindi gibi kabarmak
Aşırı gururlanmak, kibirlenip şişinmek anlamında kullanılır. Bir başarı, takdir ya da dikkat alındıktan sonra abartılı bir biçi...
Deyim
Köprüleri yakmak
Geri dönüş imkânını ortadan kaldıracak biçimde kesin bir karar almak; geçmişle tüm bağları koparmak anlamında kullanılır. Genel...
Deyim
Acısını çıkarmak
Bir kişiden gördüğü zararın ya da haksızlığın karşılığını ondan ya da bir başkasından almak; kaybettiğini telafi etmek anlamınd...
Deyim
Ağırlık vermek
Bir konuya ya da bir işe öncelik tanımak, üzerinde özellikle yoğunlaşmak anlamında kullanılır. Genellikle bir hedefe ulaşmak iç...
Deyim
Ağzından kaçırmak
Söylememesi gereken bir şeyi farkında olmadan ya da kontrol kaybederek söylemek anlamında kullanılır. Genellikle bir sırrı, giz...
Deyim
Apar topar
Acele acele, hazırlıksız ve düzensiz biçimde anlamında kullanılır. Bir işin ya da yola çıkışın çok aceleci, panik içinde yapılm...
Deyim
Ardı ardına
Bir olayın ya da şeyin durmaksızın, peş peşe meydana gelmesi anlamında kullanılır. Genellikle kesintisiz, tekrarlayan olayları ...
Deyim
Ateş bacayı sarmak
Bir sorun ya da kötü durumun büyüyüp kontrolden çıkması; tehlikeli bir noktaya gelmesi anlamında kullanılır. Genellikle küçük b...
Deyim
Ayağı yere değmek
Çok sevinmek, mutluluktan havalara uçmak; gerçek olamayacak kadar sevdik, beklemediği bir başarı ya da sürpriz karşısında duyul...
Deyim
Bağrına taş basmak
Büyük bir acıya, sıkıntıya ya da haksızlığa sabırla katlanmak; içindeki dert ve üzüntüyü dışa vurmamak anlamında kullanılır. Ge...
Deyim
Baş aşağı gitmek
Bir kişinin, kurumun ya da durumun giderek kötüleşmesi, çöküşe doğru ilerlemesi anlamında kullanılır. Genellikle başarıdan başa...
Deyim
Baştan savmak
Bir işi ya da bir kişiyi gereken özeni göstermeden, çabucak ve özensizce halletmek anlamında kullanılır. Genellikle istemediği ...
Deyim
Boşa çıkmak
Bir umut, plan ya da çabanın istenen sonuca ulaşmaması; başarısızlıkla sonuçlanması anlamında kullanılır. Genellikle yatırılan ...
Deyim
Burnu havada olmak
Çok kibirli, kendini büyük gören, başkalarına tepeden bakan bir tutum sergilemek anlamında kullanılır. Genellikle başarısı ya d...
Deyim
Burnundan getirmek
Birinin yaptığı şeylerin bedelini ona ödetmek; cezalandırarak pişman etmek anlamında kullanılır. Genellikle haksızlık yapan ya ...
Deyim
Can çekişmek
Ölüm döşeğindeki bir hastanın son nefesleri içinde olmak; daha geniş anlamda bir kurum, projedurum vb. sürecinde, çökmek üzere ...
Deyim
Canına kıymak
Bir kimsenin kendi canına son vermesi (intihar etmek) ya da bir başkasının canına son vermesi (öldürmek) anlamında kullanılır. ...
Deyim
Çat kapı gelmek
Önceden haber vermeden, beklenmedik bir biçimde birinin evine ya da iş yerine gelmek anlamında kullanılır. Türk halk yaşamının ...
Deyim
Çekip çevirmek
Bir işi, bir kurumu ya da bir aileyi tek başına yönetmek; tüm sorumluluğunu üstlenip yürütmek anlamında kullanılır. Genellikle ...
Deyim
Defterden silmek
Bir kişiyi hayattan, bir konuyu zihinden tamamen çıkarmak; artık hesaba katmamak anlamında kullanılır. Genellikle hayal kırıklı...
Deyim
Diline dolamak
Bir konuyu, bir adı ya da bir olayı sürekli dile getirmek; özellikle eleştirel ya da yıpratıcı biçimde tekrarlamak anlamında ku...
Deyim
Dillere destan olmak
Bir kişi, olay ya da nesnenin olağanüstü güzelliği, başarısı ya da değeriyle çok kişi tarafından övgüyle anılması anlamında kul...
Deyim
Diş bilemek
Birine karşı içten gelen bir öfke ya da kin beslemek; uygun zamanı bekleyerek intikam almaya hazır olmak anlamında kullanılır. ...
Deyim
Dudak bükmek
Bir şeyi beğenmediğini, küçümsediğini ya da önemsemediğini yüz ifadesiyle göstermek anlamında kullanılır. Genellikle sözle ifad...
Deyim
Dünya başına yıkılmak
Çok büyük bir kötü haber ya da kayıp karşısında derin bir üzüntüye düşmek; tüm umutlarının bir anda yok olması anlamında kullan...
Deyim
Eli ayağı dolaşmak
Aşırı şaşkınlık, heyecan ya da telaş yüzünden ne yapacağını bilememek; hareketlerini koordine edememek anlamında kullanılır. Ge...
Deyim
Eli kolu bağlı kalmak
Bir konuda hiçbir şey yapamayacak durumda olmak; yardım edemeyecek, müdahale edemeyecek konumda kalmak anlamında kullanılır. Ge...
Deyim
Faka basmak
Bir tuzağa, hile ya da aldatıcı bir duruma düşmek; hilekarlık karşısında safça davranıp aldanmak anlamında kullanılır. Genellik...
Deyim
Fırça atmak
Bir kimseyi sert sözlerle azarlamak, eleştirmek anlamında kullanılır. Genellikle bir hatadan sonra yapılan sert ama eğitici ele...
Deyim
Fitil olmak
Çok kızmak, öfkeden köpürmek; sinirden kontrol kaybetmek anlamında kullanılır. Genellikle uzun süreli bir biriken öfkenin son n...
Deyim
Gönlü zengin
Maddi varlığı ne olursa olsun, içtenlik, cömertlik, sevgi gibi manevi zenginlikleri olan kimse anlamında kullanılır. Genellikle...
Deyim
Göze almak
Bir konuda riskleri, zorlukları ya da olası olumsuz sonuçları kabullenip yine de harekete geçmek anlamında kullanılır. Genellik...
Deyim
Göz açıp kapayıncaya kadar
Çok kısa bir sürede, anlık olarak; göz kırpmasından kısa zamanda anlamında kullanılır. Bir olayın ya da hareketin neredeyse far...
Deyim
Göz açtırmamak
Birinin rahat edemeyeceği biçimde sürekli baskı altında tutmak, fırsat tanımamak anlamında kullanılır. Genellikle yoğun denetim...
Deyim
Gözüne girmek
Bir kişinin sevgisini, takdirini ya da ilgisini kazanmak anlamında kullanılır. Genellikle iyi bir performansla, davranışla ya d...
Deyim
Gözü kıyamamak
Sevdiği bir şeyi ya da kişiyi feda etmeye, kaybetmeye dayanamamak anlamında kullanılır. Genellikle değer verilen bir nesneyi ve...
Deyim
Hak getire
Hiç yok, asla bulunmaz, mevcut değil anlamında esprili bir biçimde kullanılır. Bir şeyin tamamen yokluğunu vurgulayan, alaycı t...
Deyim
Hayata küsmek
Hayattan zevk almamak, sosyal etkileşimden uzak durmak; depresif ya da umutsuz bir tavır içinde olmak anlamında kullanılır. Gen...
Deyim
Hesabını sormak
Bir kimseden yaptığı şeyin gerekçesini açıkça istemek; sorumluluğa çağırmak anlamında kullanılır. Genellikle bir hata, haksızlı...
Deyim
İçi cız etmek
Bir şeyi görüp ya da öğrenip büyük bir üzüntü, acıma duygusu hissetmek; içten kalbi sızlamak anlamında kullanılır. Genellikle b...
Deyim
İçinden geçmek
Birinin söylemediği halde aklından geçirdiği bir düşüncenin başkası tarafından sezilmesi; ya da bir kişinin aklında bir niyet, ...
Deyim
İçten pazarlıklı olmak
Açıkça söylemediği niyetleri olan, içsel hesaplar yapan, samimiymiş gibi görünüp aslında çıkarını gözeten kişiler için kullanıl...
Deyim
İğne yutmuş gibi
Sürekli huzursuz, rahat oturup duramayan, tedirgin bir hâlde olmak anlamında kullanılır. Genellikle gerginlik, korku ya da büyü...
Deyim
İki dirhem bir çekirdek
Çok şık, özenli ve tertemiz giyinmiş kişiler için kullanılır. Genellikle önemli bir olaya gitmeye hazırlanan ya da görünüşüne ö...
Deyim
İlk göz ağrısı
Bir kişinin ilk sevdiği, ilk aşkı; hayatındaki ilk önemli romantik ilişki anlamında kullanılır. Türk dilinde ilk aşkın özel ve ...
Deyim
İpini koparmak
Disiplinden çıkmak, bağımsız ve denetimsiz hareket etmeye başlamak anlamında kullanılır. Genellikle kontrolsüz davranışın başla...
Deyim
İşi başından aşkın olmak
Çok yoğun olmak, yapacak işi başından bile fazla olmak anlamında kullanılır. Genellikle aşırı yoğunluk içindeki kişiler için sö...
Deyim
İşi pişirmek
Bir işi gizlice halletmek, anlaşmaya varmak; bir konuda saklı bir karar üretmek anlamında kullanılır. Genellikle resmi yollarda...
Deyim
İşi yokuşa sürmek
Bir işi kasıtlı olarak zorlaştırmak, sürüncemede bırakmak; çıkmaza sürmek anlamında kullanılır. Genellikle çözüm istemeyen ya d...
Deyim
İşin kolayına kaçmak
Bir işin gerçek, doğru çözümü yerine kestirme, yüzeysel bir yol izlemek anlamında kullanılır. Genellikle kalıcı çözüm yerine ge...
Deyim
Kabuğuna çekilmek
Sosyal etkileşimden uzak durmak, kendi içine kapanmak anlamında kullanılır. Genellikle bir hayal kırıklığı, üzüntü ya da yorgun...
Deyim
Kafayı çekmek
Aşırı miktarda alkol içmek, sarhoş olmak anlamında kullanılır. Genellikle eğlence ya da dert dağıtma amacıyla aşırı içki içmeyi...
Deyim
Kalbi sızlamak
Bir konuda büyük bir üzüntü, acıma ya da pişmanlık duymak; içten bir dert hissetmek anlamında kullanılır. Genellikle bir başkas...
Deyim
Kanı çekmek
İki kişi arasında bir akrabalık, ortak değer ya da içsel uyum bağı olduğunu hissetmek; birbirini doğal olarak çekici bulmak anl...
Deyim
Kara çalmak
Birinin adına, itibarına yalan söyleyerek ya da iftira atarak zarar vermek anlamında kullanılır. Genellikle haksız suçlamalar, ...
Deyim
Karış karış bilmek
Bir yeri, kişiyi ya da konuyu en küçük ayrıntısına kadar tanımak, derinlemesine bilmek anlamında kullanılır. Genellikle uzun yı...
Deyim
Kazık atmak
Birine yüksek fiyat çıkararak ya da haksız bir biçimde fazla para ödetmek anlamında kullanılır. Genellikle ticarette yapılan ha...
Deyim
Kelle koltukta
Hayatını tehlikeye atmaktan korkmaz biçimde, çok cesur ve riskli davranışlar sergilemek anlamında kullanılır. Genellikle olağan...
Deyim
Keyfi yerinde olmak
Mutlu, neşeli, halinden memnun bir ruh hâlinde olmak anlamında kullanılır. Genellikle iyi bir günü, hoş bir ortamı, başarılı bi...
Deyim
Kıyamet kopmak
Çok büyük bir karışıklık, panik, kavga ya da olay çıkması anlamında kullanılır. Genellikle aşırı bir tepki ya da büyük bir kriz...
Deyim
Kıymet bilmek
Bir kişinin, eşyanın ya da fırsatın değerini takdir etmek; sahip olduğu şeylere şükran duymak anlamında kullanılır. Türk dilind...
Deyim
Kıyıda köşede
Önemsiz, dikkat çekmeyen, gözden uzak bir yerde anlamında kullanılır. Genellikle merkez dışı, kenarlarda, küçük yerlerde olan ş...
Deyim
Kulağı kirişte olmak
Bir konuyu, bir sesi ya da bir haberi büyük dikkatle, gergin biçimde beklemek ve dinlemek anlamında kullanılır. Genellikle önem...
Deyim
Lafa karışmak
Bir başkalarının konuşmasına davetsiz katılmak, kendi fikrini söylemek anlamında kullanılır. Bağlama göre olumlu (katkı sağlama...
Deyim
Mum gibi yanmak
Çok büyük bir aşk, özlem ya da ızdırap içinde yavaş yavaş yıpranmak; içten bir yanma duygusu yaşamak anlamında kullanılır. Türk...
Deyim
Nutku tutulmak
Bir şaşkınlık, korku ya da hayret karşısında konuşamaz hâle gelmek anlamında kullanılır. Genellikle olağanüstü bir durumla karş...
Deyim
Olur olmaz
Yerli yersiz, uygunsuz, gereksiz biçimde anlamında kullanılır. Genellikle uygunsuz ya da rastgele yapılan davranışları, söylene...
Deyim
Önüne arkasına bakmadan
Sonuçlarını düşünmeden, dikkatsizce ve aceleci biçimde anlamında kullanılır. Genellikle sonradan pişmanlık yaratacak hızlı kara...
Deyim
Pamuk eller
Çok hassas, yumuşak, özenli ellerin sahibi anlamında kullanılır. Genellikle bir kadının veya genç kızın el özelliklerini şiirse...
Deyim
Renkten renge girmek
Aşırı utanç, korku ya da heyecan yüzünden yüz renginin sürekli değişmesi anlamında kullanılır. Genellikle çok rahatsız edici ya...
Deyim
Saçını yolmak
Aşırı pişmanlık, üzüntü ya da sinir yüzünden çok büyük bir acı duymak anlamında kullanılır. Genellikle yapılan bir hatadan sonr...
Deyim
Selamı sabahı kesmek
Bir kişiyle olan tüm iletişimi, normal sosyal selamlaşmayı bile durdurmak; tamamen küsmek anlamında kullanılır. Genellikle cidd...
Deyim
Sırtını dayamak
Bir kimseye ya da bir güce güvenerek hareket etmek; arkasında destek hissetmek anlamında kullanılır. Genellikle güçlü bir deste...
Deyim
Şeytanın bacağını kırmak
Çok uzun süre ertelenen ya da bir türlü olmayan bir işi sonunda gerçekleştirebilmek anlamında kullanılır. Genellikle uzun bir b...
Deyim
Taş gibi durmak
Hareket etmeden, sessizce, donmuş gibi bir konumda kalmak anlamında kullanılır. Genellikle şaşkınlık, korku, dikkat ya da bilin...
Deyim
Tek eli bal kavanozunda
Kolay yollardan, çaba sarf etmeden büyük kazanç elde eden ya da bir konumda olan kişi anlamında kullanılır. Genellikle haksız y...
Deyim
Toprağa düşmek
Ölmek, hayata veda etmek anlamında kullanılır. Genellikle savaş alanında ya da kahramanca bir şekilde ölen kişiler için söyleni...
Deyim
Üç gün üç gece
Çok uzun ve sürekli biçimde, durmaksızın anlamında kullanılır. Genellikle kesintisiz devam eden olaylar, etkinlikler ya da çaba...
Deyim
Yola koyulmak
Bir hedefe gitmek için yola çıkmak; ya da daha geniş anlamda bir konuya, bir göreve başlamak anlamında kullanılır. Hem fiziksel...
Deyim
Yumurta kapıya gelmek
Bir işin son anında kalmak; teslim, başarı ya da karar için zamanın çok daralmış olması anlamında kullanılır. Genellikle ertele...
Deyim
Yangına körükle gitmek
Zaten gergin bir durumu daha da kötüleştirmek; bir tartışmayı ya da çatışmayı şiddetlendirecek davranışlar sergilemek anlamında...
Deyim
Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
Küçük bir sorundan kurtulmaya çalışırken daha büyük bir soruna düşmek anlamında kullanılır. Genellikle düşüncesizce alınan kara...
Deyim
Ağız tadıyla
Huzur içinde, mutlulukla, gönül rahatlığıyla yapmak.
Deyim
Ağzı kara
Sürekli kötü konuşan, dedikoducu kişi.
Deyim
Ağzı sıkı
Sır saklayabilen, gerektiğinde konuşmayan kişi.
Deyim
Ağzı süt kokmak
Çok genç, deneyimsiz olmak; toy olmak.
Deyim
Ahkâm kesmek
Bir konuda yetkili olmadığı halde kesin yargılarda bulunmak.
Deyim
Akıl danışmak
Birinin fikrini almak, ona görüş sormak.
Deyim
Akıl etmek
Bir şeyi düşünmek, akla getirmek.
Deyim
Akıl vermek
Birine tavsiyede bulunmak, yol göstermek.
Deyim
Aklını başına almak
Düşünmek, sağduyulu davranmak; gerçeği görmek.
Deyim
Aklını çelmek
Birini bir şey hakkında ikna etmek, fikrini değiştirmek.
Deyim
Allak bullak etmek
Bir şeyi karmakarışık hâle getirmek, düzeni bozmak.
Deyim
Alnı açık
Yüzü ak, dürüst, herkesin yüzüne bakabilen kişi.
Deyim
Arkasını dönmek
Bir kişiyi terk etmek, bağlarını koparmak.
Deyim
Aval aval bakmak
Anlamayan bir şekilde, boş bakışlarla bakmak.
Deyim
Ayak basmak
Bir yere gelmek, varmak; bir konuya katılmak.
Deyim
Ayak diremek
Bir konuda inatla direnmek, fikir değiştirmemek.
Deyim
Ayar vermek
Birini eleştirip yola getirmek, yerine oturtmak.
Deyim
Bahane aramak
Bir işi yapmamak için sebep uydurmak.
Deyim
Baş başa kalmak
Bir kişiyle yalnız kalmak, başka kimse olmadan görüşmek.
Deyim
Baş belası
Sürekli sıkıntı veren, başa dert açan kişi ya da durum.
Deyim
Baş çekmek
Bir grubun ya da hareketin önderi olmak; öncülük etmek.
Deyim
Baş edememek
Üstesinden gelememek, çözememek.
Deyim
Baş kaldırmak
Karşı çıkmak, isyan etmek.
Deyim
Baş tacı etmek
Birini ya da bir şeyi çok değerli bilmek, üstün tutmak.
Deyim
Başı belaya girmek
Sıkıntılı duruma düşmek, dert sahibi olmak.
Deyim
Başını derde sokmak
Kendini sıkıntılı bir duruma sokmak.
Deyim
Başını eğmek
Yenilgiyi kabul etmek, boyun eğmek.
Deyim
Boğazına düğümlenmek
Söylemek istediği bir şeyi söyleyememek; söz boğazda takılmak.
Deyim
Boy boy
Çeşitli boyutlarda, türlü çeşit; her tür.
Deyim
Bozuntuya vermemek
Bir konuda fikrini, duygusunu belli etmemek.
Deyim
Bunalıma girmek
Derin bir üzüntüye, depresyona girmek.
Deyim
Burnu yere değmek
Mağrur kişinin alçakgönüllü hâle gelmesi; kibrinin kırılması.
Deyim
Cana yakın
Sıcak, sevimli, samimi olan kişi.
Deyim
Cesaret toplamak
Bir iş yapmak için kendine güveni artırmak.
Deyim
Cinsi cibilliyet
Bir kişinin doğal karakteri, mizacı.
Deyim
Çağ atlatmak
Bir yapıyı, bir kurumu modernize etmek; çağdaş hâle getirmek.
Deyim
Çene yormak
Boş yere konuşarak yorulmak; sonuç vermeyen tartışma.
Deyim
Çıkar yol bulmak
Zor durumdan kurtulma yöntemi keşfetmek.
Deyim
Çıngar çıkarmak
Olay, kavga, gürültü çıkarmak.
Deyim
Çıtkırıldım
Çok hassas, kolay incinip kırılan kişi.
Deyim
Çile çekmek
Büyük zorluklara katlanmak, dert çekmek.
Deyim
Çoluk çocuğa karışmak
Evlenip çocuk sahibi olmak; aile kurmak.
Deyim
Damar tutmak
Birini sinir edecek şeyleri bilmek, hassas noktalarına dokunmak.
Deyim
Defteri dürülmek
Hayatı sona ermek, ölmek; bir konunun bitmesi.
Deyim
Demir gibi adam
Çok güçlü, sağlam yapıda, dayanıklı kişi.
Deyim
Dikine gitmek
Bir konuda inatla, başkasına aldırmadan ilerlemek.
Deyim
Dimdik durmak
Onurla, vakarla, dimdik biçimde ayakta kalmak.
Deyim
Dirsek çürütmek
Uzun süre çalışmak, ders başında oturmak.
Deyim
Diş geçirmek
Bir konuda otoriteyi kullanmak, etkili olmak.
Deyim
Diz çökmek
Boyun eğmek, teslim olmak; aciz duruma düşmek.
Deyim
Donup kalmak
Şaşkınlıkla hareketsiz kalmak, ne yapacağını bilememek.
Deyim
Dünyaya gözünü açmak
Doğmak, hayata gelmek.
Deyim
Düşman kazanmak
Kötü davranışlarla başkalarının kötülüğünü çekmek.
Deyim
Eğri büğrü konuşmak
Karışık, dolaylı, anlaşılmaz biçimde konuşmak.
Deyim
El açmak
Yardım istemek, dilenmek.
Deyim
El altından
Gizlice, herkesin görmediği biçimde.
Deyim
El kaldırmak
Birine vurmak için elini kaldırmak; saldırmaya hazırlanmak.
Deyim
El koymak
Bir şeyi sahiplenmek, kontrolünü almak.
Deyim
Elinde olmak
Kontrolü olmak; yapma yetkisinde olmak.
Deyim
Elinden gelmek
Yapabilme yeteneğine sahip olmak.
Deyim
Etekleri zil çalmak
Çok büyük sevinç ve heyecan duymak.
Deyim
Ezbere konuşmak
Bilmediği konuda yüzeysel, hatırladığı kadar konuşmak.
Deyim
Fal taşı gibi açılmak
Şaşkınlık ya da hayretle gözleri büyük büyük açmak.
Deyim
Faraza söylemek
Varsayım olarak, bir ihtimal olarak söylemek.
Deyim
Faydası dokunmak
Birine ya da bir konuya yararlı olmak.
Deyim
Fıkra anlatmak
Eğlenceli, kısa hikâye anlatmak.
Deyim
Gel gör ki
Yine de, ne yazık ki; bir önceki cümleye karşıt durum belirtir.
Deyim
Geri kalmamak
Başkalarından geride durmamak; yetişmek.
Deyim
Gözüne kestirmek
Bir şeyi mümkün olarak görmek, yapabileceğine inanmak.
Deyim
Gözüne sokmak
Bariz biçimde göstermek, fark etmesini sağlamak.
Deyim
Gözünden kaçmamak
Bir şeyi fark etmek, dikkatini çekmek.
Deyim
Gözünden uyku akmak
Çok uykulu olmak, yorgunluktan uyumak istemek.
Deyim
Gözünü dikmek
Bir kişiye ya da nesneye sürekli bakarak ona odaklanmak.
Deyim
Gözünü dört açmak
Çok dikkatli olmak, etrafa uyanık bakmak.
Deyim
Gözünü korkutmak
Bir kişinin korkmasını sağlamak; cesaretini kırmak.
Deyim
Gül gibi geçinmek
Mutlu, huzurlu yaşamak; iyi anlaşmak.
Deyim
Gün doğmak
Olumlu bir gelişme olmak; iyi günler başlamak.
Deyim
Gün görmek
Mutlu, rahat günler yaşamak; başarılı olmak.
Deyim
Gündemde olmak
Konuşulan, ilgi gören konu olmak.
Deyim
Hafife almak
Bir konuyu önemsiz görmek, ciddiye almamak.
Deyim
Hatır gönül
Saygı ve sevgi gösterilen ilişki; nazik, düşünceli davranış.
Deyim
Havasını almak
Bir ortamı, bir kişiyi tanımak, hissetmek.
Deyim
Hayatı yıkılmak
Hayatı altüst olmak; tüm düzenin bozulması.
Deyim
Hesaba katmak
Bir konuyu plana, hesaba dahil etmek.
Deyim
Hesap görmek
Bir kişiyle hesaplaşmak, geçmişin bedelini almak.
Deyim
Hır çıkarmak
Kavga, gürültü, olay başlatmak.
Deyim
Hop oturup hop kalkmak
Çok heyecanlanmak, sürekli hareket halinde olmak.
Deyim
Hor görmek
Birini küçümsemek, değersiz görmek.
Deyim
Hoşa gitmek
Beğenilmek, sevimli bulunmak.
Deyim
İç ferahlığı
Ruhsal rahatlık, gönül huzuru.
Deyim
İçeri tıkmak
Hapse atmak, tutuklamak.
Deyim
İçi içine sığmamak
Çok sevinçli, çok heyecanlı olmak.
Deyim
İçi rahat etmek
Bir konuda kaygısının kalkması, huzur bulmak.
Deyim
İçinden çıkamamak
Bir konuyu çözememek, anlam verememek.
Deyim
İçinden gülmek
Belli etmeden, içten gülmek; gizli mizah.
Deyim
İçten içe yanmak
Dışa vurmadan kederli, üzüntülü olmak.
Deyim
İhtiyatlı olmak
Dikkatli, tedbirli davranmak.
Deyim
İki cami arası beynamaz
İki seçenek arasında kararsız kalan, hiçbirine karar veremeyen.
Deyim
İki gözüm
Çok sevdiği biri için kullanılan sevgi sözcüğü.
Deyim
İki paralık etmek
Bir kişiyi küçük düşürmek, değerini düşürmek.
Deyim
İki yakası bir araya gelmek
Geçim sağlamak, ekonomik olarak rahat etmek.
Deyim
İmrenerek bakmak
Bir şeyi sahip olmak isteyerek bakmak.
Deyim
İncir çekirdeğini doldurmaz
Çok küçük, önemsiz, değer taşımayan.
Deyim
İnsan yerine koymamak
Birini ciddiye almamak, değer vermemek.
Deyim
İp atmak
Yardım etmeye çalışmak, kurtuluş çaresi sunmak.
Deyim
İpe sapa gelmez
Anlamsız, mantıksız, saçma sözler ya da işler.
Deyim
İpsiz sapsız
Düzensiz, kontrolsüz, başıboş.
Deyim
İt gibi yorulmak
Çok yorulmak, bitkin düşmek.
Deyim
Kafa atmak
Saygısız, kaba davranışla başkasının canını sıkmak.
Deyim
Kafa bulmak
Birini ciddiye almayıp eğlenmek için onunla dalga geçmek.
Deyim
Kafa dengi
Aynı zihniyete, ilgi alanına sahip kişi.
Deyim
Kafa karıştırmak
Bir konuyu daha anlaşılmaz hâle getirmek.
Deyim
Kafa yormak
Bir konu üzerinde derinlemesine düşünmek.
Deyim
Kafayı takmak
Bir konuya saplanmak, sürekli onu düşünmek.
Deyim
Kalbi büyük
Cömert, sevecen, anlayışlı kişi.
Deyim
Kalp kırmak
Birini üzmek, gönlünü incitmek.
Deyim
Kana boyanmak
Cinayet, savaş yaşanmak; trajedi olmak.
Deyim
Kanına dokunmak
Çok sinirlendirmek, öfkelendirmek.
Deyim
Kantarın topuzunu kaçırmak
Aşırıya kaçmak, ölçüyü kaçırmak.
Deyim
Kapı arkasında
Gizlice, herkesten saklı.
Deyim
Kara kara düşünmek
Üzüntülü, karamsar düşünceler içinde olmak.
Deyim
Kara liste
İstenmeyen, dışlanan kişilerin listesi.
Deyim
Karaya vurmak
Geminin sığ yere oturmuş olması; mecazî olarak iflas, başarısızlık.
Deyim
Karın doyurmak
Yemek yemek, açlığı gidermek.
Deyim
Karış karış
Her küçük yerini bilen, her noktasını tanıyan.
Deyim
Kavga çıkarmak
Tartışma, gerginlik başlatmak.
Deyim
Kazan kaynamak
Yiyecek hazırlanıyor olmak; iş, hareket var olmak.
Deyim
Kelepir
Çok ucuza ya da bedavaya alınan değerli şey.
Deyim
Kemikleri sayılı
Çok zayıf, iskelet gibi kalan kişi.
Deyim
Kendi yağında kavrulmak
Kendi imkanlarıyla yaşamak; çevre desteği olmadan.
Deyim
Kendine gelmek
Bayılmadan ya da şoktan sonra kendi haline dönmek.
Deyim
Kıl payı
Çok az farkla, neredeyse olmuyordu denecek şekilde.
Deyim
Kılı kıpırdamamak
Hiç heyecanlanmamak, sakin kalmak.
Deyim
Kılıbık
Eşinin sözünden çıkmayan, ona aşırı boyun eğen erkek.
Deyim
Kıpkırmızı kesilmek
Utançtan ya da öfkeden yüzü çok kızarmak.
Deyim
Kıyamı koparmak
Olay çıkarmak, büyük gürültü yapmak.
Deyim
Kibrini kırmak
Birinin kendini büyük görmesini bozmak.
Deyim
Kim olduğunu unutmak
Kendine layık olmayan davranışlar sergilemek; haddini bilmemek.
Deyim
Kimseyi gözü görmemek
Çok sevdiği birinden başka kimseyi önemsememek.
Deyim
Kim vurduya gitmek
Kimse tarafından sahiplenilmeden, sebepsiz yere zarar görmek.
Deyim
Kıyıdan köşeden
Az miktarda, dağınık olarak.
Deyim
Kız alıp vermek
Aileler arasında evlilik bağı kurmak.
Deyim
Kıyısına yaklaşmak
Bir konuya, bir kişiye yaklaşmak; ilişki kurmak.
Deyim
Kim ne derse desin
Başkalarının görüşüne aldırmadan kendi yolunu sürdürmek.
Deyim
Kolay lokma
Kolay elde edilen, çabasız kazanılan şey.
Deyim
Konu komşu
Komşular, çevredeki insanlar; tanıdıklar.
Deyim
Korkudan ödü patlamak
Çok korkmak, dehşete kapılmak.
Deyim
Köşe bucak aramak
Her yerini araştırmak, dikkatle aramak.
Deyim
Kötü göz
Başkasının iyiliğini çekemeyen kıskanç bakış.
Deyim
Kötülük etmek
Birine zarar vermek, kötü davranmak.
Deyim
Köy yaşamı
Sade, doğal, geleneksel yaşam tarzı.
Deyim
Kucak açmak
Birini sıcakça karşılamak, ağırlamak.
Deyim
Kucağına almak
Bir çocuğu, sevdiklerini şefkatle sarmak.
Deyim
Kulağı sağır olmak
İşitmemek; mecazî olarak görmezden gelmek.
Deyim
Kulak misafiri olmak
İstemeden de olsa başkalarının konuşmalarını duymak.
Deyim
Kulak vermek
Dikkatli dinlemek, önemsemek.
Deyim
Kül olmak
Yanmak, mahvolmak; çok yorgun düşmek.
Deyim
Kulübeye dönüş
Sade, basit yaşama dönmek; lükslerden vazgeçmek.
Deyim
Lafa boğmak
Çok konuşarak başkasını susturmak ya da yormak.
Deyim
Laf altında kalmamak
Eleştiriye sözle cevap vermek; geri çekilmemek.
Deyim
Laf cambazlığı
Sözcüklerle ustaca oyun yaparak gerçeği gizlemek; demagoji.
Deyim
Laf etmek
Birinin arkasından konuşmak, dedikodu yapmak.
Deyim
Laf taşımak
Bir kişiden duyduğu sözü başkasına aktarmak; dedikodu yaymak.
Deyim
Laf yetiştirmek
Konuşmaya hazır cevap vermek.
Deyim
Lafa girmek
Başkalarının konuşmasına dahil olmak.
Deyim
Lafı çevirmek
Konuyu değiştirmek; bir başka konuya yönlendirmek.
Deyim
Lafı geveleyip durmak
Net konuşmamak; bir konuyu uzatmak.
Deyim
Lebbeyk demek
Bir çağrıya kabulle, sevinçle cevap vermek.
Deyim
Lokma etmek
Bir şeyi kolayca yenebilecek hâle getirmek; basit göstermek.
Deyim
Mahvi perişan olmak
Çok zor durumda kalmak, harap olmak.
Deyim
Maksat hâsıl
Amacına ulaşmak, hedefini gerçekleştirmek.
Deyim
Mantığa sığmaz
Mantıklı olmayan, akla aykırı durum.
Deyim
Maskara olmak
Herkesin önünde rezil olmak, gülünç duruma düşmek.
Deyim
Maval okumak
Asılsız, anlamsız, uydurma sözler söylemek.
Deyim
Mecal kalmamak
Hiç gücü kalmamak, yorgunluktan tükenmek.
Deyim
Meraktan çatlamak
Çok merak etmek, sabırsızlanmak.
Deyim
Mesele yapmak
Önemsiz bir konuyu büyük bir sorun hâline getirmek.
Deyim
Meydanı boş bulmak
Rakipsiz, engelsiz biçimde rahat hareket etmek.
Deyim
Meydan okumak
Bir kişiye ya da güce karşı meydan açmak; mücadele etmeye davet.
Deyim
Mide bulanmak
Bir şeye karşı tiksinti duymak; aksi sözlerle rahatsız olmak.
Deyim
Mim koymak
Önemli bir şeyi unutmamak için zihinde işaretlemek.
Deyim
Mosmor olmak
Çok soğuktan, korkudan ya da öfkeden yüzü morarmak.
Deyim
Müjde vermek
İyi haberi söylemek, sevindirici bilgiyi paylaşmak.
Deyim
Nakış nakış işlemek
Bir işi büyük bir özenle, ayrıntılı yapmak.
Deyim
Nal toplamak
Çok yorulmak, bitkin düşmek; zorla iş yapmak.
Deyim
Nasibini almak
Hak ettiği şeyi, payını almak.
Deyim
Naz etmek
Şımararak çekinmek, gönül almasını beklemek.
Deyim
Ne pahasına olursa olsun
Hangi bedele mal olursa olsun, mutlaka.
Deyim
Nefes almak
Dinlenmek, kısa süreli rahatlamak.
Deyim
Nefes nefese
Çok hızlı koşmaktan, çabalamaktan dolayı kesik kesik nefes alarak.
Deyim
Neşesi kaçmak
Mutluluğu yok olmak, üzgün hâle gelmek.
Deyim
Niyet bozmak
Önceki niyetinden vazgeçmek, fikir değiştirmek.
Deyim
Nutuk atmak
Uzun, etkili konuşma yapmak; bazen alaycı tonda kullanılır.
Deyim
Numara yapmak
Yalandan, gösterişli davranmak; rol yapmak.
Deyim
Ocağı kararmak
Ailesi dağılmak, evi yıkılmak; büyük bir kayıp yaşamak.
Deyim
Ocak söndürmek
Bir aileyi, soyu yıkmak; en ağır kötülük.
Deyim
Of çekmek
Üzüntü ya da yorgunluk göstergesi olarak iç çekmek.
Deyim
Önemsiz görmek
Bir şeyi önemli saymamak, dikkate almamak.
Deyim
Öne çıkmak
Diğerlerinden farklılaşıp dikkat çekmek.
Deyim
Öne sürmek
Bir fikri ya da kişiyi öne almak; iddia etmek.
Deyim
Örnek almak
Bir kişiyi ya da davranışı model olarak takip etmek.
Deyim
Pahalıya patlamak
Beklenmedik biçimde maliyetli olmak; büyük zarar görmek.
Deyim
Para etmemek
Değersiz olmak, satılamamak.
Deyim
Pas atmak
Bir kişiye fırsat ya da yardım imkânı sunmak.
Deyim
Pas tutmak
Kullanılmamaktan değer ya da yetenek kaybetmek.
Deyim
Pelte gibi olmak
Çok yorgun, gücü kalmamış olmak.
Deyim
Perde aralamak
Gizli bir konuyu kısmen ortaya çıkarmak.
Deyim
Perde indirmek
Bir konuyu, ilişkiyi sona erdirmek.
Deyim
Pertavsız ile aramak
Çok küçük bir şeyi büyütmek için zorlamak; aşırı detaylı incelemek.
Deyim
Peşinden gitmek
Birinin ardından gitmek, takip etmek.
Deyim
Peşine düşmek
Bir kişiyi takip etmek; bir hedefin ardından gitmek.
Deyim
Pırıl pırıl olmak
Çok temiz, parlak; kusursuz görünmek.
Deyim
Pis kokulu
Hoş olmayan davranış ya da konu; mecazî olarak şüpheli iş.
Deyim
Pişmiş aşa su katmak
Tamamlanmış bir işi bozacak müdahalede bulunmak.
Deyim
Posta koymak
Birine sert biçimde tehdit etmek; göz dağı vermek.
Deyim
Pürtelaş olmak
Çok telaşlı, panik içinde olmak.
Deyim
Pusula şaşırmak
Yönü kaybetmek, kararsızlığa düşmek.
Deyim
Püskürmek
Aniden öfkelenmek, sert tepki vermek.
Deyim
Rahatına bakmak
Sadece kendi konforunu düşünmek; başkalarını umursamamak.
Deyim
Resmi yapmak
Bir konuda görünüş kurtarmak; göstermelik davranış.
Deyim
Rotayı çizmek
Hedefe nasıl ulaşılacağını planlamak; yol haritası belirlemek.
Deyim
Saçma sapan
Anlamsız, mantıksız, gereksiz konuşma ya da davranış.
Deyim
Sağa sola söylemek
Bir konuyu çok kişiye anlatmak; yaymak.
Deyim
Sağ kalmak
Hayatta kalmak, ölmemek.
Deyim
Saklambaç oynamak
Bir konuyu gizlemek; kaçınmak.
Deyim
Salla mayna
Bir konuyu önemsemeyerek geçmek, bırakmak.
Deyim
Saman ipliği gibi
Çok zayıf, kolay kopabilen ilişki ya da bağlantı.
Deyim
Sanki yokmuş gibi
Bir kişiyi ya da konuyu görmezden gelmek.
Deyim
Sapına kadar
Tamamen, eksiksiz biçimde.
Deyim
Sarp dağ
Çok zorlu, aşılması güç durum.
Deyim
Savsaklamak
Bir işi yarım yapmak; ihmal etmek.
Deyim
Saygıyla anılmak
Bir kişinin değer ve hatırasının saygıyla hatırlanması.
Deyim
Selam etmek
Bir kişiye sözle ya da yazılı olarak selam göndermek.
Deyim
Sersemleşmek
Şaşkınlıktan kafası karışmak; ne yapacağını bilememek.
Deyim
Ses etmemek
Sessiz kalmak, ses çıkarmamak; tepki vermemek.
Deyim
Sessizliğe gömülmek
Hiç ses çıkarmamak; bütünüyle sessiz olmak.
Deyim
Sıkı tutmak
Bir şeyi ya da kişiyi sıkıca kavramak; bırakmamak.
Deyim
Sıkıyı görmek
Zorlukla, sıkıntıyla karşılaşmak.
Deyim
Sıkıya gelmek
Zor durumla karşılaşıp pişman olmak.
Deyim
Sınıra dayanmak
Tahammül sınırının sonuna gelmek.
Deyim
Sırrını paylaşmak
Birine içten gelen, gizli bir bilgiyi söylemek.
Deyim
Sırtı yere gelmek
Yenilmek, mağlup olmak.
Deyim
Söz dinlemek
Tavsiye ya da emirleri kabul etmek.
Deyim
Söz gelmek
Bir konuda eleştiri ya da dedikodu yapılmak.
Deyim
Söz kesilmek
Evlenme kararı resmiyete dökülmek; nişan kararı verilmek.
Deyim
Söz konusu olmak
Bir konunun gündeme gelmesi.
Deyim
Söz vermek
Bir şey yapacağına dair taahhütte bulunmak.
Deyim
Sözünde durmak
Verdiği sözü tutmak; sözünü yerine getirmek.
Deyim
Sözünü esirgememek
Söylemek istediğini açıkça söylemek; çekinmemek.
Deyim
Sular durulmak
Tartışma ya da olayın yatışması; sakinleşme.
Deyim
Şaka yapmak
Eğlence amacıyla ciddi olmayan söz söylemek.
Deyim
Şamarı yemek
Sert bir tepki, ders, ceza almak.
Deyim
Şans tanımak
Birine fırsat vermek, deneme imkânı sunmak.
Deyim
Şart koşmak
Bir koşul belirtmek; bir kabule koşul eklemek.
Deyim
Şefkat göstermek
Sevgi ve merhametle yaklaşmak.
Deyim
Şehit düşmek
Vatan, din ya da kutsal bir dava uğruna ölmek.
Deyim
Şike yapmak
Sonucu önceden anlaşılmış olarak ayarlamak; hile.
Deyim
Şişinmek
Kibirle, gururla davranmak; kabarmak.
Deyim
Şüphe duymak
Bir konuda kararsız, kuşkulu olmak.
Deyim
Taban tepmek
Çok yürümek, uzun mesafeler yürüyerek katetmek.
Deyim
Taç giymek
Bir konumun yüksek mertebesine erişmek; başarı kazanmak.
Deyim
Tahammül etmek
Bir zorluğa, sıkıntıya katlanmak.
Deyim
Takdir etmek
Bir kişinin ya da işin değerini bilmek; beğenmek.
Deyim
Tam isabet
Tam olarak doğru, tam olarak hedefte.
Deyim
Tartışmaya girmek
Bir konuda söz savaşına dahil olmak.
Deyim
Taş çıkarmak
Birinden daha üstün olmak; daha iyi performans göstermek.
Deyim
Taş üstüne taş koymamak
Bir yapıyı tamamen yıkmak; mahvetmek.
Deyim
Tedbir almak
Bir konuda hazırlık yapmak, önlem almak.
Deyim
Tek kelime etmemek
Hiçbir şey söylememek, sessiz kalmak.
Deyim
Tekrar tekrar
Sürekli olarak, çok kez.
Deyim
Telaşa kapılmak
Heyecanlanıp aceleci hâle gelmek.
Deyim
Tepetaklak olmak
Düzeni bozulmak; ters dönmek.
Deyim
Terbiye etmek
Bir kişinin davranışlarını düzeltmek; eğitmek.
Deyim
Tertemiz olmak
Çok temiz, kusursuz olmak.
Deyim
Teselli bulmak
Üzüntü ya da kayıp sonrası avuntu bulmak.
Deyim
Tıka basa
Çok dolu, hiç boşluk kalmayacak biçimde.
Deyim
Tıraş etmek
Bir konuyu özetlemek, gereksizleri kaldırmak.
Deyim
Top atmak
İflas etmek, batmak.
Deyim
Topa girmek
Tartışma, mücadele içine girmek.
Deyim
Toplum baskısı
Çevrenin, halkın bireye uyguladığı sosyal etki.
Deyim
Tornadan çıkmış gibi
Çok düzgün, kusursuz, simetrik.
Deyim
Toz olmak
Hızla ortadan kaybolmak, kaçmak.
Deyim
Tüy gibi hafif
Çok hafif, neredeyse ağırlığı olmayan.
Deyim
Ucu açık kalmak
Bir konunun tamamlanmamış, çözümlenmemiş kalması.
Deyim
Uçurum açmak
İki taraf arasında büyük bir fark, kopukluk yaratmak.
Deyim
Ufuk açmak
Yeni perspektifler, yeni anlayışlar göstermek.
Deyim
Umursamamak
Bir konuyu önemsememek, kayıtsız kalmak.
Deyim
Umut beslemek
Bir gelişme bekleme, iyi sonuca inanmak.
Deyim
Üst üste yığmak
Çok fazla şeyi birbirine eklemek; biriktirmek.
Deyim
Üstesinden gelmek
Bir zorluğu çözmek, başarmak.
Deyim
Üzülmeye değmez
Önemsiz, üzüntü yaratmaması gereken konu.
Deyim
Vakit geçirmek
Zamanı bir aktiviteyle doldurmak; eğlenmek.
Deyim
Vakit kaybetmek
Boş yere, sonuçsuz şekilde zaman harcamak.
Deyim
Vakit kazandırmak
Bir işin daha çabuk bitmesini sağlamak.
Deyim
Vazgeçmek
Bir karardan ya da fikirden geri dönmek.
Deyim
Verim almak
Bir işten istenen sonuca ulaşmak; iyi randıman elde etmek.
Deyim
Volkan gibi patlamak
Aniden ve şiddetle öfkelenmek.
Deyim
Yağmur gibi yağmak
Çok bol, sürekli akmak; bolluk içinde olmak.
Deyim
Yakaya yapışmak
Bir kişiyi sıkıştırmak, hesap sormak.
Deyim
Yakası açılmadık
Şimdiye kadar duyulmamış, beklenmedik.
Deyim
Yakından tanımak
Bir kişiyi iyi bilmek, derin tanışıklık.
Deyim
Yakıp yıkmak
Bir şeyi tamamen mahvetmek, harap etmek.
Deyim
Yana yakıla anlatmak
Acılı, ızdıraplı bir şekilde anlatmak.
Deyim
Yana yana ölmek
Büyük bir ızdırapla, acıyla ölmek.
Deyim
Yapıştırmak
Birinin suratına sert bir cevap vermek; vurmak.
Deyim
Yardım eli
Yardım eden kişi ya da kurum.
Deyim
Yarı yolda bırakmak
Bir kişi ya da işi tamamlanmadan bırakmak.
Deyim
Yastığa baş koymak
Yatağa girip uyumak; gece dinlenmek.
Deyim
Yaş tahta
Tedbir gerektiren, dikkatli olunması gereken durum.
Deyim
Yaşı kemâle ermek
Olgunluk yaşına gelmek; tecrübe sahibi olmak.
Deyim
Yaşlanmak
Yıllar içinde yaş ilerlemek; ihtiyarlamak.
Deyim
Yatağa düşmek
Hastalanıp yatakta kalmak.
Deyim
Yatıp kalkmak
Bir kişiyle birlikte zaman geçirmek; sürekli birlikte olmak.
Deyim
Yel almak
Hızla ortadan kaybolmak; çok çabuk olmak.
Deyim
Yele başlamak
Bir konuyla ilgilenmek, başlatmak.
Deyim
Yer açmak
Birine ya da bir şeye yer vermek; mekân hazırlamak.
Deyim
Yer çekimi gibi
Çok güçlü çekim, etki.
Deyim
Yer etmek
Bir konunun zihinde, hatırada kalıcı yer alması.
Deyim
Yerden yere vurmak
Birini ya da bir şeyi sert eleştirmek; küçük düşürmek.
Deyim
Yerini almak
Bir konum, mevki ya da yer kazanmak; yerleşmek.
Deyim
Yerinde saymak
İlerleme kaydetmemek; aynı durumda kalmak.
Deyim
Yetinmek
Sahip olduğuyla razı olmak; daha fazlasını istememek.
Deyim
Yiğitlik göstermek
Cesaretle, kahramanca davranış sergilemek.
Deyim
Yılgınlık göstermek
Bıkkınlık, umutsuzluk, vazgeçme tavrı sergilemek.
Deyim
Yoğun olmak
Çok meşgul olmak; vakit bulamayacak kadar dolu olmak.
Deyim
Yokluk çekmek
Bir şey eksik olunca onun acısını çekmek.
Deyim
Yolu açılmak
Önündeki engellerin kalkması; başarıya doğru ilerlemek.
Deyim
Yolu kesmek
Birinin gitmesini engellemek; soygunculuk amacıyla durdurmak.
Deyim
Yolundan saptırmak
Bir kişiyi planından, hedefinden alıkoymak.
Deyim
Yön vermek
Bir konuyu istenilen tarafa yönlendirmek.
Deyim
Yumruğu yemek
Sert bir tepki, ders, ceza almak.
Deyim
Yumuşak başlı
Anlayışlı, uysal, sözle yola gelen kişi.
Deyim
Yutkunmak
Bir şeyi söyleyemediği için içinde tutmak; çekinmek.
Deyim
Yuva kurmak
Evlenip aile oluşturmak.
Deyim
Yüksek perdeden
Çok sesli, kibirli ya da iddialı bir biçimde.
Deyim
Yüreği ağzına gelmek
Çok korkmak, dehşete kapılmak.
Deyim
Yüreği daralmak
Sıkıntı, üzüntü hissetmek.
Deyim
Yüreği kabarmak
Heyecanlanmak, gururlanmak; öfkelenmek.
Deyim
Yüreği sıkışmak
Üzüntü, sıkıntı, panik hissetmek.
Deyim
Yüreği yanmak
Büyük bir üzüntü, acı, hasret duymak.
Deyim
Yüz akı
Onur, gurur kaynağı; iyi bir başarının simgesi.
Deyim
Yüz çevirmek
Birini terk etmek, bağı koparmak.
Deyim
Yüz görümlüğü
Yeni gelinin damatı ilk görme bahşişi; karşılıklı tanışma.
Deyim
Yüz vermek
Birine ilgi göstermek, yakın davranmak.
Deyim
Yüze gülmek
İçten olmayarak, gösterişli biçimde sevgi göstermek.
Deyim
Yüzleştirmek
İki kişiyi karşı karşıya getirip gerçeği bulmak.
Deyim
Yüzsüzlük etmek
Utanmadan, çekinmeden olağandışı davranış sergilemek.
Deyim
Yüzünü güldürmek
Birini sevindirmek, mutlu etmek.
Deyim
Zahmete sokmak
Birine sıkıntı vermek, iş çıkarmak.
Deyim
Zaman ayırmak
Bir konuya, kişiye vakit harcamak.
Deyim
Zar zor
Çok güçlükle, neredeyse imkânsızken.
Deyim
Zarara uğramak
Maddi ya da manevi kayıp yaşamak.
Deyim
Zembereği boşalmak
Aniden, kontrolsüz bir biçimde gülmek ya da konuşmak.
Deyim
Zihin açmak
Bilgi vermek, yeni perspektifler sunmak.
Deyim
Zihni karışmak
Düşünceleri dağılmak, kafası karışmak.
Deyim
Zoraki gülmek
İçten olmayan, mecbur kalarak sergilenen gülümseme.
Deyim
Zorlu olmak
Çok güç, yorucu olmak.
Deyim
Zorluk çıkarmak
Bir konuda engel oluşturmak; sorun yaratmak.
Deyim
Acemi çaylak
Yeni başlamış, deneyimsiz kişi.
Deyim
Acı çekmek
Fiziksel ya da manevi ızdırap yaşamak.
Deyim
Açıkça konuşmak
Net, dürüst biçimde söylemek.
Deyim
Açıkta kalmak
İşsiz, evsiz ya da korumasız durumda olmak.
Deyim
Adı geçmek
Bir konuda söz konusu olmak; bahsedilmek.
Deyim
Adını anmak
Bir kişiyi konuşmada hatırlatmak.
Deyim
Ağır basmak
Bir tarafın daha güçlü, daha etkili olması.
Deyim
Ağır gelmek
Bir şeyi taşımak ya da yapmak çok zor olmak.
Deyim
Ağız kavgası
Sözle yapılan tartışma, atışma.
Deyim
Ağız vermek
Birinin söylediğini destekleyici biçimde tekrarlamak.
Deyim
Ağlatmak
Birini üzmek, gözyaşı dökmesine sebep olmak.
Deyim
Ahbap çavuş
Çok yakın dost, samimi arkadaş.
Deyim
Akar gibi konuşmak
Çok akıcı, hatasız ve hızlı konuşmak.
Deyim
Akıllı uslu
Düzenli, sakin, dert açmadan davranmak.
Deyim
Akılsızlık etmek
Düşüncesizce hareket etmek; aptalca davranmak.
Deyim
Alev almak
Bir konunun aniden kızışması, parlama yapmak.
Deyim
Alkışı toplamak
Beğeni ve takdir kazanmak.
Deyim
Allahaısmarladık demek
Veda etmek, ayrılmak.
Deyim
Anlayış göstermek
Bir kişinin durumunu, sorunlarını idrak etmek.
Deyim
Arada bir
Zaman zaman, ara sıra; sürekli olmadan.
Deyim
Arayı bulmak
Bir konuda uzlaşmaya varmak; barışmak.
Deyim
Arkadan iş çevirmek
Gizlice, sezdirmeden bir iş yapmak.
Deyim
Arkasından gitmek
Birinin yolunu, fikirlerini takip etmek.
Deyim
Asılı kalmak
Bir konunun çözümlenmemiş, tamamlanmamış kalması.
Deyim
Aşka düşmek
Sevda hissetmek; aşık olmak.
Deyim
Avuç açmak
Yardım istemek; dilenmek.
Deyim
Ayak işi
Sıradan, basit, vakit gerektiren küçük işler.
Deyim
Ayak takımı
Sosyal olarak alt seviyede görülen, eğitimsiz kişiler.
Deyim
Ayak uydurmak
Bir grubun ya da hareketin temposuna katılmak.
Deyim
Ayağa kalkmak
Toparlanıp harekete geçmek; iyileşmek.
Deyim
Ayağı düşmek
Bir yere uğramak için fırsat bulmak.
Deyim
Ayağına dolanmak
Birinin yolunu engellemek, rahatsız etmek.
Deyim
Ayağını çekmek
Bir yerden uzak durmak; ilişkiyi bitirmek.
Deyim
Ayağının altına almak
Birini ezmek, küçük düşürmek.
Deyim
Ayar tutmak
Bir kişiyi belli bir disiplinde tutmak.
Deyim
Az çok
Belirli bir miktarda, az ya da çok.
Deyim
Aza çoğa bakmamak
Miktarın değil özün önemli olduğu davranış.
Deyim
Bahta küsmek
Talihsizliklerden dolayı umutsuzluğa kapılmak.
Deyim
Bağlanmak
Bir kişiye, bir konuya derin biçimde tutulmak.
Deyim
Bahis açmak
Bir konuda söz başlatmak.
Deyim
Baltayla saldırmak
Sert ve yıkıcı eleştirilerde bulunmak.
Deyim
Bardak kıran sağ kollu
Sakar, hatalı kişi.
Deyim
Başına bela almak
Sıkıntı, dert, sorun çağırmak; kötü bir duruma sürüklenmek.
Deyim
Başına buyruk
Kimseyi dinlemeyen, kendi kararıyla hareket eden kişi.
Deyim
Başına çorap örmek
Birine planlı biçimde kötülük etmek; tuzak kurmak.
Deyim
Başını ağrıtmak
Bir kişiye sürekli rahatsızlık vermek; meşgul etmek.
Deyim
Başının çaresine bakmak
Kendi sorunlarını kendi başına çözmek.
Deyim
Beceri göstermek
Bir konuda yetenek sergilemek; başarılı olmak.
Deyim
Bedeli ödemek
Bir hata ya da kararın sonuçlarını yaşamak.
Deyim
Bel altına vurmak
Sportmenliğe aykırı, haksız bir şekilde saldırmak.
Deyim
Bel kemiği olmak
Bir grubun, kurumun ana destekçisi, temeli olmak.
Deyim
Beraberlik
Birlikte hareket etme; uyumlu olma.
Deyim
Beşik gibi sallamak
Sürekli, hafif bir biçimde sallamak; rahatlatmak.
Deyim
Beyhude yere
Boşa, sonuçsuz, gereksiz biçimde.
Deyim
Bir alay
Çok sayıda; kalabalık.
Deyim
Bir an evvel
Mümkün olduğunca çabuk, acilen.
Deyim
Bir avuç
Çok az miktarda.
Deyim
Bir ayağı çukurda
Çok yaşlı; ölüme yaklaşmış.
Deyim
Bir başına
Yalnız, kimsesiz.
Deyim
Bir bilen
Bir konuda uzman olan kişi.
Deyim
Bir çift söz
Kısa, basit bir konuşma.
Deyim
Bir damla insan
Boyu küçük, ama önemli kişi.
Deyim
Bir dünya
Çok fazla, sayıca büyük miktarda.
Deyim
Bir hayli
Oldukça çok, fazla miktarda.
Deyim
Bir nefeste
Çok kısa sürede, hızla.
Deyim
Bir tutam
İki parmak arasına alınabilecek kadar küçük miktar.
Deyim
Bir yana
Bir tarafta; bir konuyu bir kenara koymak.
Deyim
Birbirini yemek
Sürekli kavga etmek; tartışmak.
Deyim
Boğazı düğümlenmek
Üzüntüden konuşamamak; söyleyecek kelime bulamamak.
Deyim
Boğazı doymamak
Hep aç gibi olmak; aşırı yemek istemek.
Deyim
Boş bulunmak
Hazırlıksız, dikkatsiz olmak; yanlış zamanda yakalanmak.
Deyim
Boş zaman
İşten arta kalan, dinlenmeye ayrılan zaman.
Deyim
Boyun bükmek
Acziyetle kabul etmek; teslim olmak.
Deyim
Boylu boyunca
Tüm vücut uzunluğunca; tamamen.
Deyim
Bozuk plak gibi
Aynı konuyu sürekli tekrarlayan; usandırıcı.
Deyim
Bunalmak
Sıkıntıdan, üzüntüden bezmek.
Deyim
Burnu sürtmek
Birinin kibrini, gururunu kırmak.
Deyim
Buz gibi olmak
Çok soğuk olmak.
Deyim
Buz tutmak
Donmak, hareketsizleşmek; sıkıntıdan donup kalmak.
Deyim
Cadı kazanı
Karmakarışık, kontrolsüz, gergin durum.
Deyim
Çalakalem yazmak
Düşünmeden, hızla yazmak.
Deyim
Çakmak çakmak olmak
Gözleri parlamak; öfkeden, heyecandan parıldamak.
Deyim
Çamur atmak
Birini lekelemek; iftira atmak.
Deyim
Çantasını toplamak
Bir yerden ayrılmak; iş yerinden çıkmak.
Deyim
Çene yapmak
Boş yere konuşmak; sohbet etmek.
Deyim
Çığ gibi büyümek
Hızla, kontrolsüz büyümek; yayılmak.
Deyim
Çıkar peşinde
Sadece kendi menfaatini düşünmek.
Deyim
Çıldırmak
Aşırı sinirlenmek, kontrolünü kaybetmek.
Deyim
Çoluk çocuk
Bir ailedeki çocukların tamamı; eşle çocuklar.
Deyim
Çorap söküğü gibi
Bir konunun zincirleme açılması; sırayla ortaya çıkmak.
Deyim
Çürük çarık
Niteliksiz, bozuk, eski.
Deyim
Daldan dala konmak
Konudan konuya atlamak; kararsız davranmak.
Deyim
Dem vurmak
Bir konudan söz etmek, anmak.
Deyim
Demediğini bırakmamak
Hakkında her türlü kötü söz söylemek.
Deyim
Demet demet
Çok sayıda; demetler hâlinde.
Deyim
Demet halinde
Toplu, birbirine bağlı biçimde.
Deyim
Derdi büyük
Önemli sorunları olan kişi.
Deyim
Dert açmak
Yeni bir sıkıntı, sorun çıkarmak.
Deyim
Dert ortağı
Acılarını paylaşan, üzüntülerini dinleyen kişi.
Deyim
Dimdik ayakta
Sağlıklı, dik durabilen.
Deyim
Dinleyen kulağı olmak
Bir konuda dikkatlice dinleyen biri olmak.
Deyim
Dirsek temasında olmak
Yakın temas, sıkı ilişki içinde olmak.
Deyim
Diş sıkmak
Acıya, sıkıntıya katlanmak; sabretmek.
Deyim
Dize gelmek
Yenik düşmek, boyun eğmek.
Deyim
Dolaşıp durmak
Aynı yerde sürekli yürümek; karar verememek.
Deyim
Donanmış olarak
Hazırlıklı, eksiksiz biçimde.
Deyim
Doymak bilmemek
Hep daha fazlasını istemek; bitmek bilmeyen istek.
Deyim
Dökülen damla
Az ama önemli olan miktar; yıpratan tekrar.
Deyim
Dudaklarını ısırmak
Bir şeyi söylememek için kendini tutmak.
Deyim
Duvar gibi sağır
Hiç dinlemeyen, anlayışsız.
Deyim
Düş kırıklığına uğramak
Beklediği şey gerçekleşmediği için üzülmek.
Deyim
Düşkün olmak
Bir şeye çok bağlı, ondan vazgeçemeyen.
Deyim
Düşünüp taşınmak
Bir konuyu uzun uzun değerlendirmek.
Deyim
Edebi adabıyla
Saygılı, ölçülü, uygun davranışla.
Deyim
Eğitimli olmak
Okumuş, kültürlü, uygun davranışlar bilen.
Deyim
Ekmek elden, su gölden
Çabasız, başkasından gelen kazançlarla yaşamak.
Deyim
El bağlamak
Saygıyla, edeple beklemek.
Deyim
El ele vermek
Birlikte hareket etmek, yardımlaşmak.
Deyim
El emeği
Kişinin kendi gücüyle yaptığı iş.
Deyim
Eli ekmek tutmak
Geçimini sağlamak, çalışmak; iş hayatına atılmak.
Deyim
Eli sıkı olmak
Cimri, tasarruflu olmak.
Deyim
Elinde patlamak
Bir konunun ya da işin başına büyük zarar vermek.
Deyim
Eline geçmek
Bir konuyu öğrenmek, bilgiyi kazanmak.
Deyim
Eline su dökmek
Birine hizmet etmek, ona yardım etmek.
Deyim
Elini ayağını çekmek
Bir yerden, bir kişiden uzaklaşmak.
Deyim
Elini eteğine kaldırmak
Çabaya, çalışmaya başlamak.
Deyim
Elini öpmek
Saygıyla, sevgiyle el öpmek.
Deyim
Elini sallasa ellisi
Çok talip olan, kolayca bulabileceği seçenekler arasında.
Deyim
Elini taşın altına koymak
Bir işin sorumluluğunu üstlenmek.
Deyim
Elini uzatmak
Yardım etmek; ulaşmaya çalışmak.
Deyim
Eli yüzü düzgün
Görünüşü güzel, intizamlı kişi.
Deyim
Ensesinde olmak
Birinin peşine takılıp sıkıştırmak; takip etmek.
Deyim
Esami okunmamak
Önemsiz görülmek, hesaba katılmamak.
Deyim
Etrafa saçılmak
Düzensiz biçimde dağılmak; her tarafa yayılmak.
Deyim
Ev ev gezmek
Sırayla ev ev dolaşmak; alışveriş ya da ziyaret.
Deyim
Eyvallah etmek
Saygıyla kabul etmek, teşekkür etmek.
Deyim
Fakir fukara
Yoksul, ihtiyaç sahibi insanlar.
Deyim
Fala bakmak
Bir kâhin ya da medyumla geleceği görmeye çalışmak.
Deyim
Falan filan
Çeşitli, bilinmeyen ya da gereksiz ayrıntılar.
Deyim
Fatura kesmek
Bir kişiyi sorumlu tutmak; suçlamak.
Deyim
Faydalı olmak
Birine ya da bir konuya yarar sağlamak.
Deyim
Fırına vermek
Bir şeyi yok etmek; tamamen mahvetmek.
Deyim
Fırlatıp atmak
Bir şeyi sertçe atmak, kabul etmemek.
Deyim
Fitilini almak
Çok kızmak, sinirlenmek.
Deyim
Forsa olmak
Çok yorucu, sürekli iş yapmak zorunda kalmak.
Deyim
Galiba
Sanırım, muhtemelen, büyük olasılıkla.
Deyim
Garezini almak
Birinden öç almak, hesabı görmek.
Deyim
Gaza basmak
Hızlanmak, daha çok çaba göstermek.
Deyim
Gel git yapmak
Bir karara karar verememek, sürekli fikir değiştirmek.
Deyim
Geri kafalı
Eski düşüncelere bağlı; modern düşüncelere kapalı.
Deyim
Gevşek davranmak
Sıkı, dikkatli olmamak; aldırışsız davranmak.
Deyim
Gönlü açılmak
Mutluluk, ferahlık duymak; rahatlama.
Deyim
Gönlü ferah
Huzurlu, kaygısız, neşeli.
Deyim
Gönlü hoş
Mutlu, neşeli; rahat.
Deyim
Gönlünü çelmek
Birinin sevgisini, ilgisini kazanmak.
Deyim
Gözden uzak
Görünmeyen, fark edilmeyen yerde.
Deyim
Gözü görmek
Bir konuyu fark etmek, anlamak.
Deyim
Gözü kalmak
Bir şeyi sahip olmak istemek; arzulamak.
Deyim
Gözü olmak
Bir şeye sahip olmak istemek; planlamak.
Deyim
Gözü tutmak
Bir kişi ya da nesneyi beğenmek, hoşlanmak.
Deyim
Gözü tutmamak
Bir kişi ya da nesneyi beğenmemek; güvenmemek.
Deyim
Gözünü dolduran
Beğeniyle bakılan, hayran kalınan.
Deyim
Gözünü kan bürümek
Aşırı öfkeden kontrolden çıkmak.
Deyim
Gözünü kapatmak
Bir konuyu görmezden gelmek; hoşgörmek.
Deyim
Gücü yetmek
Bir işi yapmaya kuvveti olmak.
Deyim
Güftesiz beste
İçi boş, anlamsız söz.
Deyim
Gülünç düşmek
Komik, alay edilecek duruma düşmek.
Deyim
Gümbür gümbür
Çok yüksek sesle, gürültüyle.
Deyim
Gün doğmadan
Çok erken; sabah olmadan.
Deyim
Günden güne
Yavaş yavaş, her geçen gün biraz daha.
Deyim
Günü gelmek
Bir şeyin zamanı dolmak.
Deyim
Günü kurtarmak
Sadece bugünü düşünmek; uzun vadeli plan yapmamak.
Deyim
Hâl hatır sormak
Birinin durumunu sormak; sıcakça karşılamak.
Deyim
Halt etmek
Yanlış, uygunsuz iş yapmak.
Deyim
Hangi rüzgâr attı
Beklenmedik bir gelişle gelen kişiye sorulan ifade.
Deyim
Hatırı kalmak
Bir kişi tarafından kırılmak, üzülmek.
Deyim
Hatırını sormak
Sağlık ve hâlini sormak; ilgi göstermek.
Deyim
Hava civa
Önemsiz, boş söz; içi boş gevezelik.
Deyim
Havadan sudan
Önemsiz konularda; sıradan sohbet.
Deyim
Hazırı yemek
Çabasız, başkasının emeğinden faydalanmak.
Deyim
Hazır cevap
Hızlı, akıllıca cevap veren kişi.
Deyim
Hediyeye düşmek
Beklenmedik bir armağan almak.
Deyim
Hesap kitap yapmak
Detaylı hesaplama yapmak; planlamak.
Deyim
Hor görmek
Birini küçümsemek; aşağılamak.
Deyim
Hücum etmek
Bir konuya, bir kişiye saldırgan biçimde yaklaşmak.
Deyim
Hülyaya dalmak
Hayallere kapılmak, dalıp gitmek.
Deyim
Iskartaya çıkarmak
Kullanılmaz hâle getirip kenara çekmek.
Deyim
İçe doğmak
Bir şeyi sezgisel olarak hissetmek.
Deyim
İçinden çıkılmaz
Çok karmaşık, çözümü zor.
Deyim
İğneyi kendine batır
Önce kendini eleştir, sonra başkasını.
Deyim
İhtarda bulunmak
Resmi olarak uyarı yapmak.
Deyim
İki cami arasında
İki seçenek arasında karar verememek.
Deyim
İki gözü iki çeşme
Çok ağlayan; gözyaşları dökülen.
Deyim
İki kelime etmek
Kısa, basit bir şeyler söylemek.
Deyim
İki saatte bir
Sürekli, sık sık.
Deyim
İlerisini görmek
Geleceği tahmin etmek; uzun vadeli düşünmek.
Deyim
İlmek ilmek
Detaylı, dikkatli, parça parça.
Deyim
İncelemek
Bir konuyu detaylı, dikkatli biçimde araştırmak.
Deyim
İnce eleyip sık dokumak
Bir konuyu çok titiz, ayrıntılı incelemek.
Deyim
İncir çekirdeği
Çok küçük, önemsiz şey.
Deyim
İnzivaya çekilmek
Tek başına kalmak; sosyal yaşamdan uzaklaşmak.
Deyim
İpe sapa
Mantıklı, anlamlı (genellikle olumsuz: ipe sapa gelmez).
Deyim
İrade ortaya koymak
Kararlılığını net biçimde göstermek.
Deyim
İskambil kağıdı gibi yıkılmak
Kolayca, hızla bozulmak; çökmek.
Deyim
İş görmek
Bir kişiye yardım etmek; iş yapmak.
Deyim
İşi gücü olmamak
Yapacak hiçbir önemli işi olmamak.
Deyim
İşine bakmak
Kendi işiyle ilgilenmek; başkalarının işine karışmamak.
Deyim
İt dalaşı
Anlamsız, küçük çıkar tartışmaları.
Deyim
İtibar etmek
Bir kişiye ya da konuya değer vermek.
Deyim
İttifak kurmak
Birlik oluşturmak; ortak hareket için anlaşmak.
Deyim
İyi gün dostu
Sadece iyi günde yanında olan, kötü günde kaybolan.
Deyim
İyi geçinmek
Birlikte uyumlu, sorunsuz yaşamak.
Deyim
İyilik etmek
Birine yararlı, sevecen davranmak.
Deyim
Kafayı bulmak
Sarhoş olmak; alkol almak.
Deyim
Kafayı dinlemek
Zihinsel olarak rahatlamak; kafa ağrısından kurtulmak.
Deyim
Kanaat etmek
Sahip olduğuyla yetinmek; rıza göstermek.
Deyim
Kanat çırpmak
Bir konuda çabalamak, çare aramak.
Deyim
Kapağı atmak
Bir yere ya da konuma erişmek; sığınmak.
Deyim
Kapı kapı dolaşmak
Yardım, iş, çare aramak için bir yerden bir yere gitmek.
Deyim
Karagünde dost
Zor zamanda yanında olan gerçek dost.
Deyim
Kara para
Yasadışı yollardan kazanılmış para.
Deyim
Karşı durmak
Bir konuya direnmek, muhalefet etmek.
Deyim
Kasıp kavurmak
Bir yeri istila edip yıkıp dökmek.
Deyim
Kayan yıldız
Geçici, hızla geçen; bir kerelik fırsat.
Deyim
Kazma kürek
Tarımsal aletler; kaba, sert iş.
Deyim
Kekemeleşmek
Heyecanla ya da korkudan kelimeleri net çıkaramamak.
Deyim
Kelle kulak yerinde
Sağlıklı, vücut yapısı düzgün.
Deyim
Kelimeleri eğip bükmek
Sözcüklerle oyun yaparak gerçeği gizlemek; manipülasyon.
Deyim
Kepenk kapatmak
İş yerini kapatmak; protesto için iş bırakmak.
Deyim
Kıyak geçmek
Birine kolaylık sağlamak; iyilik yapmak.
Deyim
Kıyamet günü
Çok zorlu, kaotik bir gün.
Deyim
Kıymetlendirmek
Bir şeyin değerini artırmak; faydalı kullanmak.
Deyim
Kibirli
Kendini büyük gören, alçakgönülsüz.
Deyim
Kim olduğunu unutmak
Şımarınca haddini aşmak; kendisinden ne beklendiğini unutmak.
Deyim
Kırklara karışmak
Aniden ortadan kaybolmak; ulaşılamaz olmak.
Deyim
Köşe kapmak
Avantajlı bir pozisyon ele geçirmek.
Deyim
Köşeyi dönmek
Birden zenginleşmek; başarıya ulaşmak.
Deyim
Kötü niyetli
Zararlı niyetler taşıyan; samimiyetsiz.
Deyim
Kuş bakışı
Yukarıdan, genel açıdan bakmak.
Deyim
Kuvvet vermek
Birinin gücünü, motivasyonunu artırmak.
Deyim
Laf altına bırakmamak
Hakkındaki sözlere yanıt vermek; geri çekilmemek.
Deyim
Lafı uzatmak
Konuyu gereksiz uzun anlatmak.
Deyim
Lale gibi
Çok güzel, narin, hassas.
Deyim
Linç etmek
Bir kişiyi sözle ya da fiziksel olarak topluca yargılamak.
Deyim
Lokomotif olmak
Bir hareketin, bir grubun öncüsü olmak.
Deyim
Mağrur olmak
Gururlanmak, kibre kapılmak.
Deyim
Mahalle baskısı
Yakın çevrenin bireye uyguladığı sosyal etki.
Deyim
Mahşer kalabalığı
Çok büyük, yoğun insan kalabalığı.
Deyim
Mal mülk sahibi
Çok varlığı olan, zengin kişi.
Deyim
Maraz çıkarmak
Sorun, dert yaratmak.
Deyim
Marifetli
Çok yetenekli, becerikli kişi.
Deyim
Masum görünmek
Suçlu olmadığını sergilemek; saf gibi davranmak.
Deyim
Mat etmek
Birini cevap veremez hâle getirmek; yenmek.
Deyim
Mavi boncuk dağıtmak
Birden fazla kişiye sevgi, ilgi göstermek (genellikle olumsuz).
Deyim
Mecbur kalmak
Zorunlu olmak; başka çare bulamamak.
Deyim
Meraklanmak
Endişeye, kaygıya kapılmak; merak duymak.
Deyim
Mesafeli olmak
Bir kişiye yakın davranmamak; uzakta durmak.
Deyim
Meşgul etmek
Birini bir konuyla oyalamak; iş gördürmek.
Deyim
Mide bulandırmak
Tiksinti yaratmak; rahatsız etmek.
Deyim
Mıh gibi sapmamak
Çok kararlı; yolundan dönmeyen.
Deyim
Misafir gelmek
Birinin evine konuk olmak.
Deyim
Misafirperver olmak
Misafire iyi bakan, sıcak karşılayan.
Deyim
Mosmor
Renk değişikliğiyle çok soğuk, korku ya da öfkenin etkisi.
Deyim
Müptela olmak
Bir alışkanlığa, bağımlılığa kapılmak.
Deyim
Müthiş güzel
Olağanüstü güzel.
Deyim
Naçar kalmak
Çaresiz kalmak; yapacak bir şey bulamamak.
Deyim
Namertçe davranmak
Onursuz, hain biçimde davranmak.
Deyim
Namus belasına
Onur uğruna, başka çare olmadığında.
Deyim
Nasibinde olmak
Kaderde olan, payına düşen.
Deyim
Nazlanmak
Şımarıkça çekinmek; zorla razı olmak.
Deyim
Ne ad altında
Hangi gerekçeyle, hangi şekilde.
Deyim
Ne istiyorsun
Bir kişiden ne talep edildiğini sormak.
Deyim
Ne tatlı
Çok güzel, sevimli; takdir bildirir.
Deyim
Ne yapsa nafile
Yaptığı şeyler boşa, sonuçsuz; çabasız.
Deyim
Ne yardan ne serden geçmek
İki seçenek arasında karar verememek.
Deyim
Nefes nefese kalmak
Çok yorgun, soluk soluğa olmak.
Deyim
Nereden bakarsan bak
Hangi açıdan bakılırsa bakılsın; her halükârda.
Deyim
Niyeti bozmak
Önceki kararından vazgeçmek.
Deyim
Nutku tutulmak
Şaşkınlıktan konuşamamak.
Deyim
Ocak başında
Aile içinde, evdeki yaşamda.
Deyim
Ofsayda düşmek
Yanlış zamanda yanlış yerde olmak; durumdan haberdar olmamak.
Deyim
Olduğu gibi
Değiştirmeden, samimi biçimde.
Deyim
Olur olmaz şey
Önemsiz, gereksiz nesne ya da konu.
Deyim
Omuz vermek
Bir konuya destek vermek; yardım etmek.
Deyim
Onayını almak
Bir konuda izin, izah almak.
Deyim
Önüne geçmek
Bir olayı durdurmak; engel olmak.
Deyim
Örnek olmak
Davranışlarıyla başkalarına model olmak.
Deyim
Örtbas etmek
Bir olayı, bir gerçeği gizlemek.
Deyim
Pabucu büyük
Söylediği büyük olan; iddialı kişi.
Deyim
Pamuk gibi yumuşak
Çok yumuşak, hassas, narin.
Deyim
Para etmek
Değerli olmak, satılabilmek.
Deyim
Para getirmek
Kazançlı olmak; gelir sağlamak.
Deyim
Para kazanmak
Çalışıp gelir elde etmek.
Deyim
Para kıtlığı
Mali sıkıntı; ekonomik zorluk dönemi.
Deyim
Patavatsız davranmak
Düşünmeden, kaba davranmak.
Deyim
Pazara çıkmak
Bir ürünün satış için piyasaya sunulması.
Deyim
Perde arkasında
Görünmeyen, gizli yapılan iş.
Deyim
Perende atmak
Aniden tepki vermek; ani hareket yapmak.
Deyim
Pestilini çıkarmak
Birini çok yormak; ezmek.
Deyim
Peşkeş çekmek
Bir şeyi haksız olarak başkasına vermek.
Deyim
Pot kırmak
Sosyal bir hata yapmak; gaf.
Deyim
Pratik düşünmek
Kullanışlı, hızlı çözüm odaklı düşünmek.
Deyim
Prensiplere göre
İlkelere, kurallara uygun olarak.
Deyim
Pürüzsüz
Sorunsuz, engelsiz; mükemmel.
Deyim
Püsküllü bela
Çok büyük, içinden çıkılmaz sorun.
Deyim
Rahat bırakmak
Birini özgür bırakmak; meşgul etmemek.
Deyim
Razı olmak
Bir konuyu kabul etmek; rıza göstermek.
Deyim
Rehavete kapılmak
Gevşeme, dikkatsizlik göstermek.
Deyim
Renkli kişi
İlginç, dikkat çeken, çok yönlü insan.
Deyim
Resmen
Tamamen, gerçekten, kesin biçimde.
Deyim
Riayet etmek
Kurallara uymak; saygıyla davranmak.
Deyim
Riske girmek
Tehlike içeren bir karar almak.
Deyim
Rota değiştirmek
Yön değiştirmek; planı yeniden yapmak.
Deyim
Ruh halinde olmak
Belirli bir duygu ya da zihinsel durumda olmak.
Deyim
Sabah sabah
Erken saatlerde, gün başlamadan.
Deyim
Sabırsızlanmak
Beklemekte zorlanmak; sabrı tükenmek.
Deyim
Sağ duyu
Mantıklı, ölçülü düşünme yetisi.
Deyim
Saklamak
Bir şeyi gizlemek; bir kişiyi korumak.
Deyim
Saman alevi
Hızla parlayıp sönen, geçici şey.
Deyim
Sarsıntı geçirmek
Hayatında büyük bir değişim, şok yaşamak.
Deyim
Saygıyla anmak
Bir kişinin değerli hatırasını saygıyla hatırlamak.
Deyim
Sebep göstermek
Bir konunun gerekçesini ortaya koymak.
Deyim
Sefa sürmek
Mutlu, rahat, eğlenceli yaşamak.
Deyim
Selam göndermek
Uzaktaki kişiye sevgisini ulaştırmak.
Deyim
Sersem etmek
Bir kişiyi şaşkına çevirmek; bayıltmak.
Deyim
Servet sahibi
Çok varlığı olan, zengin kişi.
Deyim
Sessiz kalmak
Bir konuda hiç ses çıkarmamak; tepki vermemek.
Deyim
Sevimli olmak
Hoş, cana yakın, beğenilen.
Deyim
Sevinçten uçmak
Çok sevinçli, mutluluktan kendinde olmamak.
Deyim
Sıkıcı bulmak
Bir şeyden hoşlanmamak; yorulmak.
Deyim
Sıkı durmak
Disiplinli, kararlı kalmak; metanetli olmak.
Deyim
Sıkıntı çekmek
Üzüntü, zorluk yaşamak.
Deyim
Sınırı aşmak
Tahammül sınırını geçmek; yasakları aşmak.
Deyim
Sırt çevirmek
Birinden ya da bir konudan vazgeçmek; ihmal etmek.
Deyim
Sis perdesi
Bir konunun anlaşılmaz, gizli olması.
Deyim
Sıyrılıp gitmek
Sorumluluktan, durumdan kaçmak.
Deyim
Sokakta kalmak
Evsiz, çaresiz kalmak.
Deyim
Sonra bakarız
Şimdilik ertelemek; gelecekte değerlendirmek.
Deyim
Soyut düşünce
Maddi olmayan, kavramsal düşünce.
Deyim
Sözüne güvenmek
Birinin verdiği söze inanmak.
Deyim
Sözünü tutmak
Verdiği taahhüdü yerine getirmek.
Deyim
Suç işlemek
Yasalara aykırı davranış sergilemek.
Deyim
Sürpriz yapmak
Beklenmedik hoş bir hareket yapmak.
Deyim
Şahit olmak
Bir olaya tanık olmak; görmek.
Deyim
Şahsi konu
Bir kişinin özel hayatına dair mesele.
Deyim
Şaşkına dönmek
Çok şaşırmak, ne yapacağını bilememek.
Deyim
Şehirde olmak
Bir yere gelmiş, bulunan; mesafede olmak.
Deyim
Şehit olmak
Vatan, din uğruna ölmek.
Deyim
Şikâyetçi olmak
Bir konuda rahatsızlık, problemi olmak.
Deyim
Şişip kabarmak
Kibirle gururlanmak; kendini büyük göstermek.
Deyim
Şüphesiz
Kesinlikle, kuşkusuz.
Deyim
Tahta gibi sert
Çok sert, esnek olmayan.
Deyim
Takdire şayan
Beğeni, övgüye değer.
Deyim
Tam yerinde
Çok uygun, doğru; isabetli.
Deyim
Tatlı bir tebessüm
Hoş, sıcak, samimi gülümseme.
Deyim
Tedavi olmak
Hastalıktan kurtulmak için tıbbi yardım almak.
Deyim
Tehdit etmek
Birine korku salmak; sözlü saldırı yapmak.
Deyim
Tek başına
Yalnız; başkasının yardımı olmadan.
Deyim
Telaşlanmak
Heyecanlanıp aceleci hâle gelmek.
Deyim
Temin etmek
Bir şeyi sağlamak, sunmak.
Deyim
Tepki vermek
Bir olaya cevap, karşılık vermek.
Deyim
Terhis olmak
Askerlik görevini tamamlayıp serbest bırakılmak.
Deyim
Tertibe sokmak
Bir şeyi düzene koymak.
Deyim
Tetikte olmak
Dikkatli, hazırlıklı, uyanık olmak.
Deyim
Tezat oluşturmak
Bir konuyla zıt durum yaratmak.
Deyim
Tıkanıp kalmak
Konuşamamak; bir konuda ilerleyememek.
Deyim
Titiz olmak
Çok dikkatli, ayrıntılı çalışan.
Deyim
Toplum içine çıkmak
Kalabalığa, sosyal ortama girmek.
Deyim
Tutkunu olmak
Bir konuya, bir kişiye çok bağlanmak.
Deyim
Türlü çeşit
Çok farklı, çeşitli türde.
Deyim
Tüy gibi
Çok hafif; narin.
Deyim
Ucu ucuna
Çok az farkla, sınırda; zar zor.
Deyim
Uçar gibi
Çok hızlı; uçucu, hafif.
Deyim
Uğraşıp durmak
Bir konuda sürekli çabalamak; uzun süreli uğraşmak.
Deyim
Ulu orta
Açık seçik, herkesin önünde.
Deyim
Umutsuzluğa kapılmak
Çare bulamamak, ümit kaybetmek.
Deyim
Unutamamak
Bir şeyi hatırından çıkaramamak; aklında tutmak.
Deyim
Üst üste
Birbiri ardına; sürekli olarak.
Deyim
Üstüne gitmek
Bir konuyu inatla takip etmek; sıkıştırmak.
Deyim
Üzüntüye boğmak
Birini çok üzmek; derin keder yaratmak.
Deyim
Vah vah demek
Üzüntüsünü, acımasını ifade etmek.
Deyim
Var olmak
Mevcut, hayatta olmak.
Deyim
Vasiyet etmek
Ölmeden önce dileklerini bırakmak.
Deyim
Verem etmek
Aşırı üzmek, sıkıntı vermek.
Deyim
Vıcık vıcık
Çok ıslak, sulu, yapışkan.
Deyim
Vız gelmek
Bir konuyu hiç önemsememek.
Deyim
Yabancı düşmemek
Bir ortamda kabul görmek; kendinden saymak.
Deyim
Yaka silkmek
Bir kişiden ya da konudan bezmek; kaçmak.
Deyim
Yakası açılmadık küfür
Daha önce duyulmamış, çok ağır küfür.
Deyim
Yakın takip
Çok yakından gözlemleyerek izlemek.
Deyim
Yalın ayak
Ayakkabısız; çıplak ayakla.
Deyim
Yan bakmak
Düşmanca, kötü niyetle bakmak.
Deyim
Yanak yanağa
Çok yakın, samimi biçimde.
Deyim
Yangın yeri
Çok karışık, kaotik, yıkık ortam.
Deyim
Yapboz gibi
Karmaşık, parça parça çözülen.
Deyim
Yapmacık
Doğal olmayan, samimiyetsiz.
Deyim
Yara açmak
Birini üzmek; psikolojik zarar vermek.
Deyim
Yardımcı olmak
Birine destek olmak, kolaylık sağlamak.
Deyim
Yarım yamalak
Tam değil, eksik, özensiz.
Deyim
Yatağa girmek
Uyumak için yatağa uzanmak.
Deyim
Yatış göstermek
Sakinleşmek, gerginliğin azalması.
Deyim
Yatkın olmak
Bir konuya eğilimli olmak.
Deyim
Yel gibi geçmek
Çok hızlı geçmek; aniden gelip gitmek.
Deyim
Yerden bitme
Boyu çok küçük olan; cüsse olarak ufak.
Deyim
Yerin yedi kat dibi
Çok aşağı, çok derin; mecazî olarak rezilliğin son noktası.
Deyim
Yerinde duramamak
Sürekli hareket etmek; sabırsız olmak.
Deyim
Yerinden kımıldatmak
Bir şeyi konumundan oynatmak.
Deyim
Yerinden olmak
Konumunu, görevini, evini kaybetmek.
Deyim
Yıkıcı eleştiri
Yapıcı olmayan, sadece zarar veren eleştiri.
Deyim
Yıldız barışmamak
İki kişi arasında uyumsuzluk olmak.
Deyim
Yıllar yılı
Çok uzun yıllar boyunca.
Deyim
Yoğun ilgi
Çok kişi tarafından önemsenmek.
Deyim
Yola çıkarmak
Birini bir yere göndermek; uğurlamak.
Deyim
Yola düzülmek
Yola çıkmak; harekete geçmek.
Deyim
Yöntem geliştirmek
Bir iş için yeni teknik bulmak.
Deyim
Yumruk yumruğa
Fiziksel kavga, dövüş içinde.
Deyim
Yutmak
Bir hakareti, eleştiriyi sessizce kabul etmek.
Deyim
Yüksek mevki
Önemli, üst seviye konum.
Deyim
Zaman ayırmak
Bir konuya, kişiye vakit harcamak.
Deyim
Zaman tanımak
Birine düşünmesi için süre vermek.
Deyim
Zar zor yetişmek
Son anda, güçlükle yetişmek.
Deyim
Zerre kadar
Çok az, eser miktarda.
Deyim
Zihin yorucu
Düşünmeyi gerektiren; akıl yoran.
Deyim
Zorluk çekmek
Bir konuda sıkıntı yaşamak.
Deyim
Aceleye gelmek
Hazırlıksız, hızla iş yapmak zorunda kalmak.
Deyim
Adam gibi
Düzgün, doğru, dürüst biçimde.
Deyim
Adı sanı yok
Hiç tanınmayan, bilinmeyen.
Deyim
Ağzı kapalı
Sır saklayabilen; konuşmayan.
Deyim
Aklın almaz
Anlaşılması imkânsız, akla sığmayan.
Deyim
Bahane uydurmak
Kötü niyetli olmadığını söylemek için yalan üretmek.
Deyim
Bedavadan
Ücretsiz; çabasız.
Deyim
Beğenisini kazanmak
Bir kişinin takdirini almak.
Deyim
Birbirine düşmek
Aralarında kavga, ayrılık çıkmak.
Deyim
Bizden olmak
Bir gruba ait olmak; aile sayılmak.
Deyim
Boş atıp dolu tutmak
Tahminle isabet kaydetmek; tesadüfen başarmak.
Deyim
Bulutların üstünde
Çok mutlu; gerçekçi olmayan.
Deyim
Cemiyetten kaçmak
Sosyal ortamlardan uzak durmak.
Deyim
Çene düşmek
Sürekli, durmadan konuşmak.
Deyim
Dil bilmek
Yabancı dil konuşabilmek.
Deyim
Düşman gibi
Sert, kavgacı biçimde.
Deyim
Hayatına atılmak
Bir kişinin hayatını etkilemeye başlamak.
Deyim
Bir taşla iki kuş vurmak
Tek bir hareketle iki ayrı sonuç elde etmek.
Deyim
Diş sıkmak
Sıkıntıya, acıya katlanmak; sabretmek.
Deyim
Eli kulağında olmak
Bir olayın ya da kişinin gelmesinin çok yakın olması.
Deyim
Göz göz olmak
Yara ya da delikler bol bol açılmak; çok yıpranmak.
Deyim
Yorgunluğunu çıkarmak
Dinlenmek, rahatlamak.
Deyim

Atasözü ve Deyim Nedir?

Atasözü, geçmiş kuşakların deneyimlerinden süzülmüş, kalıplaşmış, kısa ve özlü sözlerdir. Genellikle bir öğüt, bir hayat dersi ya da bir yargı bildirir. Deyim ise iki ya da daha fazla sözcükten oluşan, anlamı kelimelerin gerçek anlamından farklı olan, anlatımı güçlendiren kalıp ifadelerdir. Türkçe, hem atasözü hem deyim bakımından dünyanın en zengin dillerindendir.